Dünya UFO Tarihçesi

DÜNYA UFO TARİHÇESİ
 
Şimdi, zaman içersinde kısa bir yolculuk yapıp, dünyanın geçmiş tarihine bir göz atalım... UFO’ları yönlendirenler, eski uygarlıklara evrenin bilgisini taşıdılar. Şu anda olduğu gibi dünyamız, en ilkel çağdan günümüze kadar dünya dışı varlıklar tarafından ziyaret edildi ve edilmeye devam ediyor. Eski uygarlıklara verilen bilgiler, zaman içinde unutuldu ve değiştirildi. Ancak, son kırıntıları günümüze kadar gelebildi. UFO’lar her zaman vardı. Her çağda, her uygarlık dünya dışı dostlarla bağlantı kurdu. Aynı şey, bundan sonra da devam edecek. Hiç kimse dünya dışı zeki yaşam ve UFO gerçeğini yok edemeyecek, evrende ki varlığımızı yok edemeyeceğimiz gibi. Bakalım geçmişimiz bize neler anlatmak istemiş.

1- Aeskhilos’tan, Ksenefon’a, Plutarkhos’tan, Seneka’ya kadar eski tarihçiler, yazarlar sık sık uçan dairelerden söz ettiler. Romalılar, bu cisimlere “Yanan kalkanlar” adını vermişlerdi.

2- Gaius Plinius, “Doğa Tarihi” adlı eserinde Konsül Valeryus’un ve Konsül Marcus’un zamanında, daire ve yumurta biçiminde uçan nesnelerin gökyüzünde binlerce kişinin gözleri önünde hareket ettiklerini açıkça yazmaktaydı.

3- Bir başka Romalı yazar Julius Obseguiens, “Harikalar” adlı kitabında M.Ö. 216 yılında Cannes Savaşı’nın yapıldığı 2 Ağustos günü kimi yuvarlak, kimi parlak, kimi gemi biçiminde uçan nesnelerin savaş alanının üzerinden geçtiklerini, hatta yere yakın olduklarından içlerinde bulunan beyazımsı yaratıklarında rahatlıkla görüldüğünü yazmakta.

4- Aynı kitabın başka bir yerinde, Julius Obseguiens , M.Ö. 90 yılında, Spoleto şehrinde meydana gelen bir olayı şöyle anlatıyor: “Şafakta, gökyüzünde, korkunç bir gürültü yapan bir ateş topu görüldü. Altın yaldızlı bu top, ilki yeryüzüne düşer gibi oldu. Sonra ani bir kalkışla batıya doğru uzaklaştı. Güneşin önünden geçerek adeta güneşi örttü.” demekte.

5- Nis şehrinde bulunan bir el yazması 957 yılında şehir halkını dehşete düşüren iki ışıklı cisimden söz eder. Aynı şehir çeşitli zamanlarda da bu olaylara şahit olmuştur.

1139’da güneşler yeniden göründü.

1147’de Ay’da bir haç belirdi.

1217’de haçlar çoğalıp gökyüzünde dolaştılar.

1433’de ise ışıklar saçan bir daire görüldü.

6- Türkiye’de Çanakkale bölgesinde de yaşanan bir olay var. M.Ö 72 yılında Romalı general Lucullus’un emrindeki askerlerle Pontus kralı 6. Mithridates’in orduları arasında bir çarpışma olmuştu. Pontus Kralı’nın ordusu sayıca Romalı işgalcilerden oldukça kalabalıktı ve çok üstündü. Ve Kral Mithridatesin savaşı kazanması artık kesindi. Yunan tarihçi Plutarchus’a göre tam bu sırada her iki tarafı da fazlasıyla şaşırtan bir olay oldu. Pontus ordusu Romalılara saldırıyordu ki birden gökyüzü açıldı ve gökyüzünden iki ordunun arasına parlak gümüş renginde silindir biçimli dev bir nesne indi. Her iki orduda çok şaşırmıştı. Bu olaydan hemen sonra Pontus Kralı ve ordusu savaşı bırakıp kaçmıştır. Ve bu olay dünya Ufoloji tarihine bir büyük fenomen olarak geçmeyi başarmıştır.

7- 422 yılının şubat ayında İstanbul göklerinde gizemli bir ışık görüldüğü ve binlerce insan tarafından gözlemlenmiştir.

8- Bir başka ışıklı cisim 467 yılının ocak ayında ortaya çıkıyor. Bu gizemli ışık tam 40 gece boyunca kalmış ve sürekli ışıklar saçarak ve manevralar yaparak havada kaldı.

9- 566 Kasımında gökyüzünde doğudan batıya doğru mızrak şeklinde büyük bir ışık görülüyor. Mızrak tasviri bir ana gemi tasvirine çok benzemekte.

10- Yine kayıtlara göre 15 Nisan 602 yılında gökyüzünde kılıç şeklinde bu sefer bir başka ışıklı cisim gözleniyor.

11- Nisan 764’de bir ay boyunca gözlenen gizemli ve ürkütücü ışıklı cisimler yağmuru gözlendi.

12- 1402 martında İstanbul göklerinde beliren 40m uzunluğunda ve mızrak şeklinde bir başka cisim var. 6 ay devamlı olarak doğudan batıya doğru hareket eden bu cisim, havada manevralar yapıp, daha sonra hızla ortadan kayboldu.

13- 26 Mayıs 1453’te Ufoloji açısından büyük bir önem taşıyan bir olay meydana geldi. Osmanlı İmparatoru Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılan kentte, gündüz büyük bir sis tabakası vardı. Gece sis kalktığında, Ayasofya’nın üzerinde garip ışıklar görüldü. Bu ışıkları, hem Bizans, hem de Türk tarafından görüldü. Ayrıca, Bizans nöbetçileri, Türk hatlarının çok gerilerinde garip ışıkların dolandığını gördüler. Bu ışıklı cisimler, sürekli manevralar yaptıktan sonra yok oldular.

14- 1433’te yine İstanbul semalarında ışıklar saçan bir başka uçan daire gözlemi yapılmış.

15- İngiltere’de, 1290 yılında bir başka ışıklı cisim, yıldızlı daire şeklinde Yorkshire şehrinde bir manastırın bahçesinde çalışan rahipler tarafından gözlemlenmiş. Daha sonra ise bütün Yorkshire halkı tarafından gözleniyor. Havada manevralar yapıyor.

16- 14 Nisan 1561 günü, kırmızı – mavi – siyah – yeşil ışıklar saçan daireler, Nürnberg’te görülüyor. Bale Gazetesi, 7 Ağustos 1566 tarihli sayısında ilginç bir haber yayınlıyor. Bu haberde aynen şöyle deniyor : “İlkin güneşe doğru hızla yol alan, sonra savaşır gibi birbirlerine çarpan bir çok ışıklı cisim gökyüzünde görüldü. Binlerce insan tarafından gözlemlendi.”

17- 27 Ağustos 1608 yılında,Fransa’nın Martinik Adasında görülen uçan daire, ada halkını 48 saat süreyle dehşete düşürdü. Kaybolduktan sonra arkalarında büyük, siyah bir bulut yükseldi, bu cisimler gittikten sonra.

18- 16.yy bilim adamlarından ve aynı zamanda filozof olan Giordano Bruno D.D varlıklar hakkında yazdığı bir yazı yüzünden 1600’ler de yakılarak öldürülmüştür.

Yazdığı yazıda aynen şu kelimeler yer almaktadır.

“Sayısız takım yıldızlar, güneşler gezegenler vardır. Biz sadece bunların güneşlerini görebiliyoruz. Gezegenler gözümüze görünmeyecek kadar küçük ve karanlıktır. Bunla beraber güneşleri etrafında dönüp durmakta olan sayısız dünyalar vardır. Onların hiç birisi de bizimkinden daha az kalabalık yada daha tenha değildir”

19- Shakespeare de bir UFO görmüş ve bu sıra dışı gözlemini dünyaca ünlü piyesinde kullanmıştır.

(Kral Henry 5, Bölüm 3,2:1)

Edward : Kamaştırıyor gözlerimi , yoksa üç güneşi birden mi görüyorum.

Richard : Üç muhteşem güneş, her biri mükemmel bir güneş bulutlarla birbirinden ayrılmamış ,pırıl pırıl gök yüzünde ayrı ayrı duruyorlar. Bak bak ! birleşiyorlar.öpüşür gibi birbirlerini kucaklıyorlar. Sanki bozulması imansız bir ittifak üzerinde yemin etmişler. Şimdi onlar bir ışık, bir lamba, bir güneş mi?... Burada sema bir olayı işaret ediyor.

20- Ağustos ve Eylül 1743 yılında, Fransa’da ki Nice şehri, geceleri, kızıl bir ışıkla parlayan büyük bir ışık hûzmesiyle kaplandı. Şehrin kuzeybatısında görüldü, bu ışık hûzmeleri.

21- Goethe 1768 de ki yazdığı kendi biyografisinde bir UFO gözlemini de anlatmıştır.

22- 1838 yılında Hindistan’da ay kadar büyük, ucu kancalı, göz kamaştırıcı bir nesne görüldü, binlerce insan tarafından.

23- Fransa’nın Riviera bölgesinde, 1 Ağustos 1870 yılında büyük boyda, yuvarlak nesneler gökyüzünde görüldü. Aynı ya da benzer bir uçan nesne 26 Eylül günü de görüldü.

24- 1 Ağustos 1871’de Fransa’nın Marsilya şehrinde, gümüş renginde, yuvarlak bir uçan nesne, limanın üzerinden geçti.

25- ABD’nin Teksas bölgesinde ki Boham kasabasında 1873 yılında uçan bir nesne şehrin çevresinde bir çok kez döndü. Aynı olay, bir gün sonra Kansas’ta Fordscott bölgesinde tekrarlandı. Bu olay, binlerce insan tarafından gözlemlendi ve güncel gazetelere konu oldu.

26- 23 Mart 1877’de Fransa’nın Vence şehrinde daire şeklinde iki cisim, paniğe sebep oldu.

27- 5 Kasım 1883 tarihinde Şili’de, ışık saçan ay kadar bir nesne Şili göklerinde bir müddet dolaştı. Ardından yok oldu.

28-12 Ağustos 1883 tarihinde Meksika’da, Zacatatas Gözlemevinin görevlileri, denizin üstünde uçan, güneşin önünden uçan bir düzineye yakın ışıklı cismi tespit etti ve ilk defa olarak bu cisimlerin resimlerini çekmeyi başardılar.

29- Yeni Zelanda’da 1885 – 88’li yıllarda gökte büyük bir hızla ilerleyen, yuvarlak ışık saçan nesneler görüldü. Bu cisimler, zamanın güncel gazetelerinde yer aldılar.

30- 1885 yılında Bermuda adalarında, günlük bir gazetede adaların üzerinden geçen, kimliği belirsiz bir cisme ait bir haber yayınlandı.

31- İngiltere’nin Kuzey Galler bölgesinde 1894 yılında Amiral Ommanney, uzun ve yassı bir balığa benzeyen, turuncu bir çıkıntısı olan bir uçan daire gördüler. Bu olay, Dünya Ufo Literatürüne önemli bir olay olarak geçti. Çünkü, bu olay üst düzey askeri yetkililer tarafından görülmüştür.

32- İskoçya’da, 1895 tarihinde üçgen biçimli bir nesne, İskoçya’nın değişik bölgelerinde yüzlerce insan tarafından gözlemlendi.

33- 2 Temmuz 1907’de, Vermont bölgesinde, Burlington kasabası yaklaşık olarak 2 m boyunda koyu renkte bir uçan nesne, kasabanın üzerinde dolaşan cisim, ışıklar saçarak kayboluyor.

34- Ocak 1910’da ABD’nin Alabama Eyaletinde, gümüş renginde, çok büyük, puro şeklinde, uçan bir cisim gözlemlendi.

35- 19 Temmuz 1916’da, Hungtinton Virginia’da (ABD), gece saat 23’de yine upuzun, ışık saçan bir cismin dolaştığı görüldü.

36- 1896’da yaşanan bir olaylar serisi var. 17 Kasım 1896 gecesi, California semalarında, çok tuhaf ışıklı cisimler gözlemleniyor. Eyalet başkenti Sacremento sakinleri, gizemli bir güç tarafından yayılan elektrik arkının ışığı olarak tanımladıkları bu cisimler, sessiz bir şekilde uçmaktaydılar. Bu cisimler, halkın paniğe kapılmasına yol açtı. Bu olay, zamanın gazetelerinde manşet oldu.

37- Albay Cho ve arkadaşları, James Poler’ın 25 Kasım 1896’da yaşadığı bir olay var. Lodi kasabasından ayrılan, Albay Cho ve arkadaşları, Trophtan’a doğru, atlı arabayla gidiyorlardı ki, atları panik içinde tepki gösterip hareket edemez hâle geldi. İki tanık yukarıya doğru bakınca, ince, uzun yapılı, küçük ve çok güzel elleri olan, insana benzer, 3 yaratık gördüler. Derilerinin üzerinde yumuşak ve ince bir kürkten başka, yüz ve beden kılları yoktu. Gözler çok büyük, ağız ve burun çok küçüktü. Yaratıklar, havada yüzerekten, gemilerine döndüler. Gemilerine vardıklarında aracın yan tarafında bulunan bir kapıdan girerek, yükselip ortadan kayboldular.

38- 1897 yılında, Teksas Eyaletinin Orora kasabasında, çok önemli bir olay yaşandı. Havada patlayan, kasaba halkı tarafından gözlemlenen, bir uçan daire olayı bu. Hatta Teksas Devlet Üniversitesi Fizik Doçenti Profesör Tom Grey, bu olayı doğruladı, bir çok şahidi var, bu olayın. Bunlardan biri de Mary Avens’dir. Avens olayı aynen şöyle anlatıyor: “O gece esrarengiz, uçan bir makine, Yargıç Cruise adıyla anılan bölgeye, ateşler içinde düştü ve içinde bulunan kısa boylu, pilot ise kasabanın mezarlığına gömüldü.”

39- 1897 yılı, ABD için bilinmeyen uçan nesneler yılı olmuştu. 29 Mart günü, bir başka uçan puro şeklindeki cisim, Omaha’da görüldü. Bir gün sonra, başka bir uçan nesne bu sefer, Denver şehrinde görüldü.

40- Yine Nisan 1897’de ABD’de bir UFO gözlemi yapılmıştı. Orta Batı Amerika’nın birçok şehrinde, teleskopla gökyüzünde dolaşan, puro şeklinde, kanatlı bir nesne izlendi. Uçan nesne, etrafına rengarenk ışıklar saçıyordu.

41- New York Sun gazetesi, 1 Nisan 1897 tarihinde Kansas City’de beyaz ışıklar saçan, bir UFO olayı yayınlandı.

42- 11 Nisan 1897 tarihli New York Herald gazetesi, Chicago’da gözlemlenen bir ana gemiden bahsetti.

43- Aynı günlerde benzer cisimler, Fordword, Marshall ve Bomond’da görüldüler. Bunlar daire şeklinde olan, gökyüzünde sabit duran, halk arasında panik yaratan cisimlerdi.

44- 16 Nisan 1897 günü, Banet’ta puro şeklinde uçan bir nesne, halk arasında büyük bir paniğe neden oldu.

45- 21 Nisan günü, Kansas Loror kasabasında, Alexander Hamilton tarafından gözlemlenen bir olay var. Hamilton olayı şöyle anlatıyor: “Geçen Pazartesi gecesi, 20:30’da hayvanların ahırda çıkardığı gürültüyle uyandım. Evden çıktığındaysa, çiftliğin üzerine inen bir uzay gemisi gördüm. Yardımcısı Jim Hapsley ve oğlu Wall’ı çağırıp, baltalarımızı alarak, o yere doğru ilerledik. Bu arada uçan gemi, bir 10 m daha alçaldı. Biz ise geminin 50 m ilerisinde duruyorduk. Gemi, kalın puro şeklinde olup, 100 m uzunluğundaydı. Puronun altında ise, bir çeşit kabine vardı. Camdan veya şeffaf bir maddeden yapılmış olan bu kabinin içi iyice aydınlatılmıştı. İçinde de çok garip 6 tane varlık vardı. Şaşkına dönmüş, yerimizde mıhlanmış kalmıştık. Bilmem nasıl oldu? Varlıklar bizi görmüştü ve üzerimize bir ışık saçmışlardı. Birden bu gemi, bir kuş gibi havalandı ve ortadan kayboldu.”

46- Türkiye’den bir olay var. Ünlü Fransız Ufolog Jacques Valee araştırmaları sonucu, bu olayı Dünya UFO Literatürüne katmıştır. 2 Kasım 1885 tarihinde, İstanbul’un Üsküdar semtinde, çok önemli bir olay yaşandı. Şafak sökerken, önce mavimsi, sonra yeşilimsi renk alan ve 5-6 m yükseklikte seyreden, son derece parlak bir ışık, Üsküdar Vapur İskelesi üzerinde bir dizi dönüş yapıyor. Göz kamaştıran parlaklığı, evlerin içine kadar giriyor. 1,5-2 dakika kadar gözlemlenen UFO, daha sonra denize dalıyor. Denize dalışı sırasında hiçbir zaman su sesi duyulmuyor.

47- Atifet Tamer isimli bir bayan, 1967 yılında çocukluğunda yaşadığı bu olayı, yıllar sonra anlatma olanağı buluyor. “ Küçüklüğümde, 1890’lı yılların sonunda, bir gün Erenköy’de otururken, Göztepe Çayırına gökyüzünden alevler saçan yuvarlak bir cismin indiğini ve bir süre burada kaldığını, Göztepe ve diğer semtlerden olayı izlemek için halkın oraya akın ettiğini, gördüm. Bu cisimden yaratıklar çıkıyor.” Bu gözlemleyen bir çok tanık var.

48- İngiltere’nin, Westmillers kentinde Frank Berley’in 1901 yılında başından geçen bir olay var. Frank Berley, teraslı bir evde oturuyor. 1901 yazında, öğleden sonra Frank, arka avlu yakınındaki bir yolda gezinirken, otların üzerinde tuhaf bir cisme rastlıyor. Cisim, 10 m çapında ve tepesinde kubbesi olan ve yanında kapı gibi bir şekli var. Metal bir yapısı var. Yeşilimsi mavi renk saçıyor. Frank, bunun hemen daha önce hiç görmediği bir şey olduğunu hemen anlıyor. Bu yapıyı incelerken, kapıdan gün ışığına çıkan iki tane varlıkla karşılaşıyor. Yaratıklar, 12 cm boyunda. Oldukça kısa boylarının dışında dikkati çeken bir diğer özellikleri de, asker gibi görüntü veren kahverengi, dikişsiz ve tek tip kıyafetleri idi. Her ikisinin de kafasında, koyu miğferler vardı. Bunlar kepe benziyordu. Başlarıyla kulaklarını tamamen kapatmaktaydı. Miğferlerde Viking miğferlerinin boynuzları gibi 2 tel vardı. Yaratıklar, havaya yükseldiler ve tepeye doğru biraz kıvrıldılar. Varlıkların, başlarına iliştirilmiş görünür bir hat yoktu. Varlıklardan biri yerdeki kutunun kapısında kaldı. Diğeri yavaşça Frank’e doğru hareket ediyor ve yaklaşırken kolları çocuğun açıkça bir uyarı olarak ayrıldığı şekilde uzanıyor. Frank, geri durması ve onun yoldan çekilmesi şeklinde düşünüyor. Zaten, Frank oldukça şaşırmış bir vaziyette. Frank, bunun ardından hemen geri çekiliyor ve varlık cisme biniyor. Cisim, kısa sürede havalanıp, ortadan kayboluyor.

49- Ocak 1910’da, ABD’nin Alabama bölgesinde, gümüş renginde uçan bir puro görüldü.

50- 10 Haziran 1947’de ABD’nin Arizona eyaletinin Douglas şehrinde, gece saat 23:00 civarında, Arizona-Meksika sınırındaki tepelerde, önce sadece parlak bir ışık biçiminde görülen cisim, daha sonra belirgin bir top biçimini aldığı.Hızla gökyüzüne doğru yöneldiği dört ile altı saniye arasında yıldızların arasında kaybolduğu kaydedilmiştir.

51- Haziran 1947’de, Madagaskar Boğazında bir UFO görülüyor. Gece saat, 23:00 civarında, parlak ve hareketli bir yıldızın, tanıkların yolculuk yaptığı gemiye yaklaştığı ve bir projektörün yaydığı ışığa denk güçlü bir ışığa sahip olduğu bu nedenle geminin elli yarda ilerisindeki dalgaları bile aydınlattığı daha sonra cisim’in indiği ve aracın ışığının daha da parlayıp denize yaklaştığı belirtilirken. Bir saniye sonra ışığının söndüğü ve metalik bir nesnenin görüldüğü, aracın çelikten yapılmış ve arkası kesik bir puroyu andırdığı, Havada altı metre yükseklikte asılı kaldığı daha sonrada birkaç saniye içinde gözden kayboldu anlatılmaktadır.

52- Şimdi yine Amerika Birleşik Devletleri’ndeyiz. 22 Mart 1950 tarihinde, ABD’nin California eyaletinin Idylwild kasabasında iki jet uçağı gösteri yapmaktayken, uçakların üzerinde, yaklaşık olarak 13 000 m yükseklikte, dışı ve kenarları gümüş renginde, ortası hafif pembemsi kocaman bir uçan daire görüldü. Cisim, saatlerce havada dolaştı, teleskopla izlendi ve yüzlerce kişiyi şaşkına çevirdikten sonra kayboldu.

53- Arizona’nın Hopi yerlileri kendilerini “Kaçhina” ismini verdikleri varlıklar tarafından parlak uzay araçları içinde güneyden buraya getirildiklerini ve havadan kendilerine yol gösterenlerin bulunduklarına inanırlardı.

54- California’daki Paiutes’lerin arasındaki yaygın bir inanca göre toprakları bir zamanlar havada seyahat edebilen “Hav Musuvsların” vatanıydı.

55- Kanada Kızılderililerinin folklor’unda sık sık yinelenen bir inanç vardır. “Yeryüzünde yaşayan insanlar, önceden başka gezegenlerde yaşarlardı. Bütün insanlar, uzak gezegenlerden gelen halkın torunlarıdır.

56- Kraliçe Charlotte Adası sakinleri, ateş saçan dairelerle yıldızlardan inen yüce bilgelerden Navajos’lar da uzaydan gelen uzun süre yeryüzünde kalan sonradan uzak dünyalara dönen varlıklardan söz eder.

57- Eski İnka geleneklerine göre “Orjana” Venüs gezegeninden gelmiştir. Bu tanrıça yetmiş çocuk doğurmuş, yeni bir ırk yaratmış ve sonra gezegenine geri dönmüştür. Bu sırada gelen bir başka varlıksa Viraşoka dır. “Viraşoka” da uzaydan gelmiştir.

58- Mayalarda da, “Quetzalcoatl” olarak geçen sorguçlu yılan biçiminde ki bir varlığın kanatlı gök gemisiyle gökteki bir yerden Orta Amerika’ya indiği ve orta Amerika yerlilerine tarımı, gökbilimini, mimarlığı, spiritüalizm konularını öğretmiş olduğunu anlatılmaktadır. Kökeni bilinmeyen bu varlığın geldiği gibi kanatlı bir gök gemisi ile göğe çıktığından bahsedilir. Quetzalcoatl adlı bu uygarlık kurucusu orta Amerika kültürü üzerinde öyle silinmez izler bırakmıştır ki halen bile adı saygıyla anılmakta ve bir çok resmi şuan bile yeni inşa edilen yapıları süslemektedir. Her tarafta bu sorguçlu yılan benzeri yaratığın resimlerini kabartmalarını görmek mümkündür.

59- Sümer uygarlığında, doğuşu sırasında İran (Basra) Körfezi yakınlarında son derece garip bir varlığın ortaya çıktığından söz edilir. Bu varlık, koca bir balığa benzer. Ama ayakları ve yüzü insan gibi olan bir canlıdır. Denizden çıkıp, Mezopotamya’nın ilkel toplumunu, onların diliyle hitâp ettiği, onlara ekin ekmeyi, akıldakileri yazmayı, sayıları, kentler için kural yapmalarını, astronomiyi öğretmiştir. Qannes adıyla anılan bu balık-tanrı Dicle, Fırat bölgesinde yetiştirdiği insanlar sâyesinde bu bölgeyi dünyanın en ileri uygarlıkları arasına sokmayı başarmıştır.

60- Meksika kaynakları, 2000 yıl önce Alban Dağı’na yerleşen ve günümüze dev heykeller bırakan, geçmişleri bulunmayan Olmekler’ den söz eder. Yine destanlara göre gökten gelen bu uygarlık yaratıcıları işlerini tamamladıktan sonra iz bırakmadan ortadan kaybolmuşlardır.

61- Mısır’da bulunan bir yazıta göre Menfis’te firavunu ziyaret eden tanrı Ptah, uçan bir gemi kullanıyordu yazmaktadır.

62- Yakut Türkleri, cenazelerinde okunan bir dualarında ışıldayan arabalarıyla yıldızlardan inen ruhlardan söz eder.

63- Mayaların kutsal kitabı olan Popol Vuh’da insanların her şeyi bildikleri, gök kubbesiyle yer yüzünün her köşesini inceledikleri yazılır.

64- Romalı tarihçi Livy, İmparator Constantine’nin ordularına bir keresinde yol gösteren dairesel alev alev yanan gümüş renkli disklerin eşlik ettiğinden söz eder.

65- Yine mısıra ait bir kaynakta ;Çok eski bir geçmişte Nil ülkesine bir varlığın geldiği ve oradaki insanlara uygarlık aşıladığı mısırda hala söylenir. Bu üstün varlığın mısırlılara seslerle fikirleri kaydedebilmeleri için simgeleri gösterdiği , yıldızları gözleyip krokilerini çıkarmasını ,rakamlarla sayı saymasını şifalı otlar ve ilaçlarla hastaları iyi etmelerini öğrettiği belirtilmektedir. Halk bu öğrettiklerini öğrenince veda ederek geldiği gibi tekrar göğe geri dönmüştür. Ve bu üstün varlığın adı Tot dur.

66- Tibet’in kutsal kitaplarından olan Kandshur ve Tandshur da tanrıların içi görünen (saydam) kürelerde oturdukları ve bazı uçan kürelerin 1000 kadar yolcuyu taşıdıkları anlatılır.

67- Eski İbranilerin kaynaklarında,da “Sadaim” adını verdikleri uzaylı varlıkların “Bulut gemileriyle” uçtuklarını bildiklerine rastlıyoruz.

68- Eski UFO gözlemcileri arasında Fransız akademisinden Mösyö M.A.Trecul’u da katmalıyız. 20 ağustos 1880 de yayınladığı raporunda Trecul , altın beyazı renkte puro biçimli bir cismi havada parıl parıl parıldarken gördüğünü bildirmiştir.

69- Yine 11 haziran 1881 de Melbourne de ve Sydney arasında Galler prensinin iki oğlu uçan bir obje görerek bunu “The Crouise of the Bacchante” isimli kitaplarında yazmışlardır. Anlattıkları içinde cismin havada uçmakta olan ve her yanı ışıkla donatılmış dev bir gemiye benzetildiği anlatılmaktadır.

70- Eski Japon kaynaklarından bazılarında dünya dışı varlıklarla ilgili şu anlatımlara sıkça rastlanmaktadır. Japonlar imparatorlarının “Amaterasu” nun soyundan geldiklerini kabul ederler ki , bu anlamca “Gökyüzünün yüksek yaylalarını yöneten parlak güneş tanrıçası demektir.

71- Bir başka Japon kaynağında ise Niniginin büyük torunu “Japonya’nın ilk bilinen dünyalı imparatoru” jimmu ;MÖ 11 şubat 660 da taç giymiştir. Kuvvetleri Yamato’ da yenilgiye uğramaya başladığı zaman, göksel varlıklar yardımına koşmuşlar ve bu şekilde düşman püskürtülmüştür.

72- Başka bir Japon yazıtında ise şu cümleler dikkati çekmektedir; MÖ 9 yılının 10 şubatında 9 güneş Fujiyama’ nın üzerinden uçtu.

73- Diğer başka bir örnekte ise imparator Hwangin Venüs’ten gelen göksel ejderha aracılığıyla ilk olarak bakır madenini nasıl topladığından söz edilir. Bu ejderhanın 3 ayağı üzerinde oturduğundan hatta imparatorun adamlarından 70 kişinin de bu ejderha ile uçtuğundan da bahsedilmektedir.

74- Bir Japon masalında anlatıldığına göre Nippon Mukasi , uzun süren bir göksel yolculuktan hiç ihtiyarlamadan döndükten sonra kendi akrabalarından hiç kimseyi bulamamıştır.

75- MÖ. 15. Yüzyıla ait bir Mısır papirüsünde “Firavun Thutmose gökte kötü kokular yayan daire biçiminde ateşler saçan uçan diskler gördü” diye yazılıdır.

76- 3400 yıllık bir başka mısır papirüsü ise belki de bir UFO olayını yazan ilk belgedir. Papirüs geceleri görülen bir çok ateş dairelerini anlatırken ateş dairelerinin güneşten daha parlak olduklarını da yazar.

77- MÖ 329 Büyük İskender’in ordusunun üzerinde uçan iki cisim büyük panik yaratmıştır.

78- MS. 749 yıllarında yazılmış olan bir Çin metninde ise Alevler kusan dev canavarlar gökte görüldü. Ardından içinde insanların bulunduğu gök arabaları geldi cümleleri dikkatleri çekmektedir.

79- MS. 900 de Fransa’nın Lyons kentinde üç adam ve bir kadının gökten uçan bir arabayla geldikleri ve halkın çok korktuğu anlatılmaktadır.

80- Nisan 1561 yılında Almanya’nın Nuremberg kasabasının semalarının sabahın erken saatlerinde gökteki 100 den fazla silindir biçimli cisim’in geçişine ev sahipliği ettiği ve bu cisimlerin arasında küre şekilli cisimlerin ve kendi etrafında dönen disklerin de yer aldığı söylenmektedir.

81- 1666 yılında Rusya da garip ve vahşi bir ışık topunun berrak ve güneşli bir günde gök yüzünde görüldüğü hatta bu garip cisim’in bir kilisenin üzerinde de uzunca bir süre durduğu belirtilmektedir.

82- 1954 ün yıl başında Tarihçi Motthew Punis gök yüzünde tuhaf ışıklar saçan bir gemi gördüğünü ve bu garip geminin çok zarif bir biçimde dizayn edilmiş olduğunu yazdığı eserlerinden birinde açıkça vurgulamıştır.

83- Yine Japonlara ait çok eski bir kayıtta : “4. Bahar , 2. ayda imparator Oho Hatsuse W. Taka okunu ve yayını yanına alarak Katsuraki dağına avlanmaya gitmişti. Aniden karşısına uzun boylu bir adam dikildi.Yüz ve sima olarak imparatora benziyordu. İmparator “Onun tanrı olduğunu bildi. Saygıyla Ona : burada ne arıyorsun efendim diye sordu. Ben görünen insanların tanrısıyım Önce sen kendi adını ve kim olduğunu söyle sonra bende kendimi tanıtacağım dedi. Uzun boylu adam. İmparator : biz Waka Taka - no Mikotoyuz dedi. Bunun üzerine uzun boylu adam yanıtladı : Ben tanrının hizmetkarı Hito – kota – mushi” denmektedir.

84- Yamago kentinin yakınlarında bulunan Chip – San türbesi içinde bulunmuş ve MÖ. 2000 yıllarına ait bir duvar resminde bir yerlinin ellerini yukarı kaldırmış yedi adet güneş diskini selamladığı görülmektedir. Chip – San anlam olarak da güneşin indiği yer anlamına gelmektedir. Ama burada asıl önemli olansa bu disklerin günümüz UFO’larına tıpa tıp benzemeleridir. Burada ateşler saçan 7 uçan disk açıkça seçilmektedir.

85- 1290 yılında disk şeklinde, ışıklar saçan, yaldız renkli bir cisim İngiltere’de Bylant (Yorkshire) manastırının bahçesinde çalışan rahiplerin başları üzerindeki göğe dikilmiştir denilmektedir.

86- 1838’de Hindistan da Ay kadar büyük, ucu kancalı, göz kamaştırıcı ışıklar saçan, uçan bir nesne görüldü.

87- 1 Ağustos 1871’de Fransa’nın Marsilya limanı üzerinden gümüş renginde yuvarlak bir uçan nesne geçmiştir.

88- 1894 Kuzey Galler, İngiltere’de Amiral Ommanney uzun yassı bir balığa benzeyen, turuncu bir çıkıntısı olan uçan daire gördüğünü bildirdi.

89- 1885 yılında Bermuda adaları üzerinde uzun süre dolaşan dev nesne o günün gazetelerinde ilk sayfada verilmiştir.

90- 1910 yılında ABD’nin Alabama eyaleti semalarında gümüş renginde 100 m yaklaşan dev bir puro gözlemlendi.

91- Ağustos 1952 tarihinde İsrail’de yeşil renkte bir UFO gökyüzünde saatlerce dolaşırken yüzlerce kişi tarafından izlendi.

92- 3 Eylül 1954 tarihinde Tunus’un Souk – el Khemis kasabasında tarlalarında çalışan işçiler evlerin üzerinden uçarak gelen şeffaf plastikten yapılmış gibi duran bir disk gördüler. Cisim dikine olmak üzere havada asılı durdu ve bir sarkaç gibi hareketler yaptı. Düzensiz bir kaç sıçramadan sonra tekrar yatay pozisyonunu aldı ve geldiği gibi gitti.

93- 29- 30 Ocak 1953’de Kore’ye ait iki ayrı uçak filosu 1 metre çapında portakal renginde uçan dairelere rastladılar.

94- 19 Eylül 1952 NATO’ya bağlı ülkelerin katıldığı Büyük Yelken Harekatı sırasında bir UFO uzun süre savaş gemilerinin üzerinde dolaştı. Hatta bir Globster Meteor uçağını havada kovaladı.

95- Yine çok eski çağlarda, başka dünyalardan gelen bir kültür elçisi de Yunanistan da ortaya çıktı. Bu yabancı son derece güzel müzik çalma yeteneğine sahipti. Öyle ki bir müzik çalmaya başladığında bile tüm hayvanlar susup onu dinliyorlar. Bu kişinin özellikleri sadece müzikle sınırlı değil aynı zamanda sorulan tüm sorulara bile cevap kolaylıkla verebiliyor. Yinede söylediklerini o dönemin insanları bile pek anlamıyor. Bu yabancı onlara uzak yıldızlardan söz etmekle de kalmıyor halka oradaki yaşamdan bahsediyordu. Antik Yunanistan da bu varlığa Orfe ismiyle hitap ediliyordu.

96- Kristof Kolomb da bir UFO gözleminde bulunmuştu. 11 Ekim 1492 tarihinde, Santa Maria ile yol alırlarken gece saat 22:00 sularında çok uzaklarda hafif bir ışık parıltısı görmüştü. Derhal Peder Gutierrez’i çağırdı. O da aynı ışığı görmekte gecikmedi. Kısa bir süre sonra ışık kayboldu ama tekrardan ortaya çıktı. Bir noktada durmayıp adeta havada zıp zıp (aşağı, yukarı) zıplıyordu. İşin tuhafı şu ki, ışık ilk defa, kara görülmeden 4 saat önce gökyüzünde belirlenmişti.

97- Romalı tarihçi Erodianus’un eserlerinde, eski çağlardaki bazı yıldızlardan bahsedilir. Bunlar, gün ortasında havada asılı durmaktadırlar.

98- Eski Güney Amerika kabilelerinden biri, gözlemledikleri üçlü bir UFO olayından oldukça etkilenip bunu şiirleştirmiştirler:

“Gün ışığında gökten bir ateş çemberi düştü

Bir arada üç yıldız, alev alev.

Batı’dan geldiler, Doğu’ya gittiler uçarcasına.

Herkes gördü bunu, göklere yükseldi çığlıklar ”

99- Yunan mitolojisinden birkaç örnekle devam edelim.

“Tanrıça Athena, bulutların arasından hızla fırlayan korkunç bir ışıktan başka bir şey değildir. ”

“Tanrıça Afrodit’in bulunduğu çevreden iki yıldız hiç eksik olmazdı. Bu iki yıldız, onun emrine uyarak bazen düğün alaylarının üzerinde ilerlerdi.”

100- M.Ö 4. yüzyılda yaşamış olan filozof Aristo, bizzat kendisinin gökte gördüğü cisimleri, “ Cennetten dökülen diskler ” olarak tanımlamıştır.

101- Keltliler’e göre tanrı Taran aydınlık bir disk’dir.

102- Kartacalılar’a göre, tanrı Tanit konik gövdeli bir disktir.

103- “Moğolların eski dinlerinde, gökyüzünde uçan, ve esrarengiz yaratıklar taşıyan ışıltılı kabuklardan söz edilmektedir ”..

KAYNAK; http://goldforum.10tl.net/showthread.php?tid=153&pid=409#pid409

Etiketler: 
Ufoloji Forum: 

16- 14 Nisan 1561 günü, kırmızı – mavi – siyah – yeşil ışıklar saçan daireler, Nürnberg’te görülüyor. Bale Gazetesi, 7 Ağustos 1566 tarihli sayısında ilginç bir haber yayınlıyor. Bu haberde aynen şöyle deniyor : “İlkin güneşe doğru hızla yol alan, sonra savaşır gibi birbirlerine çarpan bir çok ışıklı cisim gökyüzünde görüldü. Binlerce insan tarafından gözlemlendi.”

''Sonra savaşır gibi birbirine çarpan''... 20-25 yıl kadar önceydi bu olaya şahitlik etmem. akşam kızıllığı güneş batmak üzereydi. ufuk çizgisine yakın bir bölgede önce ilk cisim arkasında beyaz bir iz bırakarak giriş yaptı atmosfere.. ardından gelen cisim ilkine nazaran daha hızlıydı ve ona çarptı. jetlerin ses hızını geçtiğinde arkalarında bıraktığı sonik patlamaya benzer bir görüntü ve pufff..!  herşey 2-3 saniye sürdü ve ikisi de gözden kayboldu.kime anlattıysam hep hayaldir dediler. hatta iki göktaşının tesadüfen birbirine çarpışmış olabileceğini söyleyenler de oldu ama iki cismin de ani manevralarla hareket ettiğini kendi gözlerimle görmüştüm. gördüğüm neydi? bu olaya açıklama getirebilecek ya da tanıklık etmiş birileri vardır umarım.

Bu verilen tarih ve olaylardan ufolarda baya bir tarihi döküman oluşmuştur,yani geşmişi birde onların kameralarından görmek güzel olurdu,büyük iskenderin ordusu savaşa gidiyorken,istanbul fethide vardır,Dünya tarihinin teyidi iyi olurdu,İlk insan ve dinozorları görebilmek ;-)

Kesınlıkle aklımdan gecen fıkrı okumussun eger boyle bırsey mumkun olsaydı tarıh bastan yazılabılırdı :)

[quote=mcedemir]Bu verilen tarih ve olaylardan ufolarda baya bir tarihi döküman oluşmuştur,yani geşmişi birde onların kameralarından görmek güzel olurdu,büyük iskenderin ordusu savaşa gidiyorken,istanbul fethide vardır,Dünya tarihinin teyidi iyi olurdu,İlk insan ve dinozorları görebilmek ;-)[/quote]

Çok ilginç bir fikir bu sayın mcedemir.Uzaylılar bizden daha önce gelişmişler ise ve dünyaya gelebilmişler ise o zaman tarihi olayları,büyük olayları kayıtlara almışlardır.Uzaylılar bir gün dünyaya geldiklerinde bu kayıtları bize gösterebilirler.Çok ilginç.İstanbulun fethini seyretmek güzel olurdu gerçekten.

bıze kayıtlarını actıklarını , ıste sızlerın goruntulu tarıhınız burda dedıgınızı dusunsenıze . Pekı bu kayıtlarda Adem ıle Havva yı gorursek ne olucak ? lutfen oyle bırsey olmaz mumkun deıl gıbı seyler soylemeyın . sizden sadece bunu hayal etmenızı ıstıyorum

Bence uzaylıların bizlere kayıtlarını açmaları olabilir.Her şeyin bir görüntüsü ve bilgisi mutlaka bir şekilde bir yerlerde birilerince kaydedilmiştir.Olabilir.İlahiyatta bir kayıt etme olayı var.her insanın ne yaptığının yazılı olarak kaydı var ama görüntülü kayıtın olup olmadığını bilmiyorum.Hani itiraz edenlere işte yazılı kayıtlar denecek ama, görüntülü kayıtların kişiye gösterilme olayı olabilir mi bilemiyorum.Eğer ki,uzaylılar bizden çok önceleri dünyaya gelebilmiş ise,o halde böyle bir şey yapabilen bir teknolojinin ellerinde mutlaka çok eskiye dair görüntüler vardır.Pramitlerin yapılırken çekilmiş görüntüleri,hatta daha önce dinozorlar,musanın denizi yarması,belki de kayıp kıta atlantisin görüntüleri,yada hz.isaya,hz.muhammede ait görüntüler.Amerikanın keşfi vs.vs.Televizyonlardan bu görüntüleri izlemek.Heyecanlı olurdu mutlaka.

Dünya hikayesinin içerdekileri bizler,dışardakileri onlardan anlatılmak gerçekten heyecan verici olurdu.

Big bang?Yani buraya kadar olan kayıtların olacağını sanmıyorum,(hoş Amerikalıların bunu bile görebileceklerini var sayan çalışmalarını duydum)Sınır burası olmalı onlar içinde,Ha şu olur Big bang teorisine onlarda inanıyorsa eminim bize göre çok daha elle tutulur(yani hacmi,kütlesi olacak kadar)bilgileri kesindir.Bizde Teori olarak yerçekimsiz ortamda duruyor bu konu heralde.Bunun yapay olarak deneyi varmıydı pek hatırlamıyorum.Bu arada sayın Asimova verilen yanıtlarla ilgili kısa bir satırda ben ilave etmek isterdim,Hz.Muhammed(A.s)Peygamberimizin Miraç'ı Çok uzun ve bir o kadarda bir sürü yanıtı kapsıyor,sadece kişinin kendi yapısına göre zaman diliminde ortaya çıkarabileceği bu yanıtlar eminim başka düşünceleri akla getirmeyecek kadar net yanıtlar olacaktır.Tabiki bu inançla ilgili tartışma amaçlı değil,burası bunun sorgulandığı yerde değil zaten,benim dediğim Miraç iyi anlaşılması gereken,ve bize iletilmiş doğrudan bir ileti,İnsanın bilmesine gerek olmadanda gerçekleşebilirdi Ayrıca içinde herşey var,zaman,mekan ölçüleri ile birlikte hemde,sadece bu bile biz insanların bunları merak edecek yapıda olduğumuzun yaratıcımız tarafından bilinmesindendir.Bir ara bazı konuların kutsal kitaplarda geçtiği şekilde olup olmadığını araştırma yapan bilim adamları vardı,Tatlı su ile tuzlu suyun birbiriyle karışmadıkları yeri bulmak vb gibi.Uzay da yapılan çalışmalar,Hatta en iyi örnek ve en sivri dilli en uçuk düşünce rüzgarları ile Dünya dışına(?) yelken açmış bir adam olan Hawking.Ben Dini inançlarla bilimin hangi devirde olursa olsun karşı karşıya getirilecek kadar içine düşülmüş bir açmazda olmayı en azından kendim için düşünemem,Yaradılışın yeniden yapılandırılmasına kadar giden saçma bilimsellik anlayışı olamıyacağına göre(gelecekteki hastalıklı olan genlerin sağlıklı olanlardan ayıklanmış nesiller yetiştirme hariç),İnsanın yaptığı Sonsuzlukta(zannettiği) yol alan bir uzay gemisi bile evrenin ve bizim yaratıcımızın izni içindedir,Bilim sadece İnsanın kendi geleceğinin kendine olan aydınlık yansımasıdır.Tabi İnsanoğlu Güneşten parlağını ve güçlüsünüde yapacak yaradılışta olmadığınının bilincinde ve Şirke giden yolun helak kapısınada çıktığını bilecek kadarda insan olduğunu unutmaması gerekiyor.Bugünkü Yaşadığımız dünyada bilimin geldiği noktada bir çok farklı formlarda bulunan canlılardan kopya edilmiş, çözülmüş yapısallıkların teknolojik ürün haline dönüştürülmüş bir çok örneği, hem biz insanların neleri yapabileceğimize,hemde kendi beyin sınırlarımızın nerelere kadar genişleyebildiğine örnekler olarak görünüyor(Bu çağda göründüğü kadarıyla), Üstelik daha kendimizi ve etrafımızı keşfedebildiğimizce bu noktadayız ama durup bir kez aynaya bakmayı unutmuşsak,Hawking olmanın rahatlığıyla,Evrenin yaratılmasında yaratıcıya bile gerek olmadığını söyleyebiliriz.Bilim adamlığı hawking olmaksa,Bilimin tarifi nedir öyleyse? Ama,Varsın zamanın kestirmeden tarihini o bilsin.Girdiği çıkmaz sokakta keşfettiği zamanı iyi geçirmeye çalışsın.Ayrıca arkasından kimsenin itmesine gerek olmayan süper bir sandalyeside var.Bugünlerde düşünce gücüyle(kafaya bağlanan elektrotlarla pc bağlantılı)Oyuncak Helikopter uçurulabiliyor,Sabırlı olursa kendisine futbol bile oynatacaklar nerdeyse.Sözlerim burda biterken,Benim düşüncelerim sadece bana ait olup,herhangi bir iddiam olmadığı gibi böyle konuları sonsuz metrelerde yapılan atletizm sporunada dönüştürmeyi sevmiyorum.