Uzaylılarla Gerilim Dolu Anlar

Kahramanimizin adi Bruce; New York'ta yasiyor; bir ögle sonrasinda Syracuse'da bir kitapçida dolasirken, yeni basilmis bir kitabi görünce korkuyla irtkildi. Kapaktaki resim onu etkilemisti. Unutulmayacak bir yüzdü, yesile dönük bir teni, belirgin sivri bir çenesi ve iri derin gözleri vardi. Gözlerinin rengi madeni siyahti.Bruce: gözlerini hipnotik etki-sinden kurtutup baska tarata dönene kadar yeterince etkilenmisti, dayanamadi ve tekrar rafa geri dönerek kitabi aldi. Kitap. Whitley Strieberin çok satan kitabi olan "Communion'du ve dünyadisi ziyaretçilerle ilgiliydi. Bruce, kitaba söyle bir baktiktan sonra saticiya giderek, gözlerin yanlis çizilmis oldugunu söyledi ve sonra kitabi birakarak. kaçarcasina oradan uzaklasti. Yolda kendini. sorgulamaya bastaladi gözlerin yanlis oldugunu nereden biliyordu? Resmi kendi çizmemisti.Fakat garip bir içgüdüyle sanki yillardir unuttuklari aklina gefiyoidu. "Communion"daki resmi kendiside çizebilirdi, sonra söyle diyecekti; "Hatirladiklarim borudan kuyuya akan bir su gibi beynime akiyordu sanki." 1978 yili yaz aylarinda Bruce,karisi Marion ve oglu Steven'le bir akrabalarindan dönüyorlardi. Steven gögü izlerken birden alçak uçan bir uçagin inmeye çalistigini söyledi. Bruce olayi söyle anlatiyor: 'Etrafta garip bir gürültü vardi. Bunun yola inmeye çalisan arizali bir uçak oldugunu düsündüm ve benden yoldan çekilmemi istedigini zannettim." Hatirladigina göre; gaza sonuna kadar basmasina ragmen araba çalismamis, lastikler yanmaya baslamis ve arabanin isisi yükselmis, bunun üzerine arabayi durdurmaya karar vermis. Bir kaç dakika sonra disariya bakan Marion korkunç bir çiglik atmis ve Bruce kapilari ve pencereleri kapatmis. Sonra Steven'in üzerine bir battaniye örterek kipirdamamasini söylemis. Arkasina baktiginda birilerinin yaklastigini görmüs; Gerisini ondan dinleyelim; "Askeri üniformalari olan iki kisi geliyordu, üniformalar normaldi, üstleri bej, altlari siyah renkti. O sirada Marion garip davranmaya basladi. Kapilar kapali oldugu halde açik olduklarini zannediyor, kitledigini sanarak tam tersim yapiyordu. Ayrica pencereler de kapaliydi ama onlari da açik zannederek kapamak istiyor, açarken kapadigini saniyordu. Böylece aramizda arabayi kilitli tutmak için bir çekisme basladi. Marion panik halindeydi ve birden öncekinden daha korkunç bir çiglik atti, O anda, basim dönmeye basladi. Tanrim! Disardakilerin gözlerinden kendimi alamiyordum. Sanki kilitlenmistim. Birden arkamda bir kapi sesi duydum, Marion gitmisti, askerlerden birisiyle gidiyordu. Sanki gezintiye çikmisti, disari çikip Marion'u almak istedim, ama etrafta baskalari belirmisti. Kendimi koruma hissine kapilmistim. Merak ediyor ama kendimi riske atip gitmek de istemiyordum. Steven'i gördüklerini anlatmasi ve yardim istemesi için oradan kaçirmayi düsündüm, yetkililere karsi bir kanitim olacakti. Bu yüzden ön koltugu yatirdim ve Steven'e geçecek bir yer biraktim. Ama tam bu sirada arkamdan biri beni dürttü, sag tarafimdaydi, sanki bir igne batirilmisti."

Uzayli yaratiklar yeni bir irk yaratiyor...
Bu noktadan sonra Bruce her seyin bulanik oldugunu söylüyor. Emin oldugu tek sey ise, yol üzerinde biraz sürüklendigi. Sonrasini animsamiyor. Ve birden kendisini Marion ve Steven ile eve dönüs yolunda ilerlerken buluyor. Aile eve beklenenden iki saat sonra dönmüstü. isin en garip yani, aile bu konuyu bir daha hiç konusmadi, ne kendilerine geldikten sonra, ne de daha sonra. Bruce'un garip hikayesi, (ve iki saatlik açiklanamayan kayip zaman) onu ve ailesini UFO'lar tarafindan kaçirilan pek çok kisinin arasina soktu. Bu hikayeleri anlatanlarin sayisi çok fazladir; uzak geçmiste dogaüstü yaratiklar tarafindan yani cinler, periler tarafindan kaçirildiklarini iddia edenlerin yerini artik UFO'lar tarafindan kaçirilanlar almistir. Tüm kaçirilanlarin anlattiklari ortak bir nokta var; yaratiklar ortalama 1.20 m. boyunda, iri göziü, gri tenli yaratiklarin onlari almak için gökyüzünden geldikleridir.
Bu garip ziyaretçiler insanlari hipnotize ederek. evlerinden ya da arabalarindan bakis açisi getirmek istediklerini söylüyorlar. Ve daha da garibi, bu olaylari yasadigini söyleyenlerin çok azi yasadiklarinin gerçekligine inanmiyor.

Bir ressamin çabalari
Açiklama ne dursa olsun, kaçirilma sirasinda aci çekenlerin yolu Massachusetts, Wellfleet'e düsecektir. Burasi balik avlanan, sanat galerileri olan ve geziler düzenlenen bir yerdir ve New Yorklu psikiyatristlerin çogu yazlarini burada geçirirler. Buraya giderseniz, New York, Provincetown ve Massachusetts'in en önemli sanat galerilerinde resimleri sergilenen Budd Hopkins ile tanisirsiniz. Hopkins simdiye kadar kaçirildigini iddia eden 160 kisiyi dinlemis ve notlar almis. Hopkins kaçirilanlarin anlattiklarini, iddialarini ve tecrübelerini' resimliyor. Kaçirilanlar için o, bir akil hocasi, bir baba ya da bir dost. Hopkins, Bruce'un tam istedigi insandi ve ziyaret etmeye karar verdi: mutfak masasinda karsilikli otururlarken gergindi, 32 yasindaydi ama liseden yeni mezun olmus ve is isteyen biri gibi elleri titriyordu. Hopkins'in sorularini ve hipnotizmanin baslamasini bekliyordu. Gerçekte tam olarak ne oldugunu bilmedigini söyledi. Utandigini, kendisinde gariplik olup, olmadigini merak ettigini söyledi. Belki de animsadiklari sadece psikolojik bir sorunun sonucuydu ya da sadece rüyaydi. Anlamak ve ögrenmek istiyordu...
Hopkins, Bruce'u anlamanin iyi sonuçlari olabilecegine inaniyordu. En azindan UFO'lari zor da olsa tanimlayabiliyordu. Aslinda, Hopkins UFO'lara artik bilimsel bir açiklamanin getirilmesinin sart olduguna inaniyordu. Eger UFO bilimcileri bir kaç uzayli bulsalar bu tartisma sona erecekti. Ama bir de E.T. çilginligi çikmisti. Bir grup sarlatan uzaylilarla iletisim kurduklarini iddia ediyorlardi. iyi kalpli E.T'ler geliyorlar dünyalilara kendi gezegenlerinin ve evrenin sirlarini açikliyorlardi ! Genelde onlarin gezegenleri vergilerin, bosanmalarin ve savaslarin olmadigi yerlerdi. Uzayli yaratiklarla iletisim kurdugunu iddia edenlerden birisi Ay'a gittigini ve Ay Krali'yla yemek yedigini anlatmisti. Bir baskasi ise, Jüpiter'e gittigini ve oradan bir köpekle döndügünü söylüyordu. Ayrica kim ne olursa olsun tüm iletisim kuranlara bir görev verilmisti. Örnegin, atom deneylerini durdurmak, savaslara son vermek dünyada barisi saglamak gibi... Bunu saglamak için organizasyonlar kuruyorlar, kitaplar yaziyorlar, konferanslar düzenliyorlar, Plüton'da yapilan müzik oldugunu söyleyip kasetler dolduruyorlardi. Böylece yüzlerce insan yeni UFO dinleri ve birliklerine katiliyorlardi. Üstelik kontak kurdugunu iddia edenler garip hikayeler anlatip, anlamsiz eylemlerde bulundukça ciddi UFO çalismalari ve arastirmacilari itibar kaybediyordu.

Yasadiklarini nasil unutuyorlar?
Tüm bu garip hikayeler ve çilginliklar arasinda sadece biri digerlerinden farkliydi. Betty ve Barney Hill'in hikayeleri. Barney bir sirkette memurdu, Betty ise sosyal bir görevliydi. Kanada'dan geri dönerlerken tipik bir UFO olayi yasadilar. Barney, UFO'yu gördükten sonra arabasini yolun soluna aldi. iki saat sonrasinda hiçbir sey hatirlamiyorlardi. Ayildiklarinda, kendilerini yolun 35 mil asagisinda buldular ve buraya nasil geldikleri hakkinda hiçbir fikirleri yoktu. Bu olaydan sonra kötü rüyalar görmeye basladilar, bunun üzerine psikiyatrist Benjamin Simon'u görmeye basladilar. Dr. Simon onlari olay anina döndürmek için hipnotik bir yöntem kullaniyordu. Hipnoz sirasinda H?II çifti dünyadisi yaratiklarin onlari arabadan inmeye zorladiklarini ve bir uzay aracina bindirmek istediklerini söylediler. Araca bindiklerinde ayri ayri testlere tabi tutulmuslar, Betty'nin göbegine igne sokulmus, deri ve tirnak örnekleri alinmisti. Barney kendisinden sperm aldiklarini da ekledi. Günümüzün diger süphecileri gibi, zamanini Cape Cool ve New York arasinda mekik dokuyarak geçiren genç ressam Budd Hopkins de bu hikayeyi pek önemsemedi.
Fakat 1964'te bir gün Provincetown'a giderken elips seklinde kursuni renkli bir nesnenin havada uçtugunu gördü, üç dakika sonra yok olmustu, Hopkins nesnenin bulutlar arasina girdigini düsündü. Bu olayi herkese anlatti, böylece bu tip görüntülere rastlayan baskalarini da bulabilirdi. O yaz Hopkins birkaç UFO kitabi aldi ve konuyu arastirmaya basladi. Ama ilgisi, 1975'te Hopkins'in evinin karsisinda oturan George O'Barsky'nin anlattiklarini duyuncaya kadar artmamisti. O'Barsky, New Jersey'in North Bergen kasabasinda yasiyordu ve aksam yemegini Fort Lee'de yemek için arabasiyla bir gece North Hudson Park yolundan gidiyordu. Parki geçerken yuvarlak, 9-10 m. boyunda bir garip uçan aracin önünde dönüp durdugunu gördü. Daha sonra aracin bazi yerlerinden sarkan merdivenleri gördü, insana benzer on figür asagi iniyordu. Orta boyluydular ve tek parça açik renk giysileri vardi. Ellerinde kasiga benzer aletler ve kaplar tutuyorlardi. O'Barsky, yaratiklarin örnekler topladiklarini ve dört dakika sonra ortadan kaybolduklarini söyledi.Hopkinshikayeyi inceledi ve bes destekleyici tanik buldu (bunlar yaratiklari degil sadece uzay aracini görmüslerdi)Bulgulardan sonra, "Kasabanin Sesi" adli kitabi yayinladi ve hikayeler "Cosmopolitan"da da yayinlandi. Hopkins'in UFO arastirmacisi olarak kariyeri basliyordu.
http://users.pandora.be/ufonet/UFOLAR/traviswalton.jpg
Bir oduncu olan Travis Valton, üç arkadasinin gözü önünde, ormanda bir uzay araci tarafindan kaçirildi. En yakin dostu olan Mike Rogers, tüm olanlarin tanigiydi. FBI tarafindan yapilan sorusturmada ve yalan makinesi testlerinde Walton ve Rogers'in yalan söylemedikleri anlasildi. Walton, uzaylilarin kendi üzerinde aci veren deneyler yaptiklarini ve uzay aracinin içinde daha birçok kaçirilan insanin bulundugunu anlatiyordu. Walton, kaçirildiktan bir hafta sonra geri döndü. Anais 1993 yilinda ingiliz UFOLOG John Spencer ve ekibi tarafindan yapilan hipnotik deneylerde uzaylilar tarafindan kaçirildigini ve sekso biyolojik deneylerde kullanildigini anlatiyordu. Oysa güncel yasaminda böyle bir olayi hiç hatirlamiyordu.

"Bu insanlar hasta degiller..."
Hopkins, tüm olaylar sirasinda anlatilan kayip zaman bosluklarini biliyordu.
O'Barsky uzay aracinin dört dakika içinde ortadan yok oldugunu söylemesine ragmen normalde eve dönmesi gereken zamandan saatler sonra eve gelmisti. Bu nokta, Hopkins 1976'da akillica bir fikir üretene kadar ortada kaldi. UFO olaylarina tanik olanlar, saatler hatta günler kaybediyorlardi acaba yaratiklar onlari kaçirdiktan sonra unutmaya mi zorluyorlardi? Bu fikir Hopkins'in yasamina Steven Kilburn yüzünden girmisti (Bu onun gerçek ismi degildir). Steven Kilburn, tenis ögretmeniydi ve Hopkins ona O'Barsky olayini arastirirken rastlamisti. Bir gün, bir UFO toplantisinda Kilburn Hopkins'e yaklasti, biraz sinirliydi ve yapilacak hiçbir sey olmadigini söyledi ve söyle devam etti: "Bana da buna benzer bir sey olmus olabilir. O zamanlar üniversitedeydim. Çok özel bir sey hatirlamiyorum ama eskiden kiz arkadasim! Mary-land'daki evine birakirken geçtigim yoldan ne zaman geçsem bir seyler beni rahatsiz ediyor". Kilburn, hiçbir garip cisimden veya yaratiktan söz etmiyordu ama kayip bir zaman araligindan süpheliydi. Hopkins'e hipnoza girip ne oldugunu hatirlamak istedigini söyledi. Hopkins, yardim etmeyi kabul etti. Psikiyatrist Robert J. Lifton'in tavsiyesiyle Psikolog Aphrodite Clamar'dan randevu aldi. Clamar psikoterapi seanslarinda hipnotizma kullanmasiyla taniniyordu, güçlü bir süphecilik ile etkili bir yargi gücü birlesince Clamar, Kilburn'u derin bir hipnoza sokmayi basardi. Kilburn'un korkusunu azaltmak için ilginç bir hipnotik telkinde bulundu: "Sicak toprak bir ev. içinde korkmadan her seyden korunabilirsin fakat kaybolmus bazi anilarini uzaktan seyredebilirsin." Hipnoz sirasinda anlattiklarina göre; Kilburn o gece arabayla eve giderken uykusu gelmis ve arabasi aniden yoldan çikmisti, sanki dev bir miknatis onu saga çekmisti. Göge baktiginda iki garip isik gördü. Korkusunu hafifletmek için arabadan indi, biraz yürüdükten sonra 4-5 ufak yaratiga rastladi. içlerinden birisi liderleri gibi görünüyordu. Yüzleri anlamsizdi ve kireç gibi beyazdi. iri simsiyah gözleri vardi. Bir tanesi yere egilmis, kaziyordu. Bu noktada Kilburn, Clamar'a etrafinin sarildigim ve yaratiklarin ona karsi bazi aletler kullandiklarini anlatti, bundan sonra bir rampada ilerlemis, beyaz bir odanin içindeki bir masada oturmustu, tavandan tuhaf aletler sarkiyordu. Daha sonra omurgasinda bir ignenin açisini hissetmisti, sonra da tüm vücudu incelenmis ve kendisini bir kurbaga gibi hissetmisti. Bacaklarini ayirmislardi sonra sag bacagi üzerinde metal bir alet gezinmisti, ayaginin derisi incelenmisti. Sonra daha kötü seyler olmustu... Seanstan sonra Kilburn, Hopkins'e kötü bir seylerin olmus olabilecegini söyledi ama bunun ne oldugunu hatirlamiyordu. Kilburn'un hikayesi Hopkins'i sarsmisti. Hopkins, tüm bunlar gerçek gibi görünse de bekledigim seyler degildi diyordu. Dahasi, bu olay geleneksel bir kaçirilma öyküsünü yani Betty ve Barney Hill olayini onayliyordu. Üstelik Kilburn, Hill ailesi gibi bazi parçalari hatirlamak istememis, bazi bölümleri bastirmis, içine atmisti. Böylece Hopkins kaçirilma olaylarinin yaygin oldugu sonucuna vardi. Hopkins'in sonradan ögrendigi gibi en önemli ortak payda, kaçirildigini söyleyen insanlarin çogunda tuhaf izlerin kalmasiydi. Örnegin; Virginia Horton olayi: Bayan Horton bir avukatti, 6 yasindayken büyükbabasinin çiftliginde kayboldugunu iddia ediyordu. Kaybolduktan bir saat sonra ortaya çiktiginda, baldirinda büyük bir kesik vardi. On yil sonra 1957'de Frankfurt'ta buna benzer bir olay daha yasadi. Daha sonra hipnoz altindayken Clamar ve Hopkins'e yaratiklar onu kaçirdiklarinda bacagindan bir parça aldiklarini açikladi. 1981'de Hopkins ve Clamar, kaçirilmis 11 kisiyle konusup, deneyler yaptilar. Profesyonel bir psikolog olan Clamar dünyaya uzaydan ziyaretçilerin gelebilecegine inanmiyordu. Aslinda hastalarinin anlattigi korkunç olaylardan etkilenmisti, hiçbirinin alkol ya da uyusturucu aliskanligi veya ruhsal sorunu yoktu. Üstelik hepsi kariyerlerinde basarili insanlardi, birbirlerine baglanabilecek ortak bir yanlari da yoktu. Özetle hepsi saglikli insanlardi.

"Kayip Zaman"in pesinde...
Clamar, Hopkins'e, kaçirildigini söyleyen kisileri psikolojik bazi deneylerin kaynagi yapmayi önerdi. Bu insan grubu baski altindaydi ve herkes onlan deli, paranoid veya marjinal olarak degerlendiriyordu. Clamar, 'Hipnotize ettigim insanlarin hiçbirinde bu sayilan durumlar yoktu ama yine de içten gelen bir dürtüyle kaçirilma olaylannin bu insanlar üzerindeki etkisini arastirmak istedim" diyordu. Böylece Clamar, Hopkins ve aralarina yeni katilan New Yorklu psikolog Elizabeth Slater, 9 grubu incelediler. Stetere bu insanlarin UFO'larla olan iliskisi söylenmemisti. Slater bu gruba: mürekkep izlerinden olusan Rorschach testini, geometrik figürlerden olusan Gestald deneyini, tematik algi yetenegini ölçen Wechsier testini ve daha sonra Minnesota kisilik testini uyguladi, çalismalarini tamamladiktan sonra, bir sizofren disinda hiçbirisinin psikopatolojik özellikler göstermediklerini açikladi. Bu insanlar az da olsa duyarli, çekingen ve ihtiyatliydilar, dikkatliydiler ama paranoid degildiler ve çogu ortanin üstünde zeki ve basanliydilar. Slater; "Bu insanlarin uzayli yaratiklar tarafindan kaçirildiklarini iddia ettiklerini ögrenince inanamadim, Aslinda süpheci bir insanim ama hikayelerdeki gerçek payini yadsimak olanaksizdi. iki yil bir hastanede çalismistim ama hiç böyle hikayeler duymamistim. Ruh hastasi birçok insan ClA'in telefonlarini dinledigini,seytanin sesini duyduklarini ya da kendilerini öldürme hissine kapildiklarini anlattilar ama, UFO'lar tarafindan kaçirilmak ilk kez duydugum bir seydi. Bu kisilerin yaratiklarca kaçirildiklarina inanmiyorum ama deli olduklarini da söyleyemem. Bu grup için hiçbir açiklamam yok. Psikologlar gerçekleri yorumlamazlar, sadeçe insanlann deney ve inançlarini anlamaya çalisirlar" diyerek arastirmasina açiklik getirdi. Hopkins ve Ctamar aynca, kaçirildiklarini söyleyen on kisiyi New York Psikyatri Enstitüsü yöneticisi Donald Klein'e gönderdiler. Klein bu kisilerin geçmis profillerini çikarip, psiko-geçmis terapisi uygulamayi önerdi. Böylece iddialarindaki ve hikayelerindeki gerçekleri ve yalanlari bulabilecekti. Abigail Feuer ile birlikte çalistilar. Sonuçta Klein bu on kisiyi akli basinda buldu. Arastirmacilar bundan emin olmak için her deneyde müthis bir gerilime giriyorlardi. On kisinin birisinde alkol problemi vardi ama hiçbirisinde çocuklukta yasanan kötü bir cinsel deneyim ya da alkolik ebeveyn problemi yoktu. Hiçbirinde travma yoklu, yalancilik egilimi bulunmuyordu. Tabii ki bu durumda psikolojik bir açiklama olamazdi. Baska bir deyisle enstitü hiçbir açiklama gelistirememisti. Psikologlar kaçirilanlarin akli basinda oldugunu söylerken Hopkins baska bir iddiayla ortaya çikti. Belki de bizler yaratiklarin insanlar üzerindeki uzun süreli çalismalarina taniklik ediyorduk. Hopkins'e göre; çocuklarimizi uzun yillardir bazi aygitlarla izliyor olabilirlerdi. Üstelik on yilllarca sonra onlari tekrar bulabileceklerdi ve bu Hopkins'in tam olarak bilmedigi bir amaçti. Bu düsünceler Hopkins'in kaçirilanlarla ilgili ilk kitabi olan "Kayip zaman"da ortaya çikti. Kitap 55.000 satti ve çok tepki aldi. Ama Hopkins bundan sonra kaçirildigini iddia eden 400 kisiden mektup aldi. Birçoklarina cevap verdi. Biliyordu ki, arastirmasinin ikinci yansi baslayacakti. Sonralari Hopkins sadece taniklarla degil, çok sayida insanla röportaj yapti. Bu büyük çalisma Hopkins'in Clamar gibi gönüllü psikologlara güvenmek zorunda olmadigini gösteriyordu. Sonunda, kendi basina hipnotize seanslari düzenlemeye basladi.

"Çocugum peri kizi gibiydi.."
ilk hedefi, son kitabi "Davetsiz Misafirler"in odagi haline gelen Kathie Davis adindaki kadindi. Davis, Hopkins'e mektup yazmis ve bir zaman boslugu yasadigini anlatmis. 15 UFO
görüntüsü yollamisti. Ayrica bahçesindeki yanmis otlardan bahsediyordu. Bayan Davis'in durumu acil ve ciddi oldugu anlasildigi için Hopkins, onu telefonla çagirdi. Birkaç konusmadan sonra New York'a gelmeyi ve hipnoz seanslarina katilmayi kabul etti. Hopkins metodu biliyordu, New Yorklu psikyatrist Robert Naimon'dan hipnozu ögrenmisti.
Üç psikiyatrist iki psikolog ve bir polis hipnozcusuyla beraber yüzlerce saat arastirma yapmisti.Üstelik psikiyatrist Donald Klein, Hopkins'in teknigini arastirmis ve ona önemli ipuçlari vermisti. Kisacasi kendini yeterli görüyordu. Bayan Davis'in hikayesi aci doluydu, kendisini küçüklügünde küçük gri yaratiklar kaçirmislar. sonra büyüme çaginda yine yaratiklarca incelenmis ve denek olarak kullanilmisti. Üstelik bir melez yaratmak için cenini alinmisti. Hopkins'e yillar sonra bir kaçirilma sirasinda bir kiz çocugu gördügünü anlatmisti. Bayan Davis söyle diyordu: "Orada, her yerin beyaz oldugu bir yerdeydim sanki beni geldigim yere dönmeye hazirliyorlardi. Benimle isleri bitmisti, büyük bir odada bir grup küçük gri insan vardi. Hatirladigima göre, birinin kollari belimdeydi. Çok rahattim, ayaktaydim, onlarsa çevremdeydi. Birisi omzuma dokundu, herkes benden hosnut gibiydi ve ben nedenini bilmiyordum.... Sonra, küçük bir kiz odaya girdi, iki küçük yaratik ona eslik ediyordu. Kapi esiginde durdu... Dört yaslarinda görünüyordu. Digerlerine benzemiyordu ama bize de benzemiyordu. Bir peri veya bir melek gibiydi. Büyük mavi gözleri, küçücük bir burnu vardi... Çok güzeldi, yüzü solgundu takat dudaklari pembeydi ve gözleri masmaviydi, saçlari beyazdi, çok ince ve narindi, normalden biraz büyük bir basi vardi. Tipki yapma bir bebek gibiydi... Onu bana getirdiler ve orada durup bana baktilar. Ben de ona baktim, ona sarilmak istedim ve birden aglamaya basladim. Anladigim kadariyla içlerinden birisi bana gurur duymam gerektigini söylüyordu." Davis çocugunu beraberinde götürmek istemis ama çocugun çok alisik oldugu biri, belki de babasi; onun dünyada yasayamayacagini Davis'in onu besleyemeyecegini ve onlarla kalmasi gerektigini anlatmis. Kathie Davis buz daginin ancak üst kismiydi, Hopkins'e göre, buna benzer detaylar diger kaçirilanlarin hikayelerinde de vardi. Birçok kisiden melez çocuklar yaratilmisti. Bu detaylar hiçbir yerde yayinlanmadigindan, kopya edemezlerdi. Üstelik gariplikleri ve anlasilmazliklari onlara bir güvence sagliyordu. Hikayelerin çogunda; sperm ve yumurtalarin melez bir irk yaratmak için alindigina dair detaylar vardi ve Hopkins kendi stüdyosunda yaptigi hipnozda ayni verilere Bruce'da da rastladi, simdi bu seansi izleyelim:

BRUCE; Bir parmak... Plastik gibi görünüyor. Sanki lastik gibi ama bana dokundugunda plastikten daha sert oldugunu hissediyorum, ben düsündükçe
daha da büyüyor ve ben daha çok nefret ediyorum.
HOPKiNS: Vücudunda neler oluyor?
BRUCE: Bana ereksiyon saglayan uyaricilar monte ediyorlar, sperm almaya
çalisiyorlar.
HOPKiNS: Sonra neler oluyor?
BRUCE: Utaniyorum.
HOPKiNS: Tabii ki ama bu uzun süre önceydi, daha objektif bakalim. Uyarici neydi? 
BRUCE: Bunu tarif edecek bir sey bulamiyorum fakat inekten süt 
sagarken kullanilan vakumlara benziyor.
HOPKiNS: Sadece penisine mi takildi?Yumurtaliklarini da kapliyor mu? 
BRUCE: Hayir! sadece penisimde. Boyutlarinin ne kadar uydugunu bilmiyorum, ama uymadigim ya da buna benzer seyler söylediklerini duyuyorum, bunlar beni utandiriyor.
HOPKiNS: Orgazm oldugunu hissettin mi? 
BRUCE: Hayir. Çok hizliydi, gerçekten çok hizli yaptilar, istediklerini aldilar, 
HOPKiNS: Baglantili bir his var mi
Baski veya aci? 
BRUCE: Aletten gelen bir basla var ama çok degil. 
HOPKiNS: Orgazm varmiydi yokmuydu ?
BRUCE:Orgazm
diyemem.Merak,hissetmeme izin verdikleri tek duygu.
HOPKINS: Merak etmek mi?
BRUCE: Evet sadece bu.

Bruce seanstan sonra, buna benzer tecrübeleri pek çok kisinin yasayabilecegini söyledi Ona göre: yaratiktlar bizi uzun zamandir inceliyorlar ve kullaniliyoruz. Diger kaçirilanlar da buna benzer kuluçka odalarindan bahsetmislerdi. Garip kuluçka gemileri var. Üstelik yeni bir tür irk yaratmak için yüksek bir tibbi teknotojiye sahipler!"? insanlar devamli, garip bir sekilde, melez bebeklerin giyinik oldugundan söz ediyorlar. Fakat belki de en garip hikayeler sahte dogumlarla ilgili olanlar. Beyanlara göre: yaratiklar bazen kaçirdiklari ama hamile olmayan kadinlara bir bebek dogurmak üzere oldugunu söylüyorlarmis. Böylece kadin dogum pozisyonunda uzaniyor ve sonra yaratik doktorlar melez bir bebegi kadinin bacaklari arasindan aliyorlarmis. Hopkins'in dedigine göre; psikolojik bag yöntemini taklit etmek amaciyla bebegi insan dokunusuna hazirlamak için bunu yapiyorlar. Hopkins, daha sonra kapisina gelen güneyli bir adamin öyküsünü söyle anlatiyor: 'Çok sinirli ve gergin görünüyordu, kendisine, kitabimla ilgili konusmak için mi geldiniz diye sordum. Hayir, dedi. Barney ve Betty HiII hakkindaki filmi görmüs ve çok sasirmis. Kendi öyküsünü UFO merkezine anlatmis, onlar da beni önermisler." Adamin hikayesi bes yasindayken basindan geçmis ve inanilmayacak kadar garip. Söyledigine göre, bacaginda bir kesik izi varmis, bu olaydan sonra tekrar kaçirilmis ve sperm örnekleri almislar. Bundan sonra dedigine göre üçüncü kez kaçirilmis, gemiye binmis etrafini disi yaratiklar sarmis. Birinin elindeki bir tepside küçük bir bebek duruyormus, bebegin büyük bir basi ve incecik bir boynu varmis. Adamdan bebegi kucagina almasini istemisler ve kendisinin oldugunu söylemisler. Fakat derisi çok inceymis ve parmaklarinin onu incitecegini düsünerek bebegi istememis. O sirada kendini çok üzgün hissetmis, tipki yaratiklar gibi. Bu adam bazi detaylari Hopkins'in kitabindan almis olabilir ama çocugun sunulma detayi, birçok tanigin anlattiklariyla ayni. Hopkins ondan kaçiranlarin resimlerini çizmesini istemis, daha sonra ona diger kaçirilanlarin çizdigi resimleri göstermis ve adam küçük bir çocuk gibi aglamaya baslamis.

alıntıdır..

Etiketler: 
Ufoloji Forum: 

melez ırk oluşturmaya çalışmalarındaki neden ne acaba

belki görünümlerinden hoşnut değillerdir ama bizden zekiler

yani insan görünümünde ddv zekasında olmak istiyorlar heralde

ama bi de şu var teknolojileri o kadar iyi olan bi uygarlık rahatlıkla insan dnalarının da kendi dnalarının da %100'ünü çözmüş ve dnaları değiştirerek istedikleri sonuçları elde edebilcek kadar ileri teknolojileri vardır tahminen

yani ışıktan daha hızlı araç yapabiliyorlarsa onu da yapabilirler

insanlarda olup onlarda olmayan ne olabilir ki görünüş dışında ?

Melez Irk;

Inaniyorum ki bu irkla dünyayi ele gecirmeye calisiyorlar.Insanlik yararina degil,kendi yararlarina ve cikarlari icin böyle bir yöntem kullaniyorlar.Benim kendi görüsüm,böyle

sevgiler

 

Kristal cocuklar:

Belkide sözü edilen kristal cocuklar bunlardir,kim bilebilir????

ama şimdiye kadar kaçırılan herkes kendilerine dostane bir biçimde yaklaştıklarını, dünyanın yararına olacak şeyleri yapmalarını istediklerini söylüyor..

insanların ne üstünlüğü var ki melez ırkla dünyayı ele geçircekler ve melez ırkta beyin varsa onların dediklerini yapmak zorunda değil

dünyayı ele geçirmek o kadar zor değil

eğer katliam yapmak isterlerse çok kolay yaparlar

ama insanları tutsak yapmak isterlerse dünyanın tümüne bayıltıcı madde yayarlar ve sonra da çekim gücü olan ışınlar yayarlar (abduction)

insanlar hakkında bilgi toplamak içinde olabilir ya da dünyayı kalkındırabilmeleri için böyle zeki türleri dünyaya yolluyo olabilirler aşağıda bi arkadaş kristal çocuk örneğini vermiş bu olabilir işte

dünyayı ele geçirmelerinde ki amaçlar şunlar olabilir

madde yetersizliği

yer yetersizliği

madde yetersizliğine çözüm olarak füzyon yapabilirler atmosferi olmayan gezegenlerden toprak alıp

mesela atom numarası 40  olan bi elementi (zirkonyum'u) alıyolar ve protonlarıyla nötronlarını tek tek ayırıyorlar

su yapmak isterlerse su=h2o hidrojende 1proton 1 nötron var ama 2 atom lazım yani ayrı ayrı 2 proton 2 nötron lazım oksijenin atom numarası 8 yani 8 proton 8 nötron bu da demek oluyor ki bi su atomu oluşturabilmek için 10 nötron 10 proton lazım

bu da demek oluyor ki atom numarası 40 olan maddenin 4 katı kadar su elde edilebilir çok zahmetli ama evrende tek değilsek çift de değiliz diğer ddvler de tepki gösterir böyle bişeye

onlar o teknolojiyle ve o boyla (ortalama 1,20 cm oluyorlar) 2 m yükseklikten yukarıya doğru 500 katlı bi binayı çok rahat yapabilirler dünyanın atmosferinin tepesi deniz seviyesinden 12 km yükseklikte onların atmosferleri 11 km olsa bu iş için yeterli (2m*500=1000m)

bi de şu var onların gezegenleri daha büyük de olabilir daha küçük de ama farketmez diğer boş gezegenleri kolonileştirme imkanları var

insanlar amaçsızca ürüyorlar önlem de almıyolar fakir bi aileye bakıyosun 5 tane çocuğu var 10 veya 20 liraya korunma mümkünken tüm ömürleri boyunca beslemek zorunda kalıyolar çocuklarını ve istemeyerek yapıyorlar çoğu zaman

eşeyli üreme 2 birey arasında oluyor yani herkes evli olsa ve 2 çocuk dünyaya getirse ebeveynler ölünce nüfus çocuklar dünyaya gelmeden önceki durumla aynı kalır ve eminimki ben bunları 15 yaşımda olmama rağmen doğaçlama yazabiliyorsam bizden zeki ırklar çoktan farkına varmışlardır