Rusya: Amerikalılar Mars'ta canlı buldu

Rusya 'daki bilim çevreleri Mars ’ta araştırmalar yürüten ABD 'nin Kızıl Gezegen’de elde ettiği bulguları dünya kamuoyuyla paylaşmadığını, hatta NASA ’nın Mars’ta hayat belirtilerine rastladığını ve bu bilgiyi büyük sır olarak sakladığını iddia etti. 

Rusya’nın üçüncü federal kanalı TV3 ekranlarına gelen haber programına katılan jeoloji profesörü Aleksander Portnov, “Bizim elimize geçen sızıntı bilgilere göre NASA, Gail kraterinde ya eskiden yaşamış canlıların kalıntılarına rastladı veya daha da büyük sansasyon yaratacak şekilde şu an bile gezegende canlı varlık izleri buldu. 

Fazla yayılma fırsatı olmadan yok edilen son ender fotoğraflarda pek âlâ aynı kraterin içinde omurgalı bir yaratığa ait iskelet kalıntısı görülmüştü. NASA bu iskelete izahat getirmek yerine, robot 30 santimetre çukur açtı diye kamuoyunun dikkatini başka yöne saptırmayı tercih etti” dedi.

Orjinal imaj: http://mars.jpl.nasa.gov/msl-raw-images/msss/00109/mcam/0109MR0684021000E1_DXXX.jpg

 

alıntı

Bu doğru ise,çok şey değişecek demektir.Umarım doğru çıkar.Ama sanmıyorum.Marsta canlı veya canlı kalıntısı bulunduğunda nasa sanıyorum ki,bunu saklamayacaktır.

Bana kalırsa bu resim Dünya gezegeninde çekilmiş. 

 

Öyle görünüyor.Yoksa bu büyük bir keşif sayılırdı.Okyanuslarda yeni bir canlı bulunduğunda mucize oluyor.Marsta bir fosilin bulunması daha büyük ses getirirdi herhalde.

ufoları abd nin yaptığını düşünüyorum.

Artık bir çok ufoya inanmıyorum malesef

Dünya dışı yaşama inanmak yeterli.Ufoların varlığı yokluğu sonraki aşamada düşünülecek bir konu olmalı.Önce dünya dışında yaşam varmı yokmu sorusu irdelenmeli.Kainata/evrene bakıldığında dünya dışı yaşamın olmaması mümkün değil.Kesinlikle başkaları var.Ama ufo göremiyoruz veya görmedik diye dünya dışı yaşamı göz ardı edemeyiz.Big bang evreni oluşturduğunda bizden başkalarınıda oluşturmuş olması çok muhtemeldir.Onların bizden daha zeki olup dünyamıza gelmeleri olması gereken bir durum değildir.Yani böyle olması şart değildir.Belki bizim zeka seviyemiz ile eş değerdedirler veya biraz daha ileri veya biraz geri olabilir.Ama aramızda çok belirgin bir farkın olduğunu sanmıyorum.Böyle iken onlarında bizim teknolojimiz ile paralel geliştiğini düşünüyorum.Birbirini göremiyor ve bilmiyoruz ama mantık ve zeka evren yasaları gereği aynı şekilde işliyor olabilir.Kısaca birbirimizi görecek ve bileceğiz ama bu henüz erken.

[quote=Shooter]

Artık bir çok ufoya inanmıyorum malesef

[/quote]

Evrende yaşam sadece Dünya adlı gezegene serpiştirilmiş olamaz,Bunda herkesin hemfikir olması çok zorlanmadan kabul görüyor olması gerekir,gelgelelim ben kişisel olarak bizim uygarlığımızın farklı biçimlerinde ilerlemiş ve farklı teknolojilere ulaşmış ama ileri ama geri bilemeyiz canlıların olduğuna herzaman inanmışımdır.Yine şöyle bir kaçamak fikrede kapılmıyor değilim,biz insanların yok edici,kırıp dökücü özelliği uygarlığı içindede vazgeçilmezi olmuş,ya duyguları olmayan(robot gibide değil)bir uygarlık varsa,ya merakına kapılıp yeterince gelişmiş teknolojisi ile bizi görmeye geliyorlarsa,yada bir karşılaşma onlarında kaderinde varsa..bilinmez,bilemeyiz ama insan hayal etmek istiyor,herşey önce hayal edilip sonra gerçekleşmedimi insanın macera dolu geçmişinde,Madenlerin işlenmesi başladığında kim bilebilirdi saatte 400 km hızla giden tren yapılacağını?Bence bizde bunlar yaşanmışsa ,onlarda kimbilir neler nasıl başlayıp nerelere kadar ilerlemiştir,elimizde geleceğe tuttuğumuz fenerin aydınlattığı yere ergeç nasılsa varıyoruz,onlarda bizlere kadar gelmemişmidir

[quote=mcedemir]

Yine şöyle bir kaçamak fikrede kapılmıyor değilim,biz insanların yok edici,kırıp dökücü özelliği uygarlığı içindede vazgeçilmezi olmuş,ya duyguları olmayan(robot gibide değil)bir uygarlık varsa,ya merakına kapılıp yeterince gelişmiş teknolojisi ile bizi görmeye geliyorlarsa,yada bir karşılaşma onlarında kaderinde varsa..

[/quote]

Çok doğru bir tahmin diyebiliriz buna sayın mcedemir.Henüz bilemiyoruz belki de hiç bilemeyeceğiz ama,dediğiniz gibi belki de sosyal yaşamları öylesine bir biçimde oluşmuştur ki,doğal ölümün dışında,öldürmenin ne olduğunu hiç bilmeyen,ihaneti ve nefreti bilmeyen savaşı bilmeyen uygarlıklar olabilir.Ve hatta onların ölüm şekilleri bizlerden farklı da olabilir.İnsanların ölümünden sonra mahşerde herkesin 33 yaşında olacağı söylendiğine göre,yaratıcı bunu,herkesi dünyada iken 33 yaşında ölmek üzere de programlayabilirdi ve iradeyi ve fıkhı da buna göre düzenleyebilirdi ve bizler bu duruma hiç te şaşırmaz gayet doğal karşılayabilirdik.Bu aşamada belki de evrende bir gezegende buna benzer bir yaşam şekli olabilir ve oradaki canlılar belli bir yaşa geldiğinde ölüyor olabilir,bu durum sadece bilimsel olarakta olabilir.Örn.Belli bir aşamaya geldiklerinde mesela bir yıl veya benzer bir zaman dilimi içinde canlılıkları tamamen sonlanıyor olabilir ve bilimsel olarak veya yaratılış gereği bu onlara gayet doğal geliyor olabilir.Yani belirli bir ömrü olan bazı bitki ve hayvanlar gibi.Ömürleri insan ömründen farklı olarak çok belirli bir tarihte sona eren bitki ve hayvanlar gibi.Yani yaşamak zorunda oldukları belirli bir zamanları da olabilir ve bu zamanı doldurmayanlar ölmüyor olabilir.Ölüm sınırı belli iken,onlara savaş ve birbirlerini öldürme hissi ve isteği ve buna bağlı olarak kötülük yapmak ve nefret barındırmak ve benzer duygular bu canlılara verilmemiş olabilir.Her ne kadar bunlar fantastik görünse de olmayacak bir yaşam biçimi de değil,pekala olabilir.Meleklerin birbirlerini öldürmediği ve daha doğrusu öldürme duyusunu hiç bilmedikleri gibi,bunlarında benzer bir yaşam şekli olabilir..

merhaba uzun zamandan berı sıteyı ve yazdıklarınızı takıp etmekdeyım ve aranıza yenı katılma kararı aldım en azından su ulkede bunları tek dusunen delının ben olmadıgını bılmek gercekten guzel bır duygu :)

Oncelıkle belırtmek ısterımkı ınsanlık tarıhı , kadım ırklar , uzay , dınler ve tarıhı eserlere cok buyuk ılgım vardır .
Yaptıgım arastırmalar ve okudugum kıtapların hepsını bır araya getırdıgımde sanırım buyuk bır puzzle'ı bırlestırdıgımı dusunuyorum. nerden baslıyacagımı bılemıyorum acıkcası yazar olarak cok ıyı deılımdır belkı anlatmak ıstedıklerımı cok ıyı anlatamayabılırım ancak.Kısaca tum ınsanlıgın uzaylı bır ırk tarafından yaratıldıgna ınanmakdayım.Belkı cogunuzun dını goruslerıne ters gelebılır lutfen benı yargılamayın ancak yaratıcı olarak tabır ettıgımız varlıgın cok ılerı bır teknolojıye ulasmıs bır varlık oldugunu dusunmekteyım.Bu varlıgın ulasabıldıgı butun gezegenlere canlı yasamı goturmus olabılcegını dusunuyorum.Bu ılerı teknolojık canlı yasam bızlerı olusturdu tıpkı bızım robotları yapıp marsa gonderdıgımız gıbı onunda organık robotları yanı ınsanları ve dıger canlıları yapıp dunayaya bıraktıgını dusunuyorum.Bızı olusturan bır varlıga tanrı dememız elbette cok sacma gelıcektır , ancak soyle dusunun marsa gonderdıgımız robotun daha gelısmısını yaptıgımızı dusunun , kendı kendıne yetebılen, cogalabılen , gelısmeye ve bılgı edınmeye yatkın. Sızce bu robot ulastıgı bılgıler ısıgında yaratıcısını bulmaya calısmazmıydı?En azından nasıl yapıldıgını bı yerden sonra arastırmaya baslardı.Bırde ınsanları Mars yuzeyınde gordugunu dusunun.Onu oraya bırakıp gıderken el salladıgınızı.Bu robot mars uygarlıgının ademı olurken bızlerıde tanrısı bılecektı.Magra duvarlarına bızlerın resımlerını cızecektı.onu getırdıgımız gemılerın seklınde mabetler yapıp burda bızım ıcın tapıncaktı.Sızlere cok sacma gelebılır ancak ben piramıtlerın ınsanlar tarafından yapıldıgına ınanırım.Onları getıren gemılerın seklınde  yapılar.Farkındamısınız bılmıyorum ancak dunyanın her yanına yayılmıs yuzlerce piramıt bulunmaktadır.Mısır , Çin , Güney Amerika , Yunanistan , Japonya ve son keşif olarakda Bosna Piramiti(bu piramiti incelemenızı tavsıye ederım gercekten cok sasıracaksınız )Bunların pek cogu ınsanlık tarıhınden de eskıdır. Birbirinden bu kadar uzak uygalıkların -ki aralarında okyanus olmasına ragmen , aynı mımarı yapıyı bırbırlerı ıle hıc etkılesmeden yapabılmıs olmaları bence muazam bır olaydır.Bu bana su sonucu cıkardı bu varlıklar pıramıt gemılerı ıle gelıp dunyanın farklı yerlerıne ınsanları bıraktılar. Baska bır teorı ıse bu bınaları yapıp gittiler.Hint , Maya ve Astek dınlerınde bırden fazla Adem ıle Havanın oldugunu bılıyormuydunuz. Piramıt konusunu anlatarak daldan dala atladıgımın farkındayım ancak domates , patates ve mısırı amerıka kıtasının kesfınden sonra ogrenen bir mezapotanya uygarlıgının , piramıt yapımı gıbı bugun bıle ımkansız olan bır ınsaat mucızesını , bu besınlerden once ogrendıgı gercegı belkı sızı sasırtabılır .  Acıkcası okudugum butun semavı dınlerın hepsınde yaradılıs aynı sekılde anlatılmaktadır buna sumer yazıtları , eskı hınt dınlerı ve dıger pek cogunda tanrının suretınden yaratıldıgımız soylenır . Bugun marsa gonderdıgımız arac bır ınsanın yapabıldıgı davranısları yapmaya calısmaktadır. en azından sımdılık gonderdıgımız robotun bakıs acısının ortalama bır ınsan boyunda yanı 1,70cm oldugunu bılıyormuydunuz.Kendı suretımızden bısıler yapmıs olduk.
Muzaffer bey yazınızda ''savaşı bilmeyen uygarlıklar olabilir'' demıssınız. Ispanyol kasıfler , ılk kıtaya geldıklerınde kendılerıne hıc bır karsı koyma ıle karsılasmadılar . Cunku Inkalar savasmayı bılmıyorladır. Savas duzenı hakkında bır fıkırlerı yoktu. Ispanyollar atlarını uzerlerıne surduler ve hepsını kılıcdan gecırdıler . Bu ınsanlar daha once hıc kılıc gormemıstı hatta hıc at gormemıslerdır cunku kesıf ıle bırlıkte kıtaya ılk at ayak basmıstı.Eğer Inkalar , suvarıler karsında yapmaları gereken sabıt durmak oldugunu bılselerdı durumları daha ıyı olabılırdı. Cogu karsılasmalarında sayıları cok daha ustundu.Kactılar safları dagıttılar ve hepsı kılıctan gecırıldı yada ezıldı.Aslında at uzerındekı ınsanları tanrıları bıle sandılar tıpkı benım yaptıgım gıbı. milyonlarca ınsan ya olduruldu yada hastalalıkdan kırıldı cunku ılk kez kızamık ıle karsılastılar . ancak bu vahım olaydan cok degerlı bır ders cıkardık . Tarıh bılımcıler ve sosyologlar , az gelısmıs uygarlıgın , cok gelısmıs uygarlık ıle karsılastıgında ne olabılcegını ogrendıler . cevap : YOK OLUŞ . Malesef bu olaydan ınsan ırkının en zayıf noktasını bulmus olduk . ırkımızın en kotu ozellegının daha gelısmıs bır ırk ıle karsılastıgında boyun egdıgını ogrendık . Malesef gunumuzde dunyamızı zıyaret eden zıyaretcılerı bızlere acıklamama ve saklama gırısımlerı bu yuzdendır .

[quote=ısaac asımov]

Kısaca tum ınsanlıgın uzaylı bır ırk tarafından yaratıldıgna ınanmakdayım.Belkı cogunuzun dını goruslerıne ters gelebılır lutfen benı yargılamayın ancak yaratıcı olarak tabır ettıgımız varlıgın cok ılerı bır teknolojıye ulasmıs bır varlık oldugunu dusunmekteyım.Bu varlıgın ulasabıldıgı butun gezegenlere canlı yasamı goturmus olabılcegını dusunuyorum.

[/quote]

Böyle bir varlığın veya varlıkların olması ve çok ileri bir teknolojiye sahip olması ve olmaları,ve ulaşabildiği gezegenlere canlı yaşamı götürmüş olması kavram kargaşası olduğunu gösterir.Kim bu varlık veya varlıklar,ve dünyaya insanı yaratıp yerleştirdi ise,diğer gezegenlere nasıl bir canlı hayatı var etti.Diğer gezegenlere var ettiği akıllı canlılar da acaba tıpkı insanlar gibi mi ? şeklinde bir çok soru sorulabilir ve cevaplanmak istendiğinde ise tatmin edici cevapları asla bulamayız.Ancak bir tür hikaye olabilir bunlar.Ayrıca bu çok gelişmiş denilen ve insanların tanrı olarak kabul ettiği canlıların nasıl var olduklarıda en baştan çözülmesi gereken bir sorudur.Yani ilk etapta insanlardan başka evrende yaşayan canlılar varsa bunların da nasıl oluştuğuna bakmak gerekir.Yaratıcı bir gezegende yaşayan canlıları başka bir gezegene gönderip orada yeni bir yaşam başlatabilir bu yaratıcının ilmine ters değildir ama,yaratıcı birilerini kullanıp başka gezegende oluşturduğu canlılara da işte sizin tanrınız veya tanrılarınız bunlardır inancını asla vermez.Yani hangi gezegende nasıl bir hayat varsa bu,birilerini kullanarak oluşturulmuş olabilir ama her gezegende oluşturulan canlıların da tek bir yaratıcının eseri oldukları bilgiside onlara ilk önce hemen verilmiştir.Dünyada, adem ile havvanın birileri tarafından dünyaya gönderilmiş olma ihtimalinin olmadığı çok açıktır ve kendilerine özellikle tek bir yaratıcı tarafından yaratıldıkları ilk etapta öğretilmiştir.

[quote=ısaac asımov]

Bu ılerı teknolojık canlı yasam bızlerı olusturdu tıpkı bızım robotları yapıp marsa gonderdıgımız gıbı onunda organık robotları yanı ınsanları ve dıger canlıları yapıp dunayaya bıraktıgını dusunuyorum.Bızı olusturan bır varlıga tanrı dememız elbette cok sacma gelıcektır , ancak soyle dusunun marsa gonderdıgımız robotun daha gelısmısını yaptıgımızı dusunun , kendı kendıne yetebılen, cogalabılen , gelısmeye ve bılgı edınmeye yatkın. Sızce bu robot ulastıgı bılgıler ısıgında yaratıcısını bulmaya calısmazmıydı?En azından nasıl yapıldıgını bı yerden sonra arastırmaya baslardı.Bırde ınsanları Mars yuzeyınde gordugunu dusunun.Onu oraya bırakıp gıderken el salladıgınızı.Bu robot mars uygarlıgının ademı olurken bızlerıde tanrısı bılecektı.

[/quote]

Yaratılışın nasıl olduğu çok ayrıntılı olarak anlatılmıştır.Yaratıcının çamurdan bunu nasıl yaptığı,nasıl can verip bilgilendirdiği açıkça anlatılmıştır.Üstelik bunu yaparken de şahitleri olduğu halde.Ademden önceki dünyada da doğal hayat vardı ve hayat devam ediyordu ancak insan yoktu.Dışarıdan birilerinin insan denilen canlıyı dünyaya yerleştirmiş olma düşüncesi açıkçası çok fantastik bir düşünce olacaktır. 

[quote=ısaac asımov]

Magra duvarlarına bızlerın resımlerını cızecektı.onu getırdıgımız gemılerın seklınde mabetler yapıp burda bızım ıcın tapıncaktı.Sızlere cok sacma gelebılır ancak ben piramıtlerın ınsanlar tarafından yapıldıgına ınanırım.Onları getıren gemılerın seklınde  yapılar.Farkındamısınız bılmıyorum ancak dunyanın her yanına yayılmıs yuzlerce piramıt bulunmaktadır.Mısır , Çin , Güney Amerika , Yunanistan , Japonya ve son keşif olarakda Bosna Piramiti(bu piramiti incelemenızı tavsıye ederım gercekten cok sasıracaksınız )Bunların pek cogu ınsanlık tarıhınden de eskıdır. Birbirinden bu kadar uzak uygalıkların -ki aralarında okyanus olmasına ragmen , aynı mımarı yapıyı bırbırlerı ıle hıc etkılesmeden yapabılmıs olmaları bence muazam bır olaydır.Bu bana su sonucu cıkardı bu varlıklar pıramıt gemılerı ıle gelıp dunyanın farklı yerlerıne ınsanları bıraktılar. Baska bır teorı ıse bu bınaları yapıp gittiler.Hint , Maya ve Astek dınlerınde bırden fazla Adem ıle Havanın oldugunu bılıyormuydunuz. Piramıt konusunu anlatarak daldan dala atladıgımın farkındayım ancak domates , patates ve mısırı amerıka kıtasının kesfınden sonra ogrenen bir mezapotanya uygarlıgının , piramıt yapımı gıbı bugun bıle ımkansız olan bır ınsaat mucızesını , bu besınlerden once ogrendıgı gercegı belkı sızı sasırtabılır .  Acıkcası okudugum butun semavı dınlerın hepsınde yaradılıs aynı sekılde anlatılmaktadır buna sumer yazıtları , eskı hınt dınlerı ve dıger pek cogunda tanrının suretınden yaratıldıgımız soylenır . Bugun marsa gonderdıgımız arac bır ınsanın yapabıldıgı davranısları yapmaya calısmaktadır. en azından sımdılık gonderdıgımız robotun bakıs acısının ortalama bır ınsan boyunda yanı 1,70cm oldugunu bılıyormuydunuz.Kendı suretımızden bısıler yapmıs olduk.
[/quote]

Dünyadaki pramitlerin birbirine benzer olması çok ta şaşılacak bir durum değildir.Birbirini hiç görmeyen uygarlıkların aynı şekil üzerinde yoğunlaşması,bunları uzaylılar gelip yaptı anlamına gelmemeli.Genelde pramitlerin üçgen olmalarının nedeni teknolojik ve bilimsel bir durumdur.İnsan doğasında var olan genel bir şekildir ve dünyada birbirinden haberdar olmayan farklı uygarlıkların bir mabed yapmak istediklerinde kafalarında oluşan bir şekildir bu.Yani bilimsel düşüncenin bir ürünüdür bunlar.Dağların şekline benzetilmiş olmaları,veya tanrıya ulaşmak istemelerinin bir göstergesi veya daha yükseğini ancak pramit şeklinde yapıldığında mümkün olabileceği düşüncesi vardır.

Aynı cümleleri tekrar yazamama sorununa takılmam nedeniyle zengin metin editörü namı diğer bu sitenin kapısı dışında duran çöp tenekesine illa çarpmak durumunda katılıyorum,Sayın Asimova yazdıklarım artık siber ortamda kayıp...Site yönetimine duyurulur.

sayın mcedemir
anladıgım kadarı ıle bu konular burda daha once konusulmus . Sıtenın ısleyıs kurallarını bılmıyorum ancak bu konudakı goruslerınızıde merak edıoyorum.

muzafer bey demek ıstedıgım  , su anda evrenın sonsuz oldugunu dusunuyoruz , yada kuramsal olarak pek cok evrenın var olabılcegını dusunuyoruz . Eger bu kadar cok evren varsa yada evren dedıgımız bosluk sınırsızsa ıcındekı bılgıde sınırsızdır . sımdı ınsalıga bı bakalım evrenın ıcınde bı toz zerecıgınden daha kucuguz sahıp oldugumuz bılgı bu toz zerecıgı kadar . daha ogrencegımız sonsuz bılgı var . tıpkı bızım kadar bır toz zerecıgı bılgıye sahıpken ogrene ogrene kendını cok ılerı gelıstırmıs bır ırk dusunelım . dunyamızda yasamıs eskı uygarlıklar gıbı buda evrenın en kadım uygarlıgı olsun . bızım gıbı bılım ve teknolojıye meraklı sureklı yenı bılgıler ogrenme ıcınde olan bı uygarık . arastırmaları ıcın bızım marsa robot gondermek gıbı onlarda farklı gezegenlerı o ortamda yasabılcek ancak hepsı bırbıırınden farklı yasam formları gonderıyorlar . sonrada orda yasayıp ogrenmelerı ve kendılerını gelıstırmelerı ıcın bırakıyorlar . Amac kendılerıne daha yenı bılgıler edınebılmek . cunku farklı canlıların aynı olaylara farklı bakıs acıları ve farklı cozumlerı vardır . Simdı kendınızı bu kadım ırk yerıne koyun . sız olsanız ılk etapta bu urettıgınız canlılara evet ben sızın tanrınızım ve burdayım dermısınız ? demezsınız. Cunku cevabını bıldıgınız her soru bırakılır ve bır kenara knulur.ı Biz insanların uretılme amacının evrene farklı bır bakıs acısı ıle bakabılmek oldugunu dusunuoyorum . Yaratıcı her seyı bılen ve gorense , o kadar bılgıye sahıp olmak ıcın farklı bakıs acılarına sahıp olmalıdır .Cunku evrende olabılcek sonsuz olasılık vardır.Bu kadar sonsuz olasılıgı denıcek tek bır canlı olsaydı eger elındekı verı yetersız kalırdı ama eger kendı gıbı dusunen ve uretebılen canlılar ıle bunu denemesı olasılıklarını katlıyarak cok daha verımlı sonuclar almasını saglıyacaktır . Bence evrenın sırlarını anlamak ıcın oda bızlerı  , bızım mars robotlarını kullandıgımız  gıbı kullanmaktadır . Aradakı fark bızım robotun metalden kemıklere sahıp olmasıdır . Gunun bırınde robotumuz tıpkı bızım topraktan yaratıldıgımız gıbı , metalden yaratıldıgı nı nesıllerıne anlatabılır . ve marsa ınısını saglıyan uzay araclarına benzer mabetler yapabılır .

[quote=ısaac asımov]

 Yaratıcı her seyı bılen ve gorense , o kadar bılgıye sahıp olmak ıcın farklı bakıs acılarına sahıp olmalıdır .Cunku evrende olabılcek sonsuz olasılık vardır.Bu kadar sonsuz olasılıgı denıcek tek bır canlı olsaydı eger elındekı verı yetersız kalırdı ama eger kendı gıbı dusunen ve uretebılen canlılar ıle bunu denemesı olasılıklarını katlıyarak cok daha verımlı sonuclar almasını saglıyacaktır . Bence evrenın sırlarını anlamak ıcın oda bızlerı  , bızım mars robotlarını kullandıgımız  gıbı kullanmaktadır . Aradakı fark bızım robotun metalden kemıklere sahıp olmasıdır . Gunun bırınde robotumuz tıpkı bızım topraktan yaratıldıgımız gıbı , metalden yaratıldıgı nı nesıllerıne anlatabılır . ve marsa ınısını saglıyan uzay araclarına benzer mabetler yapabılır .

[/quote]

Yaratıcı her şeyi bilen ve görendir tabiiki.O kadar bilgiye sahip olması için sizin dediğiniz metodda bir uygulama da yapabilirdi bunu bende söyledim ama yaratıcı, uygulama yaparak bilgi sahibi olacak bir güç değil.yaratıcı böyle bir uygulama yapmadı ve her şeyi kendisinin kendi iradesi ile meydana getirdiğini söyledi.Böyle bir uygulama yapsa da bu davranışın yaratıcının ilmine ters olmadığını da yukarıda belirttim.Evrende olacak sonsuz olasılıkların devam etttiğini görüyoruz ama özellikle de yaratma ve bir gezegene insan ve benzer bir canlıyı tohumlama işlevini kendisin üstlendiğini ve bu görevi başka yaşam türlerine vermediğini devretmediğini ve tek yaratanın da kendisinin olduğunu görüyoruz.

Yaratıcı birilerine falan gezegene canlı göndermeleri için görev vermiş olabilir ama gönderilen canlıları oluşturma becerisini yani yaratma becerisini onlara vermemiştir.Ancak nakil için onları kullanmış olabilir.Yanı o yaratır ve isterse yarattıklarını insanları veya evrendeki başka canlıları kullanarak başka yaşanabilir gezegenlere gönderebilir.Ama bunun da böyle olabileceğini sanmıyorum.Çünkü yaratıcı bunu neye dayanarak neden ve niçin yapsın.Burada asıl olan,yaratıcıyı başkalarını kullanmak zorunda olan veya başkalarını kullanan ve bunu isteyen bir yaratıcı olarak değilde,her şeyi istediği gibi organize eden,dilediğini dilediği şekilde yaratan bir güç olarak görmemiz gerekir.Görmemiz derken,zaten yaratılış gerçeğini az çok bilen her insan yaratıcının yardımsız olarak kendi iradesi ile evrendeki düzeni organize ettiğini görecektir..Yani kısaca evrende, yaratma becerisine sahip başka bir gücün olduğunu düşünmemek gerek.

Ayrıca sayın mcedemir'in belirttiği gibi bazı taşları yerinden alamayız ve oynatmak istesek te bir sonuca varamayız.Yani bazı bilgiler henüz insanlara hiç verilmedi ve verileceğe de benzemiyor.

Çok derinlere inmeye gerek bile kalmadan sadece bir kaç basamakta görülebilen şey,Eğer Dünyanın etrafında dönen Ay,eğer Dünyada durağan olmayıp Dönme modunda bir gezegen olmuşsa(Dönmeyişini düşünemeyiz bile)Ve hatta Bütün bu gezegenlerin belli bir sistem içinde belli sayıda belli mesafelerde bir birlerinin çekimleri ile milimetrik ayarlamalar yapılıp,bütün bunlarıda Dünya içine yerleştirilecek insan ve diğer canlılar için yapılmışsa,bu demektirki öncelikle en başta evrenin yaratılmışlığı sonra içinde sistemlerin sonra gezegenlerin ve onların bir tanesinde kum taneside deseniz bizce aklımızın almayacağı kadar büyük bir yaradılış yatıyor,bunu basit bir tohumlama olayı olarak göremeyiz,o çok farklı bir konu zaten,yaradılışla ilgili bile değil.Onlar bizimle ilgilenmişse bizim gibi yaşamları merak ettikleri içindir diye düşünüyorum ben bu durumda merak sadece bizde değil onlardada var galiba,tek belirgin fark eğer onlar önce bizi bulmuşsa demek onların teknolojisi bizi çok çok katlar ama bizden üstün bir canlı olup olmadığı ile aynı şey değildir.Ya onlarda bizdeki gibi bir kalp yoksa?Ya uyumuyorlarsa?ya akciğer yerine ozon vb soluyacak başka bir aksam varsa?işte bunlar olabilir ama yinede bizden üstün olmaları anlamına gelmez.Sanırım yanlış anlamıyorsam en güzel,en son üstün özelliklerle donatılıp yaratılan biz insan ırkı olduğu yazıyor kitabımızda.Buna göre düşüncelerimi genişletiyorum ben.Ama tek anlamadığım savaş ve harap etmeye neden eğilimli bir canlı olarak yaratıldık,sadece hayvansal içgüdü vb olarakta açıklanamaz,Hayvanların hayatlarını bizlerle birlikte ekoloji mecburiyeti ile devam ettirmeleri de zincir vb açıklamalarla yetinilmişlik,İnsan ddv olup ufo ya binerek uzaydan bu dünyada yaşayanları sinema filmi gibi seyretse,bir hayvanlara bakar,bir insanlara valla hiç sıkılmazlar.Bir bilseler bizim hayatla olan sınanma için birbirimizi boğazladığımızı..İnsan neden şiddet barındıran bir genle yaratıldı,sadece bu kısmının mantığını anlamıyorum,kötü olacaksak,Günah işleyeceksek,(sınanma ile mantıklı geliyor-Sınanıp pişeceksek Dünyanın fırın olması,insanlığın pişmesi gereken hamur olması,sıvıdan gelip ya hamur ol,ya buhar :-))Günah işlememiz lazımsa,kıyametin hazırlanmasında rolümüz olacak diye değil heralde.Bu konularda bilgi eksikliğimiz olabilir.İnsanın gen haritası daha dün insan kütüpanesine girdi,Bakalım bunu okuyup anlayan bilim adamları master larını hangi alanlarda yapacaklar,zaman meselesi daha,hele hele nerdeyse su ve yağ dolu beyin denen harika organ daha çözülmüş değil,zaten o beyini insanın icat ettiği her çeşit bilimsel süzgeçten geçirseniz bile,şu günlerde gerçeğin sadece onda birini bilemediniz bir buçuğunu konuşuyoruz demektir hani diğer dokuzu?ya bilinmeyen bir bilim dalı ile izah edilecek özellikleride varsa?Uzayın görünmeyen kapısını bu bilinmez bölgedeki kapılar açıyorsa?o zaman bir de onların anahtarını yapacak ayrıca çilingir yetiştirmemiz gerekiyor galiba..DDV lar galiba kendilerinde çözülmedik bir taraf bırakmadıkları için bizi buluyor öncelikle,Beynimizin tamamı evrenin tamamı ile yakın bağlantılı ise o zaman baya bir zaman geçmesi gerekecek,tek kurnazlık yapılabilecek durum ki oda mümkün olursa zaman yolculuğu,yoksa beyinin tamamının çözülesiye kadar bekliycezz..Zaten hep düşünmüşümdür bu beyin roket rampası,geriye sayımda dokuzdan başlıyor,sıfır diyince beyinin tamamı çözülür ve,ve insanlık uçar,o zaman armstrongun küçük adımı uzaya bile sığmaz..

[quote=mcedemir]

..İnsan neden şiddet barındıran bir genle yaratıldı,sadece bu kısmının mantığını anlamıyorum,kötü olacaksak,Günah işleyeceksek,(sınanma ile mantıklı geliyor-Sınanıp pişeceksek Dünyanın fırın olması,insanlığın pişmesi gereken hamur olması,sıvıdan gelip ya hamur ol,ya buhar :-))Günah işlememiz lazımsa,kıyametin hazırlanmasında rolümüz olacak diye değil heralde.[/quote]

İnsanın sıddete megıllı olmasının sebebını sıze su sekılde acıklayabılırım.Irkımız dunyaya geldıgınden berı besın zıncırının en tepesınde olmayı her zaman basardıgını goruyoruz .av olmakdan cıkıp avcı olmaya basladıgımız zaman bu yetenege sahıp olduk . ancak doğada oyle bır kanun varkı en tepedekının bıle yerının saglam olmadıgını bızlere gosterıyor. besın zıncırının en tepesındekı canlı kendısıne bır tehlıke gormedıgı ıcın alt zıncırlerı kullanarak kendıne en ıyı yasamı elde eder.ancak bu durumda ortaya su sorun cıkıyor sureklı kullanılan kaynaklar azalmaya basladıgında; canlı, kendı ırkını kendıne rakıp goruyor . bu asamada ırk arası catısma cıkıyor ve kendı popılasyonunun dengesını bu sayede  saglamıs oluyor.en ust zıncır cok ureyemıyor yada neslınde azalma oluyor ve butun kaynakları bıtırmıyor boylelıkle doganın dengesı korunmus oluyor; hayat devam edıyor. aslına bakarsanız bu genle yaratılmıyoruz ıcınde bulundugumuz ortam ve kosullar hatta doğa kanunu ( kı ben bu doğa kanununa yaratıcıya en guzel kanıt olarak bulurum) bızı sıddete yonlendırıyor. Belkı cok sadıstce gelebılır ancak ben tarıh boyunca yasanmıs ve yasanıcak savas ve kıyımların gereklılıgıne ınanıyorum . Malesef onumuzdekı yuzyıl ıcınde bır 3.dunya savası cıkmazsa -ki kesinlikle cıkacak. dunya kaynaklarının popılasyona yetmıyecegını ve ırkın sonunun olacagı dusunuyorum. Hatta bazı buyuk savasların bu popılasyonun dengede kalması ıcın DDV yada hangı uzaylıdan bahsedıyorsak onların mudehaleleri tarafından cıkartılabıldıgı bıle soylenebılır. Ha ama ılla dıyosanızkı bu sıddetın olması gerekmıyordu o zaman sıze su cevabı verebılırım ; yaratıcı eger o kadar muhtesem olsaydı bızı sınama ıhtıyacı duymazdı.eger bana sundugu kosullarda yasama hakkı verıyorsa ve bu kosullar en ıyısı deılse yanı yasam mucadelesı vermek zorundaysam , kendısının yarattıgı en ıyı canlının ve dunyanın bu olmaması gerekırdı . Bir elma yuzunden bu kadar cıle cekıldıgını acıkcası ınanmıyorum.Bu bır dılım baklava calmanın karsılgı olan 10 yıl hapıs yatmak kadar sacma bır mantık bence.

[quote=ısaac asımov]

İnsanın sıddete megıllı olmasının sebebını sıze su sekılde acıklayabılırım.Irkımız dunyaya geldıgınden berı besın zıncırının en tepesınde olmayı her zaman basardıgını goruyoruz .av olmakdan cıkıp avcı olmaya basladıgımız zaman bu yetenege sahıp olduk . ancak doğada oyle bır kanun varkı en tepedekının bıle yerının saglam olmadıgını bızlere gosterıyor. besın zıncırının en tepesındekı canlı kendısıne bır tehlıke gormedıgı ıcın alt zıncırlerı kullanarak kendıne en ıyı yasamı elde eder.ancak bu durumda ortaya su sorun cıkıyor sureklı kullanılan kaynaklar azalmaya basladıgında; canlı, kendı ırkını kendıne rakıp goruyor . bu asamada ırk arası catısma cıkıyor ve kendı popılasyonunun dengesını bu sayede  saglamıs oluyor.en ust zıncır cok ureyemıyor yada neslınde azalma oluyor ve butun kaynakları bıtırmıyor boylelıkle doganın dengesı korunmus oluyor; hayat devam edıyor. aslına bakarsanız bu genle yaratılmıyoruz ıcınde bulundugumuz ortam ve kosullar hatta doğa kanunu ( kı ben bu doğa kanununa yaratıcıya en guzel kanıt olarak bulurum) bızı sıddete yonlendırıyor. Belkı cok sadıstce gelebılır ancak ben tarıh boyunca yasanmıs ve yasanıcak savas ve kıyımların gereklılıgıne ınanıyorum . Malesef onumuzdekı yuzyıl ıcınde bır 3.dunya savası cıkmazsa -ki kesinlikle cıkacak. dunya kaynaklarının popılasyona yetmıyecegını ve ırkın sonunun olacagı dusunuyorum. Hatta bazı buyuk savasların bu popılasyonun dengede kalması ıcın DDV yada hangı uzaylıdan bahsedıyorsak onların mudehaleleri tarafından cıkartılabıldıgı bıle soylenebılır. Ha ama ılla dıyosanızkı bu sıddetın olması gerekmıyordu o zaman sıze su cevabı verebılırım ; yaratıcı eger o kadar muhtesem olsaydı bızı sınama ıhtıyacı duymazdı.eger bana sundugu kosullarda yasama hakkı verıyorsa ve bu kosullar en ıyısı deılse yanı yasam mucadelesı vermek zorundaysam , kendısının yarattıgı en ıyı canlının ve dunyanın bu olmaması gerekırdı . Bir elma yuzunden bu kadar cıle cekıldıgını acıkcası ınanmıyorum.Bu bır dılım baklava calmanın karsılgı olan 10 yıl hapıs yatmak kadar sacma bır mantık bence.

[/quote]

Doğa kanunlarında insanların birbirlerini öldürme programı yoktur.Aramayın bulamazsınız.Ancak akli olarak gelişmemiş canlılarda yani hayvanatta besin zincirinin devamı ,hayatta kalabilmenin gereği olarak avlanma öldürme programı genlerine yüklenmiştir.Bu program ise akil olan ve üstün yaratılan insan denilen canlının genlerine de yerleştirilmiş olup,kullanmalarına izin verilmemiştir.her şeyi aklı ile çözmesi için insana özellikle üstün düşünebilen bir beyin verilmiştir.İnsana verilen beynin kimyasında çalışma sisteminde öldürme ve benzer kötü davranışlar da vardır ama bu davranışları kullanıp kullanmamak insan iradesine bırakılmış ve kullanılmaları şiddetle yasaklanmış olup asla kullanmayın denmiştir..İster öldürür ister öldürmezsiniz.Öldürmek veya öldürmemek insanın elinde olan,insan beyninde yerleştirilmiş bir düşüncedir.Fakat yaratıcı bu düşünceyi bu sistemi insan beynine yerleştirdiği halde,insana sakın öldürme,kötülük yapma,başkalarına zarar verme vs.şeklindeki bilgileri de defalarca vermiştir.Ve yaratıcının insandan isteği,öldürmemek ve kimseye zarar vermeden yaşamaktır.Kutsal kitapta öldürün yakın yok edin savaşın şeklinde bir söz bulamazsınız.İnsandaki öldürme iç güdüsünü,yaratıcı öldürmemizi istiyor şeklinde algılayamazsınız.Yaratıcının insandan ne istediği nasıl yaşamasını istediği bellidir.Yani yaratıcıya dönüpte,sen bizim öldürmemizi istiyorsun onun için bize öldürme programını yükledin diyemeyiz.

Yolun ilk başına baktığımızda,yaratıcının bizlere ihtiyacı mı var?hayır.Yaratıcı bizleri hiç yaratmasaydı yalnızlık mı çekecekti?hayır.Yaratıcı bizleri kendini oyalamak için mi yarattı?hayır.O halde yaratıcı sadece bizleri kendini bize bildirmek,bizlerin onun farkına varabilmemiz için yarattığı kalıyor ve bu da böyle olmuştur.Yaratıcı ben bilinmek istedim diyor.Ve insanı yaratmasının asıl sebebi de budur.Sistemi oluşturduğunda kendi isteği ile programladı ve neticede cennet cehennem kavramını gerçekleştirdi ve sadece dünya hayatı ile sınırlı bir hayatın dışında başka bir hayatın da olduğunu insana bildirdi ve bu başka hayata gidildiğinde neyin nasıl olacağını da bildirdi.Cennet ve cehennem olayından insanlara hiç bir bilgi de vermeyebilirdi ama öyle olmadı ve insanı öylesine mükemmel bir biçimde yarattı ki,ölümden sonra dahi yaşayacağını ve asla yok olmayacağını da bildirdi.Ölümden sonra tamamen yok ta edebilirdi.Yaratıcının kuralları gereği iyi yaşayan iyi yeri hak eder,can alan ve kötü yaşayan da kötü yeri hak eder şeklinde kuralları da koydu.Yaratıcının muhteşem olabilmesi için insanları sınamaya ihtiyacı da yoktur.Eğer böyle olsaydı yaratıcı insanlara doğru yaşamaları için yanlışı doğruyu en baştan hiç bildirmezdi.Ama yanlışın ve doğrunun neler olduğunu insanlara bildiren ve yanlış yapanı cezalandıran bir yaratıcı için,muhteşem olsaydı bizi hiç denemezdi diye düşünmek,yaratılışa anlam verememek ve anlayamamak olarak görülebilir.Kutsal kitabın içeriğine bakıldığında insanların hiç savaşmadan,öldürmeden yaşamaları istenir ve bunu nasıl yapacakları da ayrıntılı olarak anlatılmıştır.Doğanın içeriği ve dengesine bakıldığında da yine insanların birbirini öldürme gibi bir davranışa yer verilmediğini göreceksiniz.Sorun ve suç yaratıcıda değil,sorun ve suç doğada da değil.Sorun ve suç insanın kendindedir.Yaratıcı istediğinde bütün insanları yok edip yerlerine başka bir ırkı,öldürmeyi hiç bilmeyen bir ırkı da pekala getirebilir.Belki de bizden önce yeryüzünde öldürmeyi hiç bilmeyen bir toplumu da yaşatmıştır,belki de dünyanın sonundan sonra dünya yeniden kurulup şekillendirilecek ve birbirini öldürmeyen yani öldürme programı olmayan başka bir ırk gelecektir belki de yaratıcı veya evrenin iradesi başka bir gezegen ve gezegenlerde öldürmeyi hiç bilmeyen toplumları canlıları yaşatıyordur,belki de sadece dünya gezegeninde insan ırkı birbirini öldürüyordur,belki de evrende birbirini öldüren tek ırk bizim ırkımızdır.İşte bu aşamada bazı taşların altında ne olduğunu bilemeyiz.

Muzaffer bey sanırım sohbetımız bır evrımcı ve ınanclı sohbetıne dogru gıtmeye basladı :)

[quote=muzaffer]

Doğa kanunlarında insanların birbirlerini öldürme programı yoktur.Aramayın bulamazsınız.

[/quote]

Sunu belırtmek ıstıyorumkı her zaman asırı ınanclı bırısı ıle konusruken cumlelerının ıcınde once  etrafına bakıp ''aramayın bulamazsınız'' , ''arastırmayın oyle bır sey yok'' gıbı soylemlerı cok duydum . Inanclıların baskalarının arastırma ve ogrenme haklarını engellemeye calıstıklarını ve kendı ınanclarını ınsanlara empoze etmek ıcın sadece kutsal kıtaplarını verdıklerı malesef kacınılmaz bır gercek .Lutfen aklınıza takılan her soruyu arayın ve arastırın.Yaratıcıyı sorgulamıcaksak ne anlamı var, bu beynı bıze bosuna vermedı . Konumuza donecek olursak Ben bunun bır program oldugunu soylemedım bunun doganın bır kanunu oldgunu soyledım . Besın zıncırının en tepesındekının kendı popılasyoununu sabıt bır sayıda tutması gerekır . ınsan en tepede olduguna gore olumler ve kıyımlar kacınılmazdır .  Tek yapmanız gereken google a Darwin yazmak bınlerce makale ve kıtap bulabılırsınız. Tubıtak yayınlarından : Tufek , mıkrop ve çelik  kitabını ozellıkle tavsıye ederım ancak ne yazıkkı tubıtak gıbı ulkemızın bılım ureten kurumu evrımı desteklemedıgı ıcın evrımle ılgılı butun yayınlarının basımını durdurdu.Buda aramayın bulamazsınız soylemınıze ayrı bır ornek , malesef aramamızı ıstemedıgınız ıcın bazı kıtaplara ulasım haklarımız elımızden alınıyor bu yuzden bulamıyoruz .

[quote=muzaffer]

Ancak akli olarak gelişmemiş canlılarda yani hayvanatta besin zincirinin devamı ,hayatta kalabilmenin gereği olarak avlanma öldürme programı genlerine yüklenmiştir.Bu program ise akil olan ve üstün yaratılan insan denilen canlının genlerine de yerleştirilmiş olup,kullanmalarına izin verilmemiştir.

[/quote]

Muzaffer bey bahsettıgınız gen olayı ınsanlıgın daha cok basında oldugu bır konudur. Eger avlanma ıle ılgılı bır gen hayvanlarda yada ınsanlarda bulunduysa lutfen bana kaynagınızı gosterırımısınız? bende ıncelemek ısterım . Gen harıtamızın tamamını henuz tamamlayamamısken bu genı bulmus olmaları benı cok heycanlandırır.

[quote=muzaffer]

Kutsal kitapta öldürün yakın yok edin savaşın şeklinde bir söz bulamazsınız.

[/quote]

muzaffer bey lutfen kımseyı yanlıs yonlendırmeyın , aşagıdakı ayetler kutsal kıtabımızda yazmaktadır.içinde savaş kelımesı gecen 57 ayet mevcuttur ben en ılgımı cekenlerı aldım.Acıkca oldurun yok edın savasın denmektedır.

-Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

-(Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezası daha çetindir.

-Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

-Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.

-Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.

[quote=muzaffer]

O halde yaratıcı sadece bizleri kendini bize bildirmek,bizlerin onun farkına varabilmemiz için yarattığı kalıyor ve bu da böyle olmuştur.Yaratıcı ben bilinmek istedim diyor.

[/quote]

Cumlenızın tamamı '' Ben gizli bir hazineydim bilinmek istedim '' olucak . Ancak Kuran-ı Kerim de boyle bır ayet yada sure bulunmamaktadır. Bu bır Kudsi Hadis tir . Vahdet-i vücud/ panteizm etkisi altında tasavvufçuların olusturdugu bır hadistir . Malesef ınsanların ınanması gereken allah tarafından gonderılen Kuran-ı Kerım dısında ınsanların sonradan olusturdukları bır olgudur . Uzgunum ama bu cumleyı yaratıcının soyleyıp soylenmedıgı halen tartısılmaktadır.

 

[quote=ısaac asımov]

Muzaffer bey sanırım sohbetımız bır evrımcı ve ınanclı sohbetıne dogru gıtmeye basladı :)

[/quote]

Evrimci ve inançlı çıkmazını bizim aşmamız mümkün değil,bizler sadece fikir alış verişi üzerinde duruyoruz.İsteyen istediğine inanmakta serbesttir.Sorun yok..

[quote=ısaac asımov]

Sunu belırtmek ıstıyorumkı her zaman asırı ınanclı bırısı ıle konusruken cumlelerının ıcınde once  etrafına bakıp ''aramayın bulamazsınız'' , ''arastırmayın oyle bır sey yok'' gıbı soylemlerı cok duydum . Inanclıların baskalarının arastırma ve ogrenme haklarını engellemeye calıstıklarını ve kendı ınanclarını ınsanlara empoze etmek ıcın sadece kutsal kıtaplarını verdıklerı malesef kacınılmaz bır gercek .Lutfen aklınıza takılan her soruyu arayın ve arastırın.Yaratıcıyı sorgulamıcaksak ne anlamı var, bu beynı bıze bosuna vermedı . Konumuza donecek olursak Ben bunun bır program oldugunu soylemedım bunun doganın bır kanunu oldgunu soyledım . Besın zıncırının en tepesındekının kendı popılasyoununu sabıt bır sayıda tutması gerekır . ınsan en tepede olduguna gore olumler ve kıyımlar kacınılmazdır .  Tek yapmanız gereken google a Darwin yazmak bınlerce makale ve kıtap bulabılırsınız. Tubıtak yayınlarından : Tufek , mıkrop ve çelik  kitabını ozellıkle tavsıye ederım ancak ne yazıkkı tubıtak gıbı ulkemızın bılım ureten kurumu evrımı desteklemedıgı ıcın evrımle ılgılı butun yayınlarının basımını durdurdu.Buda aramayın bulamazsınız soylemınıze ayrı bır ornek , malesef aramamızı ıstemedıgınız ıcın bazı kıtaplara ulasım haklarımız elımızden alınıyor bu yuzden bulamıyoruz .
[/quote]

Öncelikle konu yazarlarını inançlı ve inançsız olarak iki zıt kutuba ayırmanın yanlış olduğunu belirteyim.Aramayın bulamazsınız dediğim konunun cevabını evet,bulamazsınız çünkü bunun bir cevabı yok. ''aramayın bulamazsınız'' , ''arastırmayın oyle bır sey yok'' diyen veya diyenler bu sözü elbette bir gerekçeye bağladıkları için böyle söylemişlerdir.Doğanın kanunlarında öldürmek yoktur derken,insanın insanı öldürmesinden bahsediyorum.Yoksa bir insanın beslenmesi için hayvanları avlamasından değil.Doğa kanunlarında insanın insanı öldürmesi yok ama bu insanın kendi oluşturduğu kanunlarda maalesef var.Savaşlar,açlık korkusu veya daha başka birçok sebepten dolayı insanların oluşturduğu öldürme kanunları oluşmuştur bu kanunların referansı doğa değildir.

[quote=ısaac asımov]

muzaffer bey lutfen kımseyı yanlıs yonlendırmeyın , aşagıdakı ayetler kutsal kıtabımızda yazmaktadır.içinde savaş kelımesı gecen 57 ayet mevcuttur ben en ılgımı cekenlerı aldım.Acıkca oldurun yok edın savasın denmektedır.

-Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

-(Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezası daha çetindir.

-Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

-Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.

-Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.

 

[/quote]

İşte yanlış anlamanın en güzel örneğini maalesef sizde vermişsiniz :) Bu ayetlerin hepsi öldürmeye karşı çıkan ayetlerdir.Eğer yaratıcı peygamberine veya eziyete uğramış insanlara böyle bir hakkı vermeseydi,bu acımasız toplumlar öldürmeye talan etmeye,yakıp yıkıp haksızlıklar yapmaya sdevam edecekti.İşte bunlara dur diyebilmek için yaratıcı peygambere ve haksızlığa uğrayanlara "savaşın ve onları öldürün"ruhsatını vermiştir.Yani içinizdeki yok edicilerden kurtulmanız için,ölümlerin olmaması için "savaşın"  emri verilmiştir.

Bakın ne diyor,lütfen dikkatli analiz edelim..."-Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Siz öldürmekten hoşlanmazsınız ama neticede bu sizin için hayırlıdır demek istiyor..Yani öldürmek zorunda kaldığınızda öldürün,öldürmek zorunda kalmadığınızda ise öldürmeyin,öldürmeyi sevmeyin diyor.

[quote=ısaac asımov]

Cumlenızın tamamı '' Ben gizli bir hazineydim bilinmek istedim '' olucak . Ancak Kuran-ı Kerim de boyle bır ayet yada sure bulunmamaktadır. Bu bır Kudsi Hadis tir . Vahdet-i vücud/ panteizm etkisi altında tasavvufçuların olusturdugu bır hadistir . Malesef ınsanların ınanması gereken allah tarafından gonderılen Kuran-ı Kerım dısında ınsanların sonradan olusturdukları bır olgudur . Uzgunum ama bu cumleyı yaratıcının soyleyıp soylenmedıgı halen tartısılmaktadır.

[/quote]

Bu cümle bir hadistir ve ortaya çıkmasının nedeni de yaratıcının ilmine/bütününe bakıldığında insanları yaratmasının asıl sebebinin bu olduğu anlaşıldığı için söylenmiştir..

 "Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat, 51/56)..Bu ayet sanırım her şeyi açıklığa kavuşturuyor..

 [quote=muzaffer]

Burada asıl olan,yaratıcıyı başkalarını kullanmak zorunda olan veya başkalarını kullanan ve bunu isteyen bir yaratıcı olarak değilde,her şeyi istediği gibi organize eden,dilediğini dilediği şekilde yaratan bir güç olarak görmemiz gerekir.Görmemiz derken,zaten yaratılış gerçeğini az çok bilen her insan yaratıcının yardımsız olarak kendi iradesi ile evrendeki düzeni organize ettiğini görecektir..Yani kısaca evrende, yaratma becerisine sahip başka bir gücün olduğunu düşünmemek gerek.

Ayrıca sayın mcedemir'in belirttiği gibi bazı taşları yerinden alamayız ve oynatmak istesek te bir sonuca varamayız.Yani bazı bilgiler henüz insanlara hiç verilmedi ve verileceğe de benzemiyor.

[/quote]

evrende yaratma becerısının sahıp baska bır gucun olmadıgını dusunursek eger marsa gonderdıgımız robotunda onun yaratmıs olması gerekırdı.ancak bu robotu ınsan beynı dusundu tasarladı ve oraya gonderdı.Farkında olmadan bısıler yarattık aslında . Kendı kendımıze tanrıcılık oynadık . Insanlık tarıhı boyunca sureklı kendını gelıstırmek ıcın adımlar attı . atesı kesfetttık , tekerlegı bulduk , hayvanları evcıllestırdık , tarımı kesfettık , sonra yavas yavas sanayılestık , son yuzyıllarda teknolojık atılımlar yaptık , tıp alanında cok ılerledık vs vs. bu yaptıgımız butun atılımlar bızlere cok daha rahat bır hayat sunmak ıcındı , yanı hayatlarımızı daha kolaylastırmak ıcındı. atalarımız magaralarda sogukdan usurken bugun kılımalı evlerımızde ıster sıcak ıster soguk canımız hangı hava kosulunu ısterse onu ayarlıyabılıyoruz.Yenı bır teknolojı ıle televızyonumu sadece el hareketlerı ıle kontrol edebılıcem.bu fıkırlerı  yanı bu kadar kolay ve herseyın ıstedıgımız sekılde olmasını saglıyacak teknolojıler ıcın bızlerı tesvık eden sey herzaman bır yaratıcı oldugunun dusuncesının olmasından kaynaklanıyor. Yaptıgımız her atılımda onun yeteneklerını dahada kazanmaya calısıyoruz . Bılımkurguda ulasabılcegımız en son nokta yanı evrımın son noktası : tanrı olmak dır . Ben buna her atılımımızda daha da yaklastıgımızı dusunuyorum . Farkındaysanız her yenı kesfımızde onun yapabıldıgı kucuk bısıyın ucundan yakalabılıyoruz .dınlerın  evrımı oldugunu bılıyorsunuzdur . once atesten korktuk ates tanrısı . sonra yıldırımdan korktuk yıldırım tanrısı.korktugumuz ve cevabını bulamadıgımız hersey ıcın tanrıyı sucladık ama her seferınde cevabını bulup yenı bır tanrı yarattık. ıste evrımımızı tamamlıcak temel etmen yanı ınsanlıgın uzak gelıcekte olcagı sey herseyın cevabını bulmak olucaktır ben o gun bızımde yaratma gucune sahıp olacagımızı ınanıyorum.
bazı taşları yerinden alamayız ve oynatmak istesek te bir sonuca varamayız.Haklısınız gercekten guzel bır soz . Ancak ınsanlık tarıhı bu tasları yerınden oynatan ınsanlarla dolu. Kucuk bır fıkrın kıtlelerı hareket ettırdıgı bır dunyada yerınden oynatılmıcak bır tasın oldugunu dusunmuyorum.
Umarım benı yanlıs anlamıyorsunuzdur . amacım sadece fıkır alısverısınde bulunmak.Bunları konusabıldıgım ınsanların oldugunu bılmek guzel bırsey :)

 

Marsa gönderilen robotu da yaratıcının planlaması gerekirdi derken :) Hayır böyle değil.Robotu insan imal etmiştir ama robotu nasıl yaratacağı planı beceri ve bilgisini yaratıcı insanın beynine verdiği için insan bu robotu oluşturabilmiştir.Yaratıcı insana özel programı yapar ve insan sistemine yerleştirir ve insan bu programı kullanarak gelişir ve geliştirmeye devam eder.İnsanın gelişmesi ve geliştirmesi demek bir tür tanrıcılık oynaması anlamına gelmez ve yaratıcının rakibi de olamaz.Yaratıcı ancak kendi ilminden insana vermiştir ve insanda kendine verilen ilmin gereği kendini geliştirmiş ve geliştiriyordur ve daha da geliştirecektir.Kendi nurundan/ruhundan insanları yaratmış olması bu demek..

Sayın Asimov,
Evet Geçmiş yıllarda bu konu hemde çok hararetli şekillerde konuşuldu,ama konuların en merkezinde olan sayın Muzafferdir,kendisiyle fikir ve yazılarından dolayı tanışır ve hemen hemen katılmadığım bir düşüncesi yoktur.Bende özellikle inançlarla ilgili çok eskiden öğrendiğim bir cümle nedeniyle pek girmek istemiyorum,Bu şudur,Yerine koyamayacağın taşı yerinden almak doğru değil,yerinden oynatabilirsin ama yerinden almak doğru değil.Bu forumda bulunan en eskilerden en yenilere çok güzel diyalog içindeler,karşılıklı saygı hep ön planda,eskilerden bazıları yok, olmalarınıda çok isterdim doğrusu çünkü onlarında sizin gibi sandığı tıka basa doluydu.İlerleyen zamanlarda bizlerle paylaşacağınız düşünce ve yazılarınız için şimdiden teşekkürler.Son bir ilave Bu forumda En çalışkan paylaşımcı gördüğüm kadarıyla Muzaffer Beydir.

Keşke Rus TV proğramına nerden nasıl geldiği belli olmayan,ne kadar gerçek olduğu zaten tartışılır bu fotoya bakarak gerçek olsa..Ne güzel olur marsta bir zamanlar canlı varmış demek.Şöyle bir şey düşünmedende edemiyor insan,Amerika güneş sisteminde o kadar gezegen varken neden Mars ı seçti,sadece bunun nedenini bile gerçek olarak bilmek isterdim,bizzat kendilerinden doğrulanmış(bilim adamları ile)olarak.Ben bir fikir yürütecek kadar geniş bilgiye sahip değilim elbette,ama onca parayı bu gezegene taşımak niye?Birde Ekonomi tarafı var bu yolculuğun,ve İnsan örneğini bile götürüp oraya bırakmak istemeleri?Yokki bu konuda gerçekleri kendilerinden başka bilen..Tamam yukardaki fotoğrafın çok daha daniskası günümüz teknolojisi ile yapılabilir bu Rusların belli amaçlı yayınları olabilir ama biz USA nın Mars tercihini daha birinci ağızdan öğrenemedik.Eskiden bunlar ayada gitmemişler,gidiyomuş gibi göstermişler dünyaya diye düşünüyorduk,şimdide niye mars diyoruz,Bir tiyo mu aldılar area51 olayındaki ddv lardan?Umarım yanlış tercüme yapılmamıştır ddv lardan,Yada paramız marsa kadar gitmeye yetiyor,daha uzaktakiler bizi aşar demiyorlardır heralde?

Muzaffer yazmış ''Belki de bizden önce yeryüzünde öldürmeyi hiç bilmeyen bir toplumu da yaşatmıştır,belki de dünyanın sonundan sonra dünya yeniden kurulup şekillendirilecek ve birbirini öldürmeyen yani öldürme programı olmayan başka bir ırk gelecektir belki de yaratıcı veya evrenin iradesi başka bir gezegen ve gezegenlerde öldürmeyi hiç bilmeyen toplumları canlıları yaşatıyordur,belki de sadece dünya gezegeninde insan ırkı birbirini öldürüyordur,belki de evrende birbirini öldüren tek ırk bizim ırkımızdır.İşte bu aşamada bazı taşların altında ne olduğunu bilemeyiz.''
İşte benim içinde olmayı istediğim bölüm,yani İnsanın hikayesinde benim bulunmam gereken yer,ama ne yaparsınki değiliz,Erken gelmişlikmi diyelim buna..İyiki yolu yarıladık,Dünya tam insana göre ama sadece ölümle başka boyuta gidilmesede Mars yolculuğu gibi çat kapı başka sistemlerede gidilip gelinseydi iyi olurdu.