Son Adem Varoluşun Sırrı

Son Adem Varoluşun Sırrı adlı kitapta galaksinin, güneş sisteminin, gezegenlerin oluşumu ve daha bir çok alanda ilginç bilgiler yer almaktadır. AYRICA ufolar konusuna da değinilmektedir. 

bu kitabın TAMAMINI www.sonadem.com adresinden indirip OKUYABİLİRSİNİZ.

Son Adem Varoluşun Sırrı Cafer Gezgez Abdullah

Son Adem Varoluşun Sırrı

Ufoloji Forum: 

 

Bir de güneşten kopup gelen atomik ısı zerrecikleri, hava atomlarının üst sarmal zerrelerini içe doğru kıvırıp kendi hızlarına çıkarmasından dolayı akıma geçer, rüzgar oluştururlar.

 

Hava kütlelerini oluşturan zerreciklerin dönüş hızları, güney ve kuzey kutbundan geçerken çok düşer. Bu hava kütleleri kutuplardan ekvatora hareket ederken, dönüş hızlarına göre kümeler oluştururlar. Bu kümeler, bir merkezin etrafında aynı hızda dönen zerrelerin birikmesiyle meydana gelir ve dönen bir disk şeklini alırlar. Yerden yaklaşık 15 km yükseğe kadar, yâni bulut tabakasına kadar olan hava içerisinde su zerrecikleri de karışıktır. Su zerrecikleri bu kümelere karışınca, yoğunlaşma meydana gelir. Su zerreciklerinin dönüş hızı hava zerreciklerinin hızına eriştiği zaman, donup kristalleşirler. Bu kümelere bir de yerden veya Aydan ışık yansırsa, o zaman uçan daire şeklinde görünürler. Bu küme, daha sıcak bir hava kütlesiyle karşılaşması halinde, bir anda dağılır. Bu olaya şahit olanlar, gördükleri bir ufonun aniden gözden kaybolduğunu zannederler.

Bugün, “ufo” denen cisimlerin yüzde seksen gibi büyük bir oranının casus uyduları olduğu bilinmektedir. Açıklanamayan yüzde yirmilik gibi bir oranın arkasındaki gerçek ise, yukarıdaki oluşumdur.

 

 

Son Adem Varoluşun Sırrı: sayfa 31
Cafer Gezgez Abdullah

www.sonadem.com

Sanmayın ki bir tek adem bizleriz. Bizim galâksimizin diğer sistemlerinde yaşayanlar da, aynı ham maddeden (cılgı-köseği) meydana geldikleri için, bizim gibi et-kemik bedene sahiptirler. Örneğin, bizden 40 bin yıl önce meydana gelmiş güneş sisteminden buraya gelip gezenler olur. Ancak burada, madde bir beden ile gezme söz konusu değildir. İçinizde bunlarla tanışan insanlar bilir; normal beyin bunları göremez. Aramızda başka sistemlerin ademi ile tanışanlar, çevrelerindeki cahil insanların alay konusu olmamak için, gördüklerinden bahsetmezler. Ancak, bu misafirlerin sakın ufolar olduğunu sanmayın. Onlar, aranızdakilerin aldatmacasıdır.

Bizler, ademin ne ilki, ne de sonuncusuyuz. Sadece bulunduğumuz galâkside, şu an trilyonlarca adem yaşıyor. Diğer galâksileri de siz düşünün... Yedi merkezde yaşayan adem toplulukları, şekil olarak değişiktir; öz olarak aynıdır.

 

 

Son Adem Varoluşun Sırrı: sayfa 214
Cafer Gezgez Abdullah

www.sonadem.com

 

 

Ufo larla ilgili ifadeler bilimsel kanıtlara dayalı olmaktan çok,inanmadığının kabul edilir bir şekilde mantıksal çerçeveye oturtma gayreti ile yazılmış.Kısaca Kitap yazmakla iddialı olunacaksa gerçekten insanların eksik bilgi derecesinden harakete dayalı olmamalı,Bize yeni bilinmedik cümleler kurulmuş ve bir okadarda insan samimiyetine dayalı anlatımlarla kitaptan söz edilsinki,bizimle ince ince alay edildiğinide düşünmeyelim.

[quote=mcedemir]

Ufo larla ilgili ifadeler bilimsel kanıtlara dayalı olmaktan çok,inanmadığının kabul edilir bir şekilde mantıksal çerçeveye oturtma gayreti ile yazılmış.Kısaca Kitap yazmakla iddialı olunacaksa gerçekten insanların eksik bilgi derecesinden harakete dayalı olmamalı,Bize yeni bilinmedik cümleler kurulmuş ve bir okadarda insan samimiyetine dayalı anlatımlarla kitaptan söz edilsinki,bizimle ince ince alay edildiğinide düşünmeyelim.

[/quote]

Böyle bir kitap yazarken asla hata yapmamalı.Doğruları ve yanlışları iyice araştırdıktan sonra yazmak lazım.Yazar bu kitabı için diyor ki;

"Benim yazdığım kitaplarda size göre yanlışlık ve karışıklık görürseniz, atın bir kenara; sakın ehli sünnet vel cermaat yolundan ayrılmayın! Ben; hiçbir iddiası olmayan, sizler gibi bir faniyim. Elbet benim de yanlışlarım olur ve olmuştur. Herşeyi en iyi bilen Allah'tır."

İyi ama bu tarzda bir kitap yazarken gerçekleri iyi araştırıp yazmak yerine,benimde yanlışlarım olur ve olmuştur demek, kitabın ciddiyetini ve inanılırlığını etkileyecektir.Sonuçta kişisel fikirlerin olmadığı ve olamayacağı konularda,ee ben böyle yazıyorum inanan inanır inanmayan inanmaz diye bir kural koymak ve bu mantıkla yazmak yanlış olacaktır...

Arkadaş kitabı tanıtmak için üye olmuş!Adına,profil resmine ve üye tarihiyle girişine bakarsak bunu anlayabiliriz.

valla arkadaşlar ben şu anda okuyorum sayfa 140 tayım bana mantıklı geliyor kitabı okumadan karar vermeyin güzel yerlere değinilmiş

 

Güneş’in içerisinden dışa doğru ilerleyen hts ile, Güneş’in yüzeyinden içe doğru kayan çekirdekateşin yüzeyde yaptıkları çarpışmalar, atomaltı birinci boyuta ait olan zerreleri parçalar. Böylece, Güneş’in çevresine müthiş bir hızla 900.000 kat daha küçük atomaltı ikinci boyuta ait olan zerreler yayılır. Bunlar çok süratli şekilde kendi etraflarında dönerler ve dönüşlerine göre de bir akım meydana getirirler. Bu zerreler Güneş’in perdelerinden süzülürken, bunlardan daha kaba olan zerreler süzülemezler. 

Önceki bilim insanları (örneğin Albert Einstein), Güneş’ten ayrılan bu atomaltı parçacıkları göremedikleri için, bu parçacıkların ışık zerrecikleri (foton) olduğunu ve dolayısıyla da Güneş’in ışık yaydığını sanmışlar; “IŞIK” ile “ISI” arasındaki farkı tespit edememişlerdir. “Işık”; “ısı zerrelerinin”, çarptıkları yerde çıkardıkları şavktır. Örneğin; biz Güneş’i, yüzeyindeki çarpışmalardan çıkan şavk sayesinde görebiliyoruz.

İşte; bilim insanlarının, atomaltı boyuta ait olan bu zerrecikleri “ışık zerresi” olarak nitelendirmeleri doğru değil; çünkü şavk (yâni ışık), ancak bu ısı zerreciklerinin bir yere çarpmasıyla meydana gelir. Başka bir ifade ile, ışık ısıyı meydana getirmez; ısı ışığı meydana getirir. Söz konusu zerrecikler çarpışma yapmadan süzülürlerse, şavk çıkmaz; yâni ışık meydana gelmez. O yüzden biz, örneğin Güneş’i çevreleyen perdeleri, uzay boşluğunu ve atmosferin katmanlarını göremiyoruz.

Son Adem Varoluşun Sırrı: sayfa 115-116
Cafer Gezgez Abdullah

www.sonadem.com

sayın son adem rumuzlu arkadaşım yazdığın kitapta büyük bir çelişki var sayfa 166 da Ve İsa (a.s.) 54 yaşına kadar orada yaşadı; 54 yaşında orada vefat
etti, oraya gömüldü.diye yazmışsınız fakat KURAN-I KERİMDE Allah'ın resûlü Meryem oğlu Îsâ'yı öldürdük dedikleri için yahûdîleri la'netledik. Onlar Îsâ'yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine Îsâ gibi gösterildi.) [Nisâ 157] Hz. Îsâ göğe kaldırılmıştır. (Nisâ 158) (Elbette o [Hz. Îsâ'nın Kıyâmete yakın gökten inmesi], Kıyâmetin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyin.) [Zuhruf 61-Tibyân]
 buradaki ayetede bu şekilde açıklanıyor açıklama yapabilirmisiniz

Son Adem Varoluşun Sırrı sayfa 158:

İsevîlere gelince... İsa nebinin yaşadığı dönem, krallık dönemi idi. Dünya’nın ne yuvarlak olduğu, ne de döndüğü biliniyordu; ne de galâksiler tespit edilmişti... O dönemin insanlarının ilim seviyesini iyi düşünün... İnsanın başı diktir ve tüm mahlukattan üstündür. Bu yüzden; baş yücedir ve ona, “gök” denir. Çünkü; ilim, beyinden dile iner ve dilden dışarı yayılır. Yâni gökten iner. O devrin insanına ağır geldiği için; İsa’ya (a.s.) verilen ilimlerin bir kısmı, daha sonra durduruldu.

“İsa’yı göğe aldık!” (Kuran, 3/Âl-i İmrân Sûresi, 55. Ayet.)

ayeti; ilmî yayının, o gün için durdurulduğuna işaret eder. İsa’yı (a.s.) evren boşluğunda aramayı bırakın artık...

son adem rumuzuyla yorum yazan, kitabı yazan Cafer Gezgez Abdullah değildir.

açıkçası söylemiş olduğunuz çelişkiyi tam olarak anlamadım. Kitabın 166. sayfasından önceki sayfalarda vermiş olduğunuz ayetlerle ilgili açıklamalar yer almaktadır. 166'dan önceki sayfalara bir kez daha göz atarsanız çelişki olmadığını göreceksiniz. teşekkürler, saygılar