işınlanma nedir ve ışınlanma çeşitleri

Işınlanma ve ışınlanma çeşitleri.

1 . Işınlanma varmdır ?

2. Varsa ışınlanma ile cansız madde transferi mümkünmüdür ?

3. Işınlanma ile canlı transferi mümkünmüdür. ?

 

Değerli arkadaşlar bu konudaki fikir ve bilgilerinizi öğrenmek isterim.

 

saygılar.

Ufoloji Forum: 

 

Benim bildiğim tek ışınlama olayı hz.süleymanın yanındaki şahısın yaptığı ışınlama olayıdır ki belkısın tahtını kendi tabiri ile göz açıp kapayıncaya kadar ışınlayıp getirmişti..(Belkısın bu esnada ne düşündüğünü hep merak etmişimdir,kim ışınladı lan benim tahtımı :)...Şaka bir yana eğer hz.süleymanın yanında bulunan bu kişinin bilgilerini ve bu kişinin faydalandığı kayıp kitabı bulabilirsek o zaman ışınlamanın nasıl yapılabileceğini öğrenebiliriz..

Bilimsel olarak bu günümüzde mümkün olmayan bir olaydır ve iddia ediyorum ki hiç bir zaman da mümkün olmayacaktır..İster canlı bir varlığı ister cansız bir nesneyi,eşyayı vs olsun ışınlamak demek genel olarak zaten fizik kurallarına tamamen aykırı bir durum..Işınlanan canlı veya cansız bir maddenin ışınlama esnasında tamamen yok olması yani görünmez olması demektir.O zaman ışınlanan bir maddenin atomlarını ne yapacaksınız,parçalara ayrılan bu maddeyi nasıl ne şekilde tekrar yerli yerine getireceksiniz..

Ancak tek bir şekilde olur o da görünmeyen bir varlığı ışınlayabilirsiniz ki buda yine o varlığın isteği ile gerçekleşir.. Yani ancak ruhani bir varlığı ışınlayabilirsiniz ama bu varlıkta yine kendi isteği ile ışınlanmak istemesi lazım..Çünkü zaten görünmediği için onun üzerinde her hangi bir işlem yapamazsınız.. veya örneğin ışığı ve sesi bir şekilde ışınlayabilirsiniz fakat bunlarda zaten ışınlanarak yeryüzüne ve uzaya istenilen yerlere ulaştırılıyor..Mesela ses ve bazı frekanslar radyo tv yayınları vs zaten ışınlamaya gerek kalmadan bir tarz ışınlama ile istenilen yerlere ulaştırılabiliyor..Hatta uzayın en ucra yerlerine bile..

Dediğim gibi ışınlanma ve ışınlama günümüz dünyasında mümkün olmayan ve olamayacak işlerdir ki daha yeni yeni ancak marsa kadar gidebilmiş bir dünya için bu mümkün görünmüyor....

Saygılar ve sevgiler..

 

 

Sn.muzaffer 

 yorum ve katkıların için teşekkür ederim.

bende mevcut bilgi ve teorimi derliyorum. konu biraz daha olgunlaştıktan sonra paylaşacağım

 

sevgi ve saygı bizden.

 

 

Arkadaşlar sitenizi günde bir kaç defa ziyaret ediyorum. [REKLAMYASAK].com benim sitem.Anacak konu bu değil youtubede ufolarla ilgili haber ararken bu videoyu buldum.Buzz Adrin UFO larla ilgili birşeyler söylüyor ancak çok az ingilizcem olduğu için çeviremedim.Konuyu nereye açacağımı bilemedim o yüzden burayı kullandım.Videoyu tercume edecek bir arakadaş varmı.Linki bu http://www.youtube.com/watch?v=uK5xgEJpBKM Ancak link tıklandığında olmuyor youtubede Buzz Aldrin Talks w/ Jim Clash about UFO Sighting diye aratırırsanız video çıkıyor.

komutan logar ışınlanma odasının tozu alınsın dedi :)

arkadaşım bir fikrin varsa söyle bu şekilde komedi yapıcaksan hiç yazma 

ışınlanma daha önce denenmiş fakat kısmen başarı yakalanmıştır. deneyin adı rainbow deneyiydi . daha önce konu olarak açıldımı bilmiyorum ama genede paylaşıyım ben:)

28 Mart 1943 ; ABD’li bilim adamı Dr. Morris Jessup’ın, Einstein’ın birleşik alanlar kuramına dayanarak bir “ışınlama” deneyi yaptığı iddia edildi. ‘Philadelphia deneyi” adıyla bilinen ve askeri gizlilik içersinde gerçekleştirilen olayda, 104 mürettebatlı “USS Eldridge” adlı askeri gemi, tanıkların iddialarına göre Philadelphia deniz üssünde, yeşil bir sise bürünerek yavaş yavaş “kayboldu” ve kısa bir süre sonra 640 km. ötedeki Norfolk deniz üssünde ortaya çıktı.
Deney ile ilgili medyatik ciddi araştırmalar, 1980′de PHİLADELPHİA DENEYİ’ni perdeye getiren filme izin verildikten sonra başladı. Daha öncelerde, kamuoyuna göre olay sadece saçma bir söylentiydi. Charles Berlitz ve William Moore’un ortak yazdıkları kitap bir fantazi olarak kabul görmüştü.Ama deney ile ilgili kuşkular hala sürmektedir, nedeni anlamsız bir söylenti dahi olsa aşağıda okuyacağınız olaylar dizisi, şaşırtıcı, düşündürücü ve gerçekçidir.
Philadelphia Deneyi günümüz şartları gözönüne alındığında daha etkin ve düşündürücü bir iddiadır,olayda adı geçen bir avuç insandan geriye hemen hemen kimse kalmadığından kesin doğrulanma için ABD gizli arşivlerinin açıklanması gerekmektedir. Fakat, film için devlet tarafından zor izin verilmesi kuşku uyandırmakta ve dikkatleri yoğunlaştırmaktadır.Yaşamını Philadelphia Deneyi’ni araştırmaya adayan ve bir de “A-Z’ye Philadelphia Deneyi” adlı kitabı yazan Alfred Bielek bize tüm olanları anlatırken, “neredeyse delirme noktasına geldiğini söylüyordu;Philadelphia Deneyi tasarlanırken amaç çok güçlü bir elektromanyetik alanın sağlanarak gemilerin görünmez olmaları ve bu sayede top mermilerinden ve denizaltıların atacakları torpitolardan korunmasıydı.Hatta daha sonra,görünmezlik alanını bir benzerinin denizde değil, havada oluşturarak önemli üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.

“EVRENSEL ZAMAN SAATİ”

Deneyin resmi ve bilimsel adı “PROJECT RAİNBOW” (Gökkuşağı Projesi)idi. Gökkuşağı Projesi, iddialara göre II.Dünya Savaşı sırasında küçük destroyer tipi bir savaş gemisinin başından geçti.Olayın yeri Philadelphia Deniz Üssü’ydü amaç ise gemiyi düşmanın fark etmemesi için görünmez yapmaktı.Projeye göre, fikir orjinaldi ve düşman radarları hiç fark etmeden gemi istenilen yerde birden ortaya çıkacaktı.Bilimsel tanımın adı;OPTİKAL GÖRÜNMEZLİKTİ; özel bir sistemle veya jeneratörle oluşturulan çok güçlü manyetik bir alan gemiyi saracak, ışınları veya radar dalgalarını büker yada kırarken gemi görünmez olacaktı. Düşüncesi dahi bir mucizeye benziyordu ve iddialara göre de Gökkuşağı Projesi başarılı olmuştu. Yani gemi fiziksel olarak kaybolmuş ve tekrar geri dönmüştü. Tanıklara göre geminin üzerini bir pelerin gibi saran manyatik alan görevini yapmıştı. Fakat ana hedef geminin kaybolduğu yerde değil, bir başka yerde ortaya çıkmasını sağlayabilmekti yani daha yaygın bir deyimle “ışınlama” yapılmalıydı.
wpe45.jpg (2707 bytes) wpe46.jpg (2947 bytes) wpe47.jpg (2490 bytes)
Philadelphia Deneyi’nin temelinde düşünce olarak Albert Einstein’ın ”Çekim ve Elektriklenmede Birleşik Alan Kuramı” vardır. Bu teori bu konuyla ilgili kişilerce “Elektronik kamuflaj” olarak tasarlandı.Einstein, bu teorisi 1925-27 arasında Almanya’da bir bilim dergisinde yayınlandı.Fakat Einstein,bu teoriyi daha denememiş ve daha tam anlamıyla geliştirmemişti.O zamanlardaki amaç, çok güçlü elektromanyetik alanın yapılarak gemilerin görünmez olmaları ve düşman kuvvetlerine karşı korunmasıydı.Hatta bu olayı havada oluşturarak üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.Bu deneyin çalışmaları 1930 yıllarda “Project Rainbow”ismiyle başlatıldı.Başlatıldığı yer ise Chicago Üniversitesidir. 1 yıl sonrada bu çalışma PrincetonÜniversitesinde devam ettirildi.bazı bilim adamları bu projede zaman zaman yer aldılar.Bunlar Einstein, Dr. Johnvon Neumann ve Dr. Nikola Tesla’dır.Dr. Alfred Bielek her 10 yılda bir Ağustosun 12’sinde manyetik enerji alanının tekrar oluştuğunu öne sürüyordu.1943′ten sonra 1963 ve 1983′te aynı olay olmuştu. sebebi ise “Senkronizasyondu” Enerji alanları tekrar toplanıyor, dalgalanarak ortaya çıkıyordu, fakat bu alanlar karmaşıktı. Neumann, 1986′da ölen Bielek’in anılarından yazdığına göre bu olayları doğrulamıştı.İfadesi teyp bantlarında vardı. Oluşturulan büyük enerji, doğru açıda sekronize edilirken birden kontrol dışına çıkmış ve “Yönsüz dalgalar’a” dönüşmüştü. Bunun sonucunda ortaya alışılmadık etkiler çıkmaya başlamıştı.Senkronize dalgalar zamanı büküyor ve etkiliyordu.Bir diğer ilginç yaklaşım, Wisconsin Üniversitesi Matematik Profesörü olan Henry Levenson’dan gelmişti.Bu fikre göre zamanın merkezi bir alanın çevresinde yoğunlaştığını ve bir “Zaman Saati” oluşturarak, tüm varoluşun gerçekleştiği ve gerçekleşeceği şifrelerle çalıştığını söylüyordu; Dediğine göre “Şifrelerin içinde yaşayan herşey vardır, dünyadaki bütün maddesel varoluş dünya saat ve zamanına göredir;dünya, Güneş saatine göre, Güneşde galaktik saate göre ayarlıdır.Eğer zaman kilidi yüksek ve güçlü bir enerji alanı ile bozulursa, ortaya çeşitli zaman ve mekan dengesizlikleri çıkar.Taki zaman yeniden kendini tamir edip yeniden dengesini bulanadek”
BİLİM ADAMI DR. MORRİS K. JESSUP’UN ESRARENGİZ ÖLÜMÜ
Olaylar 1943 yılı haziran ayında başladı.Geminin adı USS Eldridge’di, DE 173 bir koruma destroyeri olarak sınıflandırılmıştı. Bir görgü şahidine göre,75 KVA gücündeki iki dev jeneratör geminin ön top taretlerinin altına monte edildi, buradan geminin güvertesine 4 manyetik ışın yayılacaktı. 3 RF vericisi ( Herbiri iki megavat CW gücündeydi ve onlarda güverteye monte edilmişti.),3000 adet 6L6 güç artırıcı tüp,iki jeneratörün oluşturduğu gücü yayacaklardı, özel senkronizasyon ve modülasyon devreleriyle diğer ekipman,oluşan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonuçta gemi düşman gözlemcileri için görünmez olacaktı.USS Eldridge adlı destroyer, Philadelphia Deniz üssü’nün önünde biraz açıkta duruyordu, gözlem gemisi olarak da SS Andrew Furuseth isimli bir şilep seçilmişti.İşte iddialara göre Philadelphia Deneyinin ortaya çıkmasını sağlayan insan bu geminin personelinden bir gemicidir. Bu kişi Carl M. Allen imzasıyla, 1950 yılında Dr. Morris K. Jessup’a garip mektuplar gönderdi ama zarfın üzerindeki isim Carlos Miguel Allende’ydi,Mektupta yazılanlara göre Allende veya Allen, olayları baştan sona seyretmiş gibiydi,Jessup adres olarak verilen posta kutusuna mektup yazarak ayrıntı istedi ve bir mektup daha geldi; bu Allen, anlattıklarını kanıtlamak için hipnoz, sodyum pentatol ( bilinci uyuşturarak iradeyi kran doğruyu söyleten bir ilaç )ve teyp kaydı istiyor,olayın etkin bir biçimde açıklanması halinde insanların böyle bir nakil sistemiyle yıldızlara dahi gidebileceğini yazıyordu.
Image372.jpg (14860 bytes)
-U.S.S Eldridge gemisinde kullanıldığı iddia edilen jenaratör-
Jessup ise bu kişinin tanıklık iddialarından en azından bir tanesinin doğru olabileceğini söylüyordu.Aslında Jessup, matematikçi ve gök bilimciydi.Astro-fizik alanındaki
çalışmaları nedeniyle Felsefe Doktoru ünvanını almıştı.İnkalar ve Mayalar’la ilgili çalışmalar yaptı. Bermuda üçkeni ve UFO konularında tezler yayınladı.İkinci mektuptan sonra Jessup, Deniz Kuvvetleri’nden bir davet aldı.Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu’na gittiğinde eline bir kitap verildi ve kitap kendi yazdığı kitaptı, bir yıl önce Büro’ya postayla yollamıştı.”THE CASE FOR THE UFO” adlı kitap taslağını Deniz Kuvvetleri’nden Amiral N. Furt’a yollamıştı ama Amiral haberinin olmadığını söylüyordu.
Kitabın sayfaları üç değişik yazıyla yazılmış ve notlar alınmıştı,Dr. Jessup yazılardan birisinin Alle’nin yazısının aynı olduğunu fark etti.Notlar sanki dünya dışı birisinin gözlemi olarak yazılmış gibiydi, binlerce yıl önceki uygarlıklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçları tarif ediliyordu, sonunda ise Güç alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup, nasıl ortaya çıkarılabileceği ve 1943′te philadelphia’da yapılan deneyden söz ediliyordu. Normalde, saçma olarak tanımlanması gereken bu kitap, nedense ABD Hükümeti tarafından Pentagon’da üst düzey belli yetkililere özel olarak dağıtıldı.Carlos Miguel Allende veya Carl Meredith Allen yani Dr. Jessup’a mektup yazıp,deneyi anlatan kişi kimdi? Neden mektubu yazdıktan sonra kayboldu ve öyküsünü neden basına yollamadı? ABD Hükümeti, Jessup’un üzerinde notlar bulunan kitabıyla neden bu kadar ilgilendi?1959 Nisan’ında Jessup, arkadaşı doktor Mason Valentine’i arayarak Deney ile ilgili kesin sonuçlara ulaştığını anlatarak ertesi gün buluşmalarını istedi, 20 Nisan akşamı yemekte buluşacaklardı ama bu yemek gerçekleşemedi.Buluşacakları gece, Miami’de Hammock Parkı’nda Dr.Morris K. Jessup, arabasında ölü bulundu, polis raporlarına göre arabasında ekzoz gazıyla intihar etmişti ve söz konusu notlar ortada yoktu.Arkadaşları Jessup’un asla intihar edecek biri olmadığını söylediler,Valentine ise Jessup’un hastaneye götürüldüğünde hala sağ olduğunu öğrendiğini iddia etti fakat bunlardan bir sonuç çıkmadı ve olay kapandı. Acaba öyle miydi?Jessup’un Philadelphia Deneyi ile ilgili çalışmalarına ne olmuştu? Bu çalışmalar kimleri,neden rahatsız etmişti? Bu gizem hala çözülmüş değil.Yoksa böyle bir oyunla Jessup kendisine mektup yazan kişi Allen tarafından veya başka güçlerle intihar süsü verilerek notlarıyla birlikte bir yeremi götürülmüştü?

DENEY BAŞLIYOR

Tanığa göre, deney 22 Haziran 1943′te sabah saat 09.00′ da jeneratörlere güç verilerek başlatıldı.Manyetik alan oluşuyordu; sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başladı ve USS Eldridge kayboluyordu; Olayın tanığı şöyle devam ediyor;”Bir an sadece geminin çıpasını görebildim, sonra oda kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyacan içinde nefeslerini tutarak bu inanılması güç başarılarını seyrediyorlardı.Gemi ve mürettebatı hem radarda hemde gözlerimizin önünde yok olmuştu.Her şey planlandığı gibi yürüyordu, 15 dk. sonra emir verildi ve jeneratörlerin
şalteri kapatıldı. Önce hiç bir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu?
Sis azalırken, birşeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk.Hemen gemiye yanaştık, ilk önce mürettebatın çoğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük,diğerleri ise geminin güvertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı,sanki hiç birinin bilinci yerinde değildi.Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaştırdılar ve yerlerine hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi.Gemi istenilen radar görünmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943′te deney yine aynı gemide tekrarlandı.Jeneratörler çalışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı.Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgide yok oldu. Şimdi gemi tamamen yokolmuştu. Bir kaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk’ta ortaya çıktı. Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia’da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı.
Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmediler.Bu olayın en korkunç bölümü ise beş tane denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı.Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi.Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu.Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı. Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. “Donma” adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donmustu ve altı ay sonra kurtarılabilindi. Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup,çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi? diyor olayın tanığı.Philadelphia deneyi hakkında ”gemi” nasıl Norfolk’a gitti? Neden yine Philadelphia’da bir yere gitmedi? Levenson’un “Zaman Kilitleri”mi neden olmuştu?
Biz bir zaman dizisi içerisinde yaşıyoruz her hareketimizde bir an geçiyor ve zamanı olmadan süregelen uzayla çevriliyiz. Uzay-Zaman içinde bir yerde, bir an için var olduğumuzda, oluşan zaman karesi yani o anın resmi, lokal uzay / mekan koşulları gereğince yakalanır ve dünyadan çıkarak güneş sistemine yayılır ama uzaya gitmez ve Güneş sisteminin çevresinde yörüngeye girer. Bu “Işınlanma” gibidir.Yani her hareketimizin bir resmi çekilip, uzaydaki albümde yerini almıştır.Bu sonsuz zaman resimleri veya dilimleri Yaradılıştan beri vardır.Yani dünya zamanı içinde değilde,uzay zamanı içinde geri dönüp tüm resimleri görebiliriz.Bu oluşumun diğer koşulu bugünün emilme özelliğidir,içinde bulunduğumuz an bir balon gibi şişerek holografik bir görüntü oluşturur; bu tekbir anlık resimlerin biriktiği bir alandır ve özel bir uzay alanındadır. Yani o alanda bu an geçmişdeki tüm anlar vardır; işte USS Eldridge’nin Norfolk’ta ortaya çıkmasının nedeni geçmişinde orada bulunmasıdır; çarpılan uzay-zaman alanında geminin geçmişte orada bulunduğu anı resmi ortaya çıkmış ve gemi görünmüştür.Yani o anda hem Philadelphia’da hemde Norfolk’tadır.Eğer zaman alanını yeterince bozabilirsek,bir yerde görünebilir,dünya-zamanda değil, uzay-zamanda yer değiştirmiştir. Sebebi daha önce oradaydı.Eğer olay sırasında ve transfer tamamlanmadan önce birisi enerjiyi durdursaydı, madde parçacıkları ışınlanarak emilecek kaynağına doğru yani geriye vakumlanarak bu andaki orjinal yerine dönecekti. İki tane balon düşünün;birisinin içinde Philadelphia’da USS Eldridge bulunsun; Diğer balon ise Norfolk’ta ama içi boş;Bu boş balonda madde olmayan holodrafik görüntü beliriyor ve bu görüntü geçmişte bir yerde olan uzaysal bir imaj.Geçmişteki her zaman resmi bir holografik bir imaj balonu olarak vardır,Bunu bir çizgi filmin kareleri olarakta düşünebilirsiniz. Bu resim dizisi her varolan her şey için oluşmaktadır. Eğer biz Philadelphiya’da bulunan USS Eldridge’nin kendisinin bulunduğu dolu balonu sıkıştırırsak,Norfolk’daki boş balona giden maddi bir bağlantı koridoru yada madde tüpü oluştururuz.Yani imaj gemiye doğru…
Philadelphia Experiment (Philadelphia Deneyi) filminden bazı ilgi çekici sahneler: Resimlerde geminin yoğun manyetik alanlar içinde bir HYPER uzaya ( hyperspace) doğru geçişi görülmektedir.
Bu noktada, kaynağın dörtte biri boş, hedefin dörtte üçü doludur, işte tam bu anda birisi balonu sıkıştırmayı durdurursa ne olur? Işınlanmış madde dalgalar halinde geri dönerek orjinal uzaysal alanına geri döner yine vakum yaparak balonunu doldurur. Basınç yani sıkıştırma enerjisi “Yüksek şiddette titreşen manyetik alanlar” transferden önce serbest kalmıştır. Sonuç dalgaları dev bozucu veya distortional etkiler yaratarak kütleyi alanında hacimsiz bırakırlar. Canlı organizmaların kayıt alanındaki etkileri kağıt gibi incedir, dalga yerini alırken tüm dalgaların kaydı sırasında kurbanlar hayalet kayıtlara dönüşürler. Bu bio-plazmik alanın bozulması ciddi fiziksel sorunlara yol açabilir; Bu olasılık öldürücü ve şaşırtıcıdır ama yapacak bir şey olamaz,Eğer amaç görünmezlikse, çeşitli tanım ve yorumlar getirebilir. Ama niçin gemi suya batmamış ve ya karada bir kentin ortasında belirmemiştir sorusunun cevabı yukardadır, zira geçmişin resimlerinde bunlar yoktur. Ve negatif sonuçlara göründüğü kadar bakılırsa, deneyde yanlış giden birşeyler vardır.Ama bunlar nelerdir?
Philadelphia Deneyi bu bilimsel anlatımlardan sonra bugün 1943′te olduğundan daha güncel.Yeni kaynaklardan yeni ayrıntılar öğrenilmekte ,başka bir iddiaya göre projede görev alanların beyni yıkanarak, gördüklerini unutmaları sağlanmıştı. Fakat yıllar sonra anılar geri gelmeye başladığı için yaşayan tanıklar konuşmaya başladılar. Bielek bu yeni iddialardan kitabında söz ediyor.
Philadelphia deneyi ile ilğili bazı sorular:

Philadelphia Deneyi, 1943 yılında gerçekten USS Eldridge adlı bir destroyerde
veya başka gemide mi yapıldı? Bu gemiye ne oldu?

Gerçekten göz açıp kapanıncaya kadar koca bir destroyer 640 km uzağa gidip geldimi?

Her iki deneyde yer alan mürettebata ne oldu? Şimdi neredeler ve 54 yıl sonra hala yaşayanlar varmı?

İçlerinden hiçbirisi ortaya çıkıp, olayı neden anlatmadı?

Nasıl olduda ABD Deniz Kuvvetleri, böylesine önemli bilimsel adımı 50 yıl saklayabildi?

Böylesine korkunç bir sonuca ulaşan bu teknoloji nasıl bir şeydi?

Einstein’in “Birleşik Alan Kuramı” gerçekmiydi?

Peki bu kuram geliştirilip, tamamlanmışmıydı?

Bu gün Philadelphia Deneyi ile ilgili dosyalar hangi kapalı kapının ardında saklanıyor?

Dr. Valentine, Charles Berlitz’le yaptığı röpörtajda şöyle diyordu;Bence Philadelphia Deneyi bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz. Bazı bilim adamları atomun temel yapısının, madde parçacıklarından değil, elektromanyetik alanlarda oluştuğu görüşündeler.Bu çok karmaşık enerji alanlarının birbirlerini etkilemesi olayıdır. Eğer böyle bir evrenin içinde maddenin katlı fazları bulunmasaydı, şaşılırdı.Bu fazların birisinden birisine geçilmesi bir yaşamdan ötekine geçmeye benzer. Boyutlar arası değişmedir yani dünyalar içinde dünyalar olabilir. Manyetik alanların karıştırıcı olarak değişimler yaratabileceğinden kuşkulanılıyordu. Maksatlı olarak, olağan dışı manyetik koşullar yaratılması hem fiziksel, hemde yaşamsal olarak maddenin fazını değiştirebilir. Bu durumdada, bağımsız bir varlık olmayan ama içinde bulunduğumuz yaşama benzer belirli bir madde / zaman / enerji boyutunun bir parçası olan zaman faktörünü’de çarpıklaştırır. Kısacası deney olasıdır.
Philadelphia Deneyi isimli filimden bazı sahneler:
Berlitz’e göre Philadelphia deneyi’nin yapılıp yapılmadığı belli değildir ve şu an için kanıtlanamaz ama kavram olarak geçerlidir.Çünkü Einstein’ın ”Birleşik Alan Kuramı” tarafından desteklenmektedir.Eğer deney yapıldıysa, söylentilerin ardındaki gerçek tanıklar susmaktadırlar ve belkide Türkiye’de de yayınlanan ”Yok Oldu”( Thin Air) kitabında anlatıldığı gibi çıldıran ve inanılmaz değişimler gösteren mürettebatın çoğu ölmüş veya gizli bir yerde ölümü beklemektedir.Ve belkide bir gün üzerinde ”çok gizli” yazılı bir dosyanın açılma zamanı gelecek karanlıklar aydınlanacaktır.
Gökkuşağı Projesi/ project Rainbow
Amerikan donanmasına ait, USS Eldridge adlı 1240 tonluk bu gemi, 1951′de Yunan donanmasına katılana kadarki hizmet yaşamında ilginç bir deneyim yaşadı.
1943 kışında, USS Eldridge, dünya savaşında başarı kazanmak için çeşitli yöntemler geliştirmeye çalışan donanma tarafından Gökkuşağı Projesi adı verilen teknik bir deneye maruz bıraklıldı.
Philadelphia Deneyi olarak ta bilinen bu deneyde gemi, elektromanyetik alan üreten bir düzenekle çevriliyor ve güçlü jeneratörlerden verilen akımla bu manyetik alan içinde etki altına alınıyor.
Resmi açıklamaya göre amaç, geminin olağan manyetik alanını yok ederek elektromanyetik tetikleme ile çalışan mayınlardan etkilenmesini önlemek.
Resmi olmayan iddialara göre asıl amaç, radarda görünmezlik hatta optik görünmezlik sağlayacak şekilde bir manyetik alan yaratmak ve geminin yansıttığı ışığı eğmek.
Fakat akım verildiğinde beklenmedik gelişmeler yaşanıyor ve gemi tamamen yok oluyor. Akım kesildiğinde gemi yeniden beliriyor. Deney esnasında geminin başka bölgelerde aniden belirip yok olduğuna dair ihbarlar ortaya çıkıyor. Deney sonucunda gemi personelinin çoğunun kaybolduğu, aklını yitirdiği ya da bedenlerinin kısmen geminin dokusu ile birleşmiş olduğu görülüyor. Bu bilgiler tahmin edileceği gibi resmi olarak yalanlanıyor. Gemi 1951′de yunan donanmasına devrediliyor. 1990′lara kadar orada hizmet veriyor.

sn muzaffer hazretı suleymanın olayını bılmemde eınsteın fransız askerı gemısının olayı daha yakın oldugunu duşunuyorum ,açıkçası paylaşılanlar aynen şoyle eınsteın labaratuvar ortamında işınlamayı yapmıştır bunu sonra dışta fransız askerı gemısınde denenıyor gemı içindekı askerlerle ışınlanıyor basarılı olunuyor hatta o buyuklukte bır maddenın işinlanması devrım olarak kabul edılıyor yalnız bır facıa dıyeyım oluyor madde ve insan işınlanma kodları aynı olmadıgını goruyorlar ve gemının metal aksamının içinde gemıyle işınlanan murettabat kalıyor ve fecı şekılde öluyorlar sonra bu olayı ortbas için gemı sırra kadem basıyor bazısı batırıldıgı ,bazısıda egıtım çalışması demelerınde patlatıldıgını iddaa edılıyor.
ışık sızınle olsun

Ben bu askeri gemiyi ışınlamaya tabii ki inanmıyorum..Bu denemede neden devasa askeri bir gemi üstelik içindeki canlı insanlar ile beraber kullanılsın..ışınlama yapılacak bir denemede ilk kez olarak askeri bir gemi ve canlı insan kullanılırmı ?...Yani ilk denemede bir gemi ve içindeki insanlar ile beraber..tuhaf..

Bu tamamen başka bir deney olmalı diye düşünüyorum..Yani ışınlama değilde belki bir silah veya benzeri bir deneme yapmak istemişlerdir ve başarısız olunca da ışınlamayı deniyorduk deyip buna bir kılıf uydurmuş olmalılar..

einstein laboratuvarda ışınlamayı nasıl yaptı bilemem,büyük ihtimalle moleküler bir ışınlama yapmıştır maddesel değil..

sayın dostum maddesel deneylerde labaratuvar ortamından hatırladıgım kadarıyla bır fanustan baska fanusa basarı ıle maddeyı transfer edıyorlar daha sonrada bu fransız askerı gemısı o donemde emeklıye ayrılacak bu gemıde deneme yapılıyor ,sonrakı malum olayı yazmıştım.ışık sızınle olsun

alay etmiyorum ama komediyi bu siteden öğrendiğim kesin ...bakın jabsa herkese ne güzel ve ciddi bir yazı yollamış öyle çoluk çocukla bu işi burda lunapark konuları içinde işlemek komedi geliyor bana

Sn jackal8888

siz bu konuda çok üztün bilgilere sahipseniz buyrun açılayın bizde öğrenelim yoksa böyle kesitirp atarak dalga geçmek hem yakışmıyor hemde saygısızlık oluyor.

 

Ben nette ve çeşitli yerlerde yayınlanmış zaten mevcut olan bilgileri paylaşacağım zatenbir kısmını arkadaşlarımız burada paylaşım yapacaklardır.birde eminim bilmediğiniz bir takım iddia teori bilgi adına ne derseniz deyin  bunuda paylaşacağım.

konu farklı ve güzel bir noktaya gelecektir eminim. Ön yargılı olmadan önce gelecek yorumları takip etmenizi ve en son varsa bilginizi paylaşmanızı öneririm.

diğer cümlelerinize girmek istemiyorum ama söyledikleriniz hiç yakışık almadı...

 

saygılar.

 

 

Sn. Jackal8888   kimse sizi bu siteye zorla sokmuyor komedi için daha uygun siteler mevcuttur oraları öneririm size :) 

ben size demiyorum siz neden üstünüze alındız ki ? yani , bu iş harbiden ciddi bir şekilde ilgili iseniz bence 18 yaş ve üstü insanların girmesi uygun olur diye düşünüyorum benden en az yarım yaş birinin sitenin ortasında çıkıp da bana bilmediği yada benim ondan çok çok önceleri bilidğim konular hakkında afra tafrası yapması saçma sapan bir durum mesela beko denen çocuk resmen fantastik hayaller peşinde koşan biri , bu gibi işlerle ilgili alakası olmayan biri yok çip taktı yok telekinez yok hayalet resmi çocuk olan o, girmesin siteye acaip bir biçidede bu gibi ciddi konularda çoluk çocuk ların yayın ve yorum yapması tamamen saçmalık bu kadar basit yani ,ufo sirius sitesi ne girin bakın bi bakalım varmı alay eden dalga geçen bu tür konular la, açılan başlıkla yapılan bazı yorumlar gülünç, yani bu kadar basit ,bu çok bariz gayri ciddi bir site yada çocuk çocuk dolmuş gayri ciddi bir site haline gelmiş o zaman ya ben üyelikden çıkarım yada 18 den aşşa olanlar çıksın nasreddin hocanın bir deyimi varmış herkes bilmez bir gün göle etmiş , dışkı çıkıp yüzmeye başlamış , demiş ki : şuna bak ettiğim dışkı bana yüzgeç öğretiyor , şimdi beko da çıkmış bana yüzgeç öğretiyor siz bundan rahatsız olmuyorsanız o zaman sorun bu site üyelerinde ve bu konuları pek de ciddiye almıyorsunzu demekdir bu kadar çok çocuk oldunu bilsem zaten de üye olmazdım , vereceğiniz cevapdan sonra hemen ayrılacağım buyrası resmen , 23 nisan çocuk bayramı gibi ufo ve ddv dışında herşey var

Zaman zaman seviyelerin ve usluplerin bozulduğu ve düştüğü anlar olmuştur . Bende malesef bu konudan rahatsızım ancak buna yapılacak en güzel tepki ya hiç muhattap olmamak.polemik içine girip canımızı sıkmaya ve başkalarını rahatsız etmeye gerek yok diye düşünüyorum.

 

saygılar.

 

 

Işınlanma olayı, giderek biraz daha gerçekleşme noktasına yaklaşıyor. Fizikçiler şu ana kadar atom altı parçacıklarını ışınlamayı başardılar. Ancak insanların ışınlanması konusu çok uzakta henüz. Bu yıl çok ilginç gelişmeler olacak. Danimarka'da Aarhus Üniversitesi'nden Eugene Polzik ve ekibi iki atom bulutunu ortak bir kuantum durumu içine yerleştirmeyi başardı. Bu durum ışınlanmanın ilk evresi olarak değerlendiriliyor. Geçen yıla kadar fizikçiler üç ya da dört atomu birbirine dolamayı başarmışlardı. Danimarkalı fizikçiler ise milyarlarca sezyum atomu içeren iki bulut arasında bu olguyu gerçekleştirmişlerdi. Bu yıl saf lazer ışını yardımıyla ‘madde’ veya ‘kütle’ pratikte nakledilecek. Bu yıl görülebilir büyüklükteki bir nesnenin ışınlanması denemesi yapılacak. Saygılarımla.

Değerli arkadaşlar

 

bir noktaya dikkat çekmek istiyorum

philedelphia deneyi gerçekten yapılmış bir deneydir.Hernekadr inkar edilsede bu bir gerçektir.Burada sorulması ve irdelenmesi gereken bir çok nokta var ama  benim gördüğüm özellikle dikkatimi çeken  deneyde ;

Gemi kısa bir süre için yok olmuş yani görünmez olmuş ve tekrar belirmiştir. Yani burada ışınlanma olmamıştır. Denenmiş isede bu ışınlanma değildir başarısız bir girişim yani.

 

Deneyde bir konudan daha bahsediliyor. "Geminin kaybolduğu sıralarda aynı anda bemuda şeytan içgeni yakınlarında belirdiği tekrar kaybolup esik yerine geldiği bilgisi"

Bu tamamen asılsız bir bilgidir.

mantıksal olarakta düşündüğünüzde anlaşılıyor asılsız olduğu. Yani geminin başka bir yerde belirsiz bir koordinatta bir kaç saniyelik belirdiğini nerden biliyorlr  ve nasıl hemen tespit edebildiler.

 diğer konularada fırsatım oldukça ve zamanı geldikçe değineceğim.Ve kişisel fikirlerimi paylaşacağım.

 

Ayrıca

sorduğum 1. soruya benim cevabım şu şekildedir.

ışınlanma olayı vardır ancak bu günümüz teknolojisi ile yapılası mümkün değildir.  Zaman ve biraz daha bilgimiz arttığında bunuda gerçekleştireceğimize inanıyorum.

not : Sn muzaffer  ışınlanmanın metafizik boyutuna ve Hz suleyman ,belkıs olayınada değineceğim unutmadım :)

saygılar.

Teşekkür ederim..Ancak bende dediğim gibi gemi olayına hiç inanmıyorum olmayan ve olamayacak bir olaya neden inanayım ki,gemi olayı tam bir muamma kimin neyi ne amaçla yaptığı belirsiz..Gemiye çok yüksek miktarda elektrik verildiği ve insanların bu şekilde yandığı veya gemi bir sis tabakasına girip elektriklenme olduğu vs.vs.bir sürü ne olduğu belirsiz şeylerle dolu bir olay..Evet bir deney yapılıyordu fakat ışınlama değilde ışınlama adı altında başka bir deney yapıldığını sanıyorum ve elektrik kullanılmasının sebebide bu olabilir yani deneyin ışınlama ile bir ilişkisi pek görünmüyor..Zaten elektrik kullandıkları için adamları yaktılar ya..

Yinede ısrar ederek diyorum ki evet ışınlanma olayı şu ana kadar olmamıştır ancak molekül veya benzeri atom vs..maddelerin ancak laboratuar ortamında ışınlanma değilde bir yerden bir yere nakli olmuş olabilir ve buna bir şekilde ışınlama diyebilirmiyiz o da yine muamma.. fakat madde ışınlanması diye bir olay olmamıştır olsa zaten bilinirdi..Peki ya olabilirmi diye soracak olursak; yine olamayacağını söylemek isterim.. Dediğim gibi benim tek bildiğim gerçek ışınlama ve ışınlanma olayı hz.süleymanın yanındaki zatın yaptığı bir ışınlamadır ve belkısı çileden çıkarmıştı :) .....

diğer detayları tma olarak teyit etmedim ancak şu yorumuna katılıyorum ;

".Evet bir deney yapılıyordu fakat ışınlama değilde ışınlama adı altında başka bir deney yapıldığını sanıyorum ve elektrik kullanılmasının sebebide bu olabilir yani deneyin ışınlama ile bir ilişkisi pek görünmüyor"

Bende aynı kanıdayım. sadece bunun alman savş gemileri ve denizaltılarından korunmak amaçlı yapılan görünmezlik deneyi diye adlandırabilirim.

2  ve 3 cü sorularla bağlantılı yorumlar var.

madde transferi kuvantum teleport konusunda başarılı ama çok mikro düzeyde deneyler yapılmış. buda sanırım sende bunu kastetmişsin , kabaca aralarında kablolar olan iki kabin ( amiyane tabirle) arasında transfer..

 

son yorumundan farklı düşünüyorum .ışınlanma olayı evet oalcaktır canlıda ışınlanacaktır. Ancak bu çok çok uzun yıllar sonra gerçekleşme durumu sözkonusu belki  5  6 asır sonra

belkısın tahtını getiren "ifrit" in yapsı ve ne olduğunu  ve nasıl gerçekleştiğini bilahare yazıcam kendi bulgularıma göre .gerçi bunun açıklamasını bulabilirsiniz ama yinede bu konuda işlenmeli.( eminim sende biliyorsundur bu varlığın ne olduğunu  özellikle benimmi yazmamı bekliyorsun :)

 

saygılar.

 

sevgili palindromik bu varlık bir ifrit değilde benim bildiğim kadarı ile normal bir insan olması lazım..Zaten burada bu adam için kendisine kitaptan bir ilim verilen diye bahsediliyor.. Süleymanın yanında onun yardımcısı olarak bulunduğuna göre o zaman demekki bu şahıs ifrit değilde normal fakat ilim sahibi bir insan.zaten ifrite de ışınlama hakkında bir ilim verilmesi söz konusu olamaz..

Tam olarak bu konuyu detaylı inceleyemedim ancak benim düşüncem ifritin yaradılışından dolayı bu ismin verildiğini düşünüyorum yani insan değil benim düşünceme göre. Eğer tahminim doğru ise zaten ışınlanma yada buna benzer bir hareket özelliği ya onun doğasında var yada dediğin gibi ilmi ile birlikte kullanarak belkısın tahtını getirmiş olabilir. ( göz açıp kapayıncaya kadar getirdiği anlatılır )

tam detaylı bakınca daha net bilgi verebilrim.

 

saygılar.

 

 

Arkadşalar bir ricada bulunmuştum kimse takmamış beni sanırım.Ciddi ancak boş bir tartışmanın içinde gördüm sizi.Amacınız ne anlamış değilim.Bir çok ufo videosu izlerseniz bazılarının aniden ışık saçarak ortadan kaybolduğunu görürsünüz.Bu zaten ışınlamadır.Ki bu araçların içinde canlı varsa canlılarda ışınlanıyor demektir.Dunyadada bazı bilim adamları ışınlama üzerinde çalışmaktadırlar ancak şimdilik sadece moleküler düzeyde ışınlama gerçekleştire bilmişlerdir.

Sayın kada1978 buradaki insanları boş bir tartışmanın içinde görmek derken sizin,

""bir ricada bulunmuştum kimse takmamış beni"" dediğiniz hani dünkü astronotun türkçe videosuydu değilmi..

Şimdi bizde sana şunu mu diyelim...sayın kada1978 ne yapacaksın bir astronotun türkçe videosunu , burada ingilizce bilen tercüman arayacağına git kendine ingilizce bilen birini bul o sana tercümesini yapsın..

Şimdi bizde sana bunumu diyelim :)) Hani buradakiler boş işlerle uğraşırken siz çok önemli işlerle uğraşıyormuşsunuz gibi :))

Uzays yolladığımız füzelerde oldukkça yüksek ışık saçıyor.Işık saçan herşey ışınlanmaz.

...

 

 

maddeler halinde sıralarsam benim düşüncem şöyle ;

 

1. ışınlanma gerçek bir olgudur. Ancak insanoğu henüz bunu yapabilecek bilgi ve teknolojiye sahip dğeildir.

 

2. Kuvantum ışınlaması olarka çok mikro düzeyde olsada kablo bağlantıları ile madde yada enerji daha doğru bir tabir sanırım transferi yapılmıştır . çalışmalar devam etmektedir ancak ne kadarından haberdarız orası meçhul

 

3. Canlı transferi mümkünmüdür. şu an için hayır ama madde yada enerji transferi yapılabliyorsa canlı transferide mantıken yapılablir.( bundan belki 5  6 asır sonrasını kastediyorum )  ancak canlı ve cansız madde transfer kodları farklı olacağından bunun iyi hesapandığında yad tma çözümlendiğinde yapılmaması için hiç bir neden göremiyorum.

 

burada aklıma yeni sorular geliyor

 

1. Işınlama aynı zamanda "zamanda bir yolculuk" mudur ?

2. Karadelikler teorik olarak aynı zamanda birer ışınlanma kapısı olabilirmi ?

3. metafizik varlıkların bazıları acaba ışınlanma yönteminimi kullanıyorlar yoksa  boyut kapısı dediğimiz kısayolarımı kullanıyorlar. ?

 

bu sorularla da ilgili bilgi ve fikir yada tahminleri olan arkadaşların fikirlerini paylaşmasından memnuniyet duyarım.

 

saygılar.

Sn palindromik

1-Işınlanma var,ışınlama içinde çalışmalar var:)maddesel ışınlama cansız maddeler için mümkün olarak düşünüyorum.sonuçta canlı varlıklarda mevcut olan ruhları yok...çok uzun beklememiz gerekmeyecek bence!Nette arkadaşlarla sohbet ederken ışınlamayla birbirimize çay kahve ikram edebileceğiz gibime geliyor:))belki tadında birazdeğişiklik olacaktır demleme taze çayla transefr çay aynı lezzeti vermez sanırım:))

ışınlanmaya gelince:bunu hala yapabilen insanlar var zaten...maddesel olarak ışınlanmamız mümkün görünmüyor bana.ancak ruh enerjisini bedenden ayırırsak geriye kalan cansız beden ışınlanır sonra ruhumuz bedenini bulup yerleşirse transfer başarılı olur:)

2-cansız madde transferi mümkün bana göre...ama dilerim ki bilinç düzeyi çok yüksek bir dönemde gerçekleşir...neden mi?düşünsenize kitle imha silahı olarak kullanıldığını:(

3-ışınlama ile canlı transferi mümkün değil daha doğrusu sağlıklı olarak mümkün değil.ama kendini ışınlayanlar var.bununda düşünce gücüyle olduğu kanısındayım.benim anlayamadığım,bu ışınlanmada bedensel olarakta etki edebiliyor bu işi yapanlar.mesela dokunabiliyor karşıdakine bedensel olarak oradaymış gibi görünebiliyor.aynı anda iki yerde birden olabiliyorlar.

 Gökkuşağı deneyini bende okudum.tam bir çılgınlıkmış.aslı varsa tabi!kamuflaj amaçlı yapılmış bir deney.ilgimi çeken geminin başka bir yerde görünüp tekrar eski yerine gelmesi.daha sonralarıda çeşitli yerlrede görünüp kaybolması...yalnız daha önce geminin geçtiği yerlerde görünüyor.yani daha önce gitmediği yerlerde ortaya çıkmıyor.ortaya çıktığı yerlerde daha önceden evrene kaydedilmiş görüntüleri mevcut.Bir zaman karışıklığı var sanırım.orada olan şey her ne ise zamanı kırmışmı karıştırmışmı bükmüşmü ne yaptıysa birşeyler bozulmuş gibi...

saygılar

Sn Feray

"

3-ışınlama ile canlı transferi mümkün değil daha doğrusu sağlıklı olarak mümkün değil.ama kendini ışınlayanlar var.bununda düşünce gücüyle olduğu kanısındayım.benim anlayamadığım,bu ışınlanmada bedensel olarakta etki edebiliyor bu işi yapanlar.mesela dokunabiliyor karşıdakine bedensel olarak oradaymış gibi görünebiliyor.aynı anda iki yerde birden olabiliyorlar."

 

sizden alıntı yaptım yukarıdaki 3 cü maddeyi. Bahsettiğiniz benimde biraz üstü kapalı geçtiğim bir konu bu. Tasavvuf  anlamında dediğiniz gibi yaşanmışlıklar var. İsmini doğru hatrılıyorsam Evliyalardan Aziz mahmut hudayi kendini bir çok yerde aynı anda göstermiştir bunlar keramet kapsamında ele alınmalı belki ama sonuçta bunun birde belki blimsel belkide metafizik bir yanı var. aynı anda 60  70 belki 99 yerde birden bulunabilmesi yada kendini kopyalayabilmesi  diyeyim (konuya yeni  bir bakış) açısından yapabiliyorlar.

 

birde gökkuşağı deneyi eğer philedelphia deenyi ise oradaki bir noktaya katılıyorum sadece gemi geçiçi bir süre için görünmez olmuş. Hepsi bu. başka yere ışınlanma olayı asılsız bilgidir benim öğrendiklerime göre.

Evrene kaydedilme konusu için şu an için bilgim olmadığı içni bir yorum yapamıyacağım

birde bu yorumlar şu anki bilim ve bilinç düzeyimize göre yapılıyor

kişisel bilgim demiyoum ( yine gelecekten haber mi veriyorsunuz diye konu sapacak ) Tahminim ve ön görüm diyim , gelecekte bunu hem cansız hemde canlı transferi ve ışınlanması yapılabilecek. Yani Star Trek filmindeki vb. filmlerdeki olay gerçek olacak. Şuanki yapılamamasının tek sebebi eksik bilgimiz.

kainatta hiç bir şey bilimsel anlamda imkansız değildir .Sadece kudretimizin ve bilgimizin yetersiz olduğundan dolayı biz bunları yapamadığımız gerçekleştiremediğimiz ve düşünemediğimiz kanısına varıyoruz.

Çoğu konuyuda eksik ve yanlış bilglerimizden dolayıda yanlış yorumluyoruz. ve yanlış sonuçlara gidiyoruz.

 

saygılar.

 

 

 

 

Sn. Palindromik

Haklısınız,şu anki bilgi düzeyimizle düşünebildiklerimiz bunlar.yinede şunu söylemeden geçemeyeceğim;canlıda ruh vardır,ruhda tıpkı maddesel bedenimiz gibi vardır!öncelıkle ruh dediğimiz enerjinin bilim çevresinde tam anlamıyla kabul görmesi fiziksel beden gibi işlenebilir halae gelmesi lazım ki ışınlamada bunuda gözönünde bulundurup ona göre bir sistem kurulsun ifade edebildim mi bilmiyorum?aksi halde ceset ışınlamadan öteye geçilmez...burada ki eksik bilgi hala insan yaradılışının sırrının çözülememesi galiba!

gelecekte ışınlama ve ışınlanmanın olacağına bende inanıyorum.dediğiniz gibi kainatta hiçbirşey bilimsel anlamda imkansız değildir:)hatta ben şunuda düşünüyorum;biz insanoğlu var olmayan hiçbirşeyi hayal edemeyiz.hayal dediğimiz herşey aslında mümkün şeylerdir.biz hayallerimizi gerçekleştirmiyoruz biz var olanı, olabiliri algılıyoruz...ve hayalimizi algılayabildiğimiz boyuta çekip süslüyor ve hayata sunuyoruz!bunlar benim kişisel düşüncelerim tabi ki!fazla konuyu dağıtıp uzatmayayım:)kısacası teknik bilgi fukarası olsam da öngörüm bana ışınlama eğer düşünülebiliyor ve süslenebiliyorsa zaten var ve mümkün demektir diyor:)ama ben ışınlamanın bilinç düzeyimizin çok yüksek olduğu dönemde başarılmasını isterim.her ne kadar uzun yolculuklarda ya da yorgun argın yürümem gereken mesafelerde ya da çok özlediğim kimseleri hemen görmek için ışınlanmak istesemde:)umarım olmaz...günümüz dünyası için inanılmaz tehlikeli bir silah olabilir:((

Sn Feray sizi çok iyi anlıyorum

Einstein ve diğer blim adamlarının bulduğu bir çok yenilik ve icat ve buluşlar bilim ve insnalık adına çok faydası olduğu gibi malesef niyete göre kötü olarakta kullanılacaktır malesef. Umarım ozmanlarda bunu guvenlik ve tedbir olarakta alabilirler.

zamanı bilmiyorum ancak ileride bunu ışınlama olayı  ilk yapıalcak cihaz çok büyük olacak tıpkı ilk bilgisayar gibi ( 30 ton ) daha sonra teknoloji ilerledikçe kola takılan bir cihazla kontürlü gibi kullanıcak. belli bir ödeme karşılında size verilecek kontür ( diyelim ) le istediğiniz yere ışınlanacaksınız. akbil gibi düşünün. ama o günleri göremeyeceğiz oda ayrı bi durum :)

 

saygılar.

 

Ama burada bahsettiğiniz kendini kopyalama veya ışınlama sırasında yani bir insanın aynı anda veya farklı zamanlarda bir kaç yerde görünmesi olduğunda o kişi sadece gerçek bedeninin varlığını biliyor yani başka yerde bulunan bedeninin farkında olmuyor..Daha doğrusu bir kaç yerde birden görünen bir kişi kendi isteği ile bunu yapmıyor ve yapamıyor..Yani buna da bir şekilde kendini ışınladı veya kendini ışınlıyor diyemeyiz..Hani ben sizi falanca yerde gördüm denildiğinde kişinin bunu reddetmesi olayı..

Sayfalar