Atatürk ve kayıp kıta mu

Her şey 1930'lu yıllarda Atatürk'ün ileri sürdüğü "Türk Tarih Tezi'yle başladı. Atatürk, 1932 yılından sonra Türk Tarih Tezi'nin "kayıp parçası"nın peşine düştü. "Türklerin Orta Asya'dan önceki ilk yurtlarını arıyordu. Bu amaçla 1932 yılında Tahsin Bey'i Meksika Büyükelçiliği'ne atadı. Tahsin Beyin gizli görevi Türklerle, Eski Amerika halkları arasındaki ilişkiyi araştırmaktı.
Tahsin Bey Meksika'da yaptığı araştırmalar sonunda şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı. Buna göre, Türkler, M.Ö 12.000'lerde bir doğal felaket sonunda Pasifik Okyanusu'na gömülen Kayıp Kıta Mu'dan Orta Asya'ya göç etmişlerdi..
•Atatürk Kayıp Kıta Mu'da Ne Aradı?
•Tahsin Bey'in Meksika'dan Atatürk'e gönderdiği raporlarda hangi bilgiler vardı?
•Atatürk J. Churchward'ın Kayıp Kıta Mu konulu dört kitabını neden Türkçe'ye tercüme ettirdi? Atatürk Tahsin Bey'in bazı raporlarını neden eleştirdi?
•Kayıp Kıta Mu nasıl bir yerdi?
•Türkçe'yle eski Amerikan halklarının dilleri arasındaki şaşırtıcı benzerlikler nelerdi?..
Ve daha pek çok bilinmeyen sorunun yanıtını "Atatürk ve Kayıp Kıta Mu"da bulacaksınız.
Elinizde tuttuğunuz kitap, Atatürk'ün "hiç bilinmeyen" bir özelliğini "ilk kez" tüm boyutlarıyla ortaya koymakta ve Atatürk'ün ömrünün son yıllarındaki "büyük arayışına" ışık tutmaktadır.
Bu kitapta okuyacaklarınız sizi hem çok şaşırtacak, hem çok düşündürecek hem de Atatürk'le ilgili bildiklerinize çok özgün ve çok yeni katkılar yapacaktır.
Zaman zaman bölümlerden taramalar yapacağım

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK' ün ne denli kıymetli bir insan olduğu bu araştırmayla zaten ortadadır. Aradığı şeye gelince ; hepimizin sıkça arayıpta bulamadığı şey...

 

Biz kimiz?

Türkler'in kökenini ortaya çikarmak Gazi'nin en büyük isteklerinden biriydi. Cumhuriyetin ilk yillarinda Osmanlilar'in son dönemlerinde Türklük Akimlari üzerine yapilan arastirmalari derledi. Atatürk'ün istegiyle birçok bilim adami ve arastirmaci bu alanda arastirmalar yapti. Yabanci bilim adamlari davet edildi. 1930'da Türk Tarih Kurumu kuruldu. Çok zengin malzeme ve bilgilere ulasildi. Yine de Türkler'in nereden geldikleri tam açiklik kazanmadi.

Maya Diliyle Türkçe Arasindaki Benzerlik
1932'de emekli General Tahsin Bey Atatürk'ü ziyaret etti. Maya dili ile Türkçe arasindaki benzerliklerden bahsetti. Mayalar Meksika'da yasamislar, Türkler ise Orta Asya'dan gelmislerdi. Aradaki uzakliga ragmen, Gazi konuyla ilgilendi. Tahsin Bey'i Meksika'ya elçi olarak atadi. Ona iki dil arasindaki benzerlikleri ortaya çikarma görevini verdi.

Tahsin Bey Meksika'ya gitti. Orada kendisine Amerikali Arkeolog William Niven 'in buldugu tabletlerden bahsettiler. Maya dilinin kökeninin bu tabletlerde oldugu anlasilmisti. Türkçe ile Maya dili benzerlik bu tabletlerde aranacakti. Bu tabletler Tahsin Bey'i saskina çevirdi. Çünkü tabletler MÖ 200.000 ile 70.000 yillari arasinda Pasifik'de yer almis bir kitayi haber veriyordu. Kitanin adi MU idi. Avustralya'dan birkaç kat büyüktü. Yüksek bir uygarliga ulastiktan sonra deprem veya tufan sonucu battigi saniliyordu.

Ingiliz Albay James Churcward Hindistan'daki tabletleri Tahsin Bey'e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayip Mu Kitasi ile ilgiliydi. Ve Churcward 50 yil çalismisti bu tabletleri çözebilmek için. Bu konuda 5 kitap yayinlamis bir uzmandi.

Tahsin Bey, ögrendiklerini, bulduklarini düzenli olarak Atatürk'e rapor ediyordu. Gazi; Churcward'in Mu ile ilgili kitaplarini getirtti ve 60 kisilik bir tercüme heyetine Türkçe'ye çevirme emrini verdi. Kitaplar basilmadi. Daktilo edilerek Atatürk'ün önüne kondular.

Atatürk metinleri büyük bir dikkatle okudu. Insanin yaradilisini anlatan bölümle özellikle ilgilenmisti. Mu'nun insanligin ana vatani oldugunu nüfusun 64 milyona çiktigini anlatan bölümlerin altini çizmisti. Mu'da geçen Tanri kavramiyla da yakindan ilgilenmis, yaraticinin insan akliyla anlasilamayacagi, sekillendirilemeyecegi ve adlandirilamayacagi üzerinde durmustu. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm lisanlarin Mu dilinden türedigi belirtiliyordu.

Mu kitasinin batisini anlatan bölümde halkin "Ya Mu bizi kurtar." diye bagirdigina dikkat çekerek Mu'nun bir ilah adi oldugu sonucuna vardi. Mu kökenli özel isim ve sifatlari, Öztürkçe ile karsilastirarak (Kui: kögü : Aile vb.) not aliyordu. Atatürk, önce Türkler'in kökenini ve Mu dilinin Türkçe ile baglantisini incelemis sonra da Mu sembollerini Latin alfabesiyle karsilastirmisti.

Daha ilginç olan Mu'nun demokrasi ile yönetildigini ve günes enerjisinin aydinlatmada kullanildigini anlatan satirlarin altini çizmekle kalmamisti kendi notlarini da ilistirmisti.

Bugün bu kitaplardan Kayip Mu Kitasi ve Mu'nun Çocuklari Anitmabir kitapliginda 1301, 1302 no ile kayitlidir. Çeviri metinleri ise kitaplikta 4 dosya halinde bulunur. Gazi'nin Mu ile ilgili çikardigi sonuçlari ne yazik ki tam olarak bilemiyoruz.

Emekli general Tahsin Mayatepek Meksika'daki arastirmalarinda çok daha fazlasini bulmustu. Maya, Aztek ve Inka uygarliklarinin Türkler'in kullandigi esyalara benzer esyalar kullandigini Atatürk'e iletmisti. Davullar, kalkanlar üzerlerindeki ay ve yildiz sembollerine kadar bizimkilere benziyordu. Tahsin Mayatepek, çalismalarini belge ve fotograflarla 3 ciltlik defter olarak toplayarak
Atatürk'e gönderdi. Bunlarin ikisi 70'lere kadar TDK kütüphanesinde idi. (No:57-56) Üçüncü defter kayiptir. Bu defterlerde dini tören, ibadet ve tapinaklarin bile sasilacak kadar benzerligi gösteriliyordu.

Atatürk'ün 6 ay gibi bir sürere Türkçe'yi Latin harflerine kavusturacak kadar bilgili ve yetenekli oldugu düsünülürse, onun kesinlikle siradan bir dil bilimci ve tarihçi oldugu düsünülemez. Öyleyse bu arastirmalari da siradan bir merak olamazdi. Yine O, neyi nerede arayacagini herkesten iyi biliyordu. Bugün Atatürk'ün gizli kalmis düsünceleriyle birlikte bu arastirmalar da Anitkabir'in sessizliginde uyumaya devam ediyorlar. Eger gerçekten var olduysa, Mu Kitasi'nin kalintilarinin Pasifik'in derinliklerinde durdugu gibi...

 Atatürk"ün Mu kıtası ile ilgili araştırmaları;batının "türkler evrimini tamamlamamış bir ırktır"söylemine karşı bir tez olarak ortadadır.Ayrıca yine Atatürkün Güneş dil teorisi şunu ispatlar;turkler ve turk dili dünyanın en köklü dillerinden biridir...batı, antik yunan sonra sümerlerle işi bitirmeye çalışıyor,çünkü daha öncesine gidilince batının bağlantısı kopuyor...maya dili ile türkçenin benzerlikleride  rededilemeyecek kadar bariz...son yapılan araştırmalarda bu gerçek ortadadır.insanlık tarihi sanılandan çok çok eskilere dayanıyor.buda apaçık ortada...m.ö 20 000 yıllık kaya resimlerindede türkçe kelimeler sesler motifler var...mö 16000 yıl önce din kavramı başlamış.din kavramıyla felsefi düşünce yüksek okullar başlamıştır.Teşiktaş mağrasında (en az 35 000 mö) mimari sanata rastlanır...müzik aleti lir yine o dönemde mevcuttur ve antik yunan değil türklerin müzik aletidir:)Hani şimdi bütün dünya mı türk hadi canım sende diyebilirsiniz.burada ırkçılık algılanmasın burada ulu önder Atatürk"ünde amaçladığı şu söylem önemli :"batının ısrarla uygarlıkları ari ırk ile bağdaştırma çabasına özelliklede nerede ileri bir medeniyet kalıntısı bulunsa sahip çıkmalarına karşı bu keşifler çok önemlidir...burada ki batının amacı eski uygarlıkları bulup sahiplenip bu topraklarda hak iddea etmektir!!!

     Mu kıtası gerçekten var mıydı?neden olmasın?dünyadaki medeniyetler defalarca felaketlerle karşılaşıp yok olmuş...büyük yıkımlar tufanlar yaşanmış...dinazorların devri kapanacak kadar büyük felaketler yaşanmış...Mu kıtasının yada Atlantisin hiç olmadığı nasıl iddea edilir ki!!!

Mu kıtasıyla ilgili çok rivayet var ama çoğunun gizlendiğini düşünmekteyim belkide dünyada ilk piramiitleri türkler yapmış olabilir ve buda diğer piramitlerin yapımında bilgilerin türk kavimlerinden alındığını düşenebiliriz. ama bu piramitler neden yapıldı amaç neydi ve gizemleri  hala saklanmakta olduğunu düşünüyorum.

Merhaba Şuna bir bakmanızı tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=aP5upe5drxw