''Metepec'' varlığına ne oldu ?

özellikle dakika 8 e kadar izleyin

ne oldu gerçekten hiç ses seda yok?

predator dostum güzel paylaşım yapmıssın. Çiftcinin o yaratığı öldürmesi sanırsam kendi canıyla ödemiş. Bu tür şeyler gördüğümüzde son derece dikkatli olarak o kişi zarar vermeden ulaşmak en mantıklı.

Ben de is cikisi 2 gun Sirius'u aradim sormak icin ne oldu diye, fakat telefonu acan yok, sekretere dusuyor hep, belki de mesai saatleri icersinde aramak lazim.

Cevap: Yalan olmus.

http://www.abovetopsecret.com/forum/thread553806/pg1

http://www.monstrous.com/Sightings/The_Metepec_Creature_Hoax.html

O aslinda %99.99 uzayli degil %100 dunyali. O UFO'larla ve uzaylilarla iliskisi oldugunu dusunen bi manyagin isi, acaba minnacik maymunun derisini canli canli yuzerken neler hissetti. Degdi mi acaba aldigi 300.000 Peso'ya (23.000 USD) zavalli hayvan parmaklari arasinda acidan can cekisirken adamin kendi psikolojisinde o an yasadigi travmaya. Degdi mi insanlarin hevesleriyle hayalleriyle oynarken bir canlininda yasamina son vermeye. Cok sinirlendim. Hayvan haklari dava acmali bu adama ve iligini kurutmali. Adam buyuk UFO hoaxermis arkadaslar cogu ufolojistte adami biliyor onceki yalanlarindan. Sorun Haktan bey buna nasil dustu? Bu adamin megerse herkes hoaxer oldugunu biliyormus forumlarda falan oyle okudum herkes adamin adini duyunca peeeeh diyor, bu kadar zamandir isin icinde olan Haktan bey dusmemeliydi buna. Hayret ettim.

tesla adam erimiş vaziyette bulundu orasını nası açıklıcan

Ben aciklamiyorum ya birsey :) (cunku ben birsey bilmiyorum). Benim yaptigim sadece benden daha iyi bilenlerin (en azindan benden daha uzun suredir hatta yillardir bu konular ustunde arastirma yapan kisilerin) dediklerini inceleyip aklima yatkin olanini kendi gercekligim haline getiriyorum.

9/11'de de binalarin temelinin ve celik yapisinin nasil oyle bir sicakliga erisip eriyebildigini anlamamislardi di mi? Jet yakitindan cok daha yuksek isiya cikmasi gerekiyordu cunku oyle bir erimenin olabilmesi icin. Cozumu bazi bilimadamlari nerede buldu? Termit http://tr.wikipedia.org/wiki/Termit_%28kimya%29

Termit oraya nasil geldi? Bilinmiyor. O bilimadamlarinin aciklamalarini da bu yuzden kimse kale almiyor. Fakat bu onlari gene de yalanci cikarmiyor degil mi?

Simdi o ornekten sonra bu ornek nasil aciklansin sen soyle :)

Adam ciftciyi de yakmissa gercekten psikopatmis o zaman hapse atilmasi falan lazim. Simdi bunu dusundum. Tersini ispat edemezsin, bende edemem. Bu konusma da boyle uzar :)

Benim savim tek kisilik bir sav degil, UFO camisasinda bulunan yabanci bir cok arastirmaci da bu savi savunmaya baslamis durumda Metepec varligi hakkinda.

Biri ciksa dese 'o ciftci termitle yandi tipki 9/11'de WTC'nin yandigi gibi, hemde ayni kisiler tarafindan duzenlendi bu cunku Tek Dunya Sekuler Duzeni (NWO) yerine getirmek icin buna ihtiyaclari var' dese, tamam, dogrudur, mumkundur derim yani, o derece beklerim ben Amerika'dan bunu.

Bunun uzaylilara inanmamiz icin yapilmis bir gizli devlet veya psikopat hoax'i olmadigini da kimse ispat edemez. BBC veya CNN'de biri cikip 'evet o gordugunuz uzayli sandiginiz seyin DNA sonuclari kesin ve net 3 tekrarin ardindan %99.99 degil %100 kanitlandi ve o uzayliymis sayin dinleyiciler' demedikten sonra.

Ekliym bu yazdiklarim UFOlarin ve uzaylilarin var olduklarini yalanlayan birsey degildir, ben bir 'inanan'im (UFO ve uzaylilara). Sadece gokyuzunde gordugumuz ve UFO sandigimiz seylerin %90'indan fazlasinin Amerikanin gizli devlet operasyonu oldugunu soylerken dinledigim her arastirmaci ve bilim adami, gokten geldigi soylenen seylerin %90'ina da inanasim gelmiyor, bu kadar saf olamiyorum Amerika hakkinda dinledigim onca seyden sonra, tipki bu forumda okudugum baska bir haberdeki gibi (Amerikada askeri us yakinlarinda copte uzayli cesedi bulundu haberi) bu da pekala ayni aklin urunu olabilir bana gore. Ve bu gercekle birlikte (Amerika'nin yaptiklari), oteki gercegin (gercek UFO ve uzaylilar) birbirinden ayri olarak gercek ve var olduklarini dusunuyorum.

Haktan'ın neden sustuğu anlaşıldı :)

Haktan bey'in de isi zor bence Halil, cunku bir haberi yayinladiktan sonra gercekligi hakkinda suphe uyandiginda yapacak baska bir aciklamasi olmuyor cunku olamiyor, eger oteki alternatif aciklamayi yaparsa (evet bu is cok daha planli bir is gibi geliyor bana bu varligin bulunmasi, derisinin yuzulmesi, zavalli ciftci adamin yanmasi falan cok saibeli ve bi katilin isinden cok daha kompleks bir is) Haktan bey'in de bu konuda alternatif fikirler uretmesiyle hayati tehlikeye girebilir, ne olsa bulundugu pozisyon geregi sadece bir 'sivil' degil konusma ozgurlugunu kullanabilsin, o halka 'konusan' biri. Yani 'medya', yani.....Siz biliyorsunuz.

Çok doğru! Zaten bu adam yalnız Türkiye değil, dünya çapında UFO' lar konusunda belli bir kitle kazandırmaya, onların varlıklarını kanıtlamaya, inandırmaya çalışan bir adam. Televizyona çıkıp da "bu olay sahteymiş." demesi bu amacını derinden sarsar. Yalancı durumuna düşer. Susma kararı almasının nedenlerinden biri de budur bence. Onun da bu konu hakkında çok üzüldüğüne eminim.

yanlız takip edeniniz varmı bilmiyorum fakat jaime maussan bunla ilgili hala pragram yapıyor "ser de metepec" adında

O kilolu adam mı çiftçi ?

  • Mantık,mantık,mantık.Her şeyin başı mantık.Daha önce böyle bir küçücük canlının uzay aracında olmaması gerektiğini ,veya bu küçük canlının(tam bir fare boyunda) bir uzay aracını kullanmasının imkansız olduğunu söylemiştik.Fizik yapısına göre yani küçücük boyu ile (10-15cm.) bir ufo nun içinde kumanda kollarını,düğmelerini nasıl kullanabilir bir düşünün. Bu canlının artık bir maymun türü,veya maki cinsinden bir hayvan olduğu malum belli oldu.Çiftçinin ölümü ise büyük olasılıkla tesadüf,ve-veya hayvan haklarının müthiş savunucuları var,onların işi olma ihtimali de olabilirlik özelliği taşıyor..

muzaffer kardeşim uzaylıların hayvanı flndır yada denek bitki v.b. almak için gönderilmiştir diyolar ya o olaydan önce ufo görünlerin sayısı artmış

Sevgili Predator ve Muzaffer, boyutuna gore yaratigin kabiliyetlerini ve yapabilitesini ongormek imkansiz zekasi hakkinda cok birsey bilmiyorken bence, bir de bize ait olmayan gercek ufolarin dusunce gucuyle bi kontrol paneline ihtiyac duymadan uctuklarini soyluyor herkes. kumanda paneli oldugunu soyleyen tek bir ufo roportajina denk gelmedim simdiye kadar, hepsi nasil calistiklarini cozemiyoruz kumanda panelini bulamadik engine goremedik seklinde roportajlarin ondan fikirlerinize katilmiyorum.

http://news.nationalgeographic.com/news/2005/08/images/050809_lemur_photo.jpg

işte meksikada kapana takılan uzaylının ölmeden önceki hali...

resmen fiyasko yanni...  2-3 ay önce almanyanın zdf kanalında bir müzede görevli prof. unda  ''ben sadece maymun görüyorum'' sözlerine accaip tepki göstermiştim aile ortamında... adam haklıymış demek.X   üzücü tabii!!

hayda budamı yalandı

Düşünce gücü ile ufo yu hareket ettirmek mümkün olmaz,olamaz.Yani  teknoloji harikası bir ufo,ve bu ufo düşünce gücü ile kontrol ediliyor.Düşünce gücü ile kontrol etme olayı olsaydı o canlıların kendi aralarındaki durumları ne olurdu,neticede onlarda canlı varlıklar.Konu aslında uzun.zamanımın çok kısıtlı olmasından dolayı bu kadar yazabiliyorum.Diğer arkadaşlarında bu konu ile ilgili yorumları olabilir.Zaten bu kapana takılan canlı olayının sahte.düzmece olay olduğu da belli oldu artık..  :)

Su yazdiginiz cumlelerde dunya disinda var olan varliklarin kullandiklari ulasim aracini ve diger araclarini dusunce gucuyle kontrol etmediklerini nasil kanitliyorsunuz anlamadim cunku yazidiginiz seyde hicbirsey demiyorsunuz aslinda bunu daha uzun tartismak isterim sizle Muzaffer bey.

Beynimizin 10 da birini calıstırabılıyoruz. Sınırlı kapasıte ıle bıle yapabıleceklerımızın farkında degılız. Lutfen yanlıs anlamayın. Ufo'lar dusunce gucuyle hareket eder veya etmez bılemem. Bu konuya ne evet ne de hayır dıyebılecek teknık bılgıye haiz degılım. Ama cisimleri beyın gucumuz ıle enerjımız ıle bukebılır, hareket ettırebılırız. Buyrun adlınlanalım hepbırlıkte; 

Alıntıdır; 

Telekinezi

Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket"), maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.

Telekinezinin gerçekliğine dair hiç bir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur. Telekinezi deneyleri, bilim adamları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir. Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.

Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.[1]

Kaşık veya diğer metallerde deformasyon oluşturma telekinezi veya Psikokinezi de denilen herhangi bir cismi uzaktan hareket ettirme veya çok az uygulanan bir temas gücüyle etkide bulunmaya verilen addır. Bu fenomenle ilgilenen parapsikologlar ve amatör ilgililer tarihte geçtiğine inanılan olağanüstü öyküler veya mucizelerin bir telekinezi biçimi olduğuna inanmaktadırlar. Ancak fenomene "Telekinesis" adının verilmesi çok yeni bir tarihe rastlar. Tabir Alman-Rus psişik araştırmacı Alexander N. Aksakof tarafından 1890'da kullanılmıştır. Psikokinesis tabiri ise 1914 yılında Amerikalı yazar ve yayımcı Henry Holt tarafından "On the Cosmic Relations" adlı eserinde geçmiş ve Amerikalı ünlü parapsikolog J.B.Rhine tarafından da benzeri fenomenleri tanımlamakta kullanılmıştır.[2]

Telekinezi, düşünce gücü ile cisimleri oynatmaktır. Bu herkeste olan bir yetenektir. Ne bir mucize ne de bir efsane. Tek gereken inanmak!

Telekinezi yeteneği doğal bir yetenektir, fakat tek sorun bu beceriyi öğrenebilmektedir. Öncelikle olayın Düşünce-Beyin-Bilinç-İnanç dörtlüsünde bittiğini söyleyelim. Ayrıca bazı araştırmalar da beynin korteks bölümünde bu özellikle bağlantılı bölgeler keşfedildiğini de gözler önüne sermektedir.

Bazen bazı cisimler düşer. Biz kaydığını zannederiz veya korkarız. Ama bunun tek nedenin telekinezidir. Yani insanın o anda bilinçsizce çevreye saçtığı yeteneğidir.

Her şey, ne düşünebiliyorsak, gerçekleşebilir felsefesine dayanmaktadır.[3]
Kökenbilim

Telekinezi terimi Yunanca "uzak" anlamındaki "tele" sözcüğü ile "hareket" anlamındaki "kinesis" sözcüklerinden türetilmiş olup, metapsişikçilerce var olduğunu öne sürdükleri "fiziksel medyumluk yeteneğine sahip bir insan tarafından eşyaların el veya bilinen diğer araçların yardımı olmaksızın uzaktan hareket ettirilebilmesi paranormal olayı"nı adlandırmak üzere kullanılmaktadır. Parapsikologlar bu var sayılan olayı Psikokinezi kapsamında ele alırlar. Bir başka deyişle, telekinezi terimi daha çok metapsişikçiler tarafından kullanılmaktadır; parapsikologlar ise Psikokinezi terimini tercih ederler.[1]
Telekinezi Teorisi

Genelde telekinezi insanlar tarafından mucize ve az rastlanan bir yetenek olarak bilinir. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Bakın! Her yaşayan insan bir beyne sahiptir. Tüm beynimizi kullanmıyoruz ama herkes kendine uygun olanı bölümü kullanmaktadır. Mesela bazı insanlar sanattan, bazıları matematiksel bilimlerden, bazıları spordan, bazıları da danstan hoşlanır. Bu liste uzayıp gider. Tüm bu aktiviteler beyinde farklı yerleri kullanırlar. Düşünce gücü de bunlardan biridir. Hepimiz bunu kullanıyoruz ama dikkat çekmeyecek kadar az. Mesela bazılarımız bazı şeylerin önceden olacağını bilebiliyoruz veya ilk tanıştığımız bir insanın karakterini kendimizce yorumluyoruz. Yani iyi ya da kötü olduğunu hissedebiliyoruz. İşte bu özelliklerimizin tümü düşünce gücüyle ilgilidir. Tüm her şeyin arkasında yatan şey kendinize inanmamanızdır. Aynen bir çocuğun, Matematiği asla yapamam, çünkü çok zor! ya da bir insanın, Ben telekinezi yeteneğimle cisimleri oynatamam, çünkü böyle bir yeteneğim yok! demesi gibi. Şimdi bunu durdurun! Kendinize inanın! Gerisinin geldiğini göreceksiniz!

Telekineziye Giriş

Telekinezi çalışmalarına başlamadan önce yapmanız gereken şeyler var. Bunlar olayın temel taşları yani olmazsa olmazları.

1. Şüphe ve Endişe

TELEKİNEZİ GERÇEKTİR! İnsanlar bunu yaptı ve yapmaya devam da edecekler! Bu tüm insanların hayatları boyunca sahip oldukları bir hediye. Yani alıştırmalara başlamadan önce bunları kafanızın güzel bir köşesine yerleştirmeniz gerekiyor. Şunu da bilmenizi isterim şüphe sizle telekinezi başarınız arasında bir duvardır. Yani o duvarı tırmanın ve onu koşar adımlarla arkanızda bırakarak, uzaklaşın.

2. Mantık

Hepimizin de bildiği gibi teknolojinin ileri olduğu ve her şeyin bir mantığa bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bazı şeylerin mantık dışı olduğu bize yanlış da olsa öğretiliyor. Böyle büyüyoruz. Fakat şimdi arkanıza yaslanın ve telekinezi yeteneğiniz ile yaptıklarınızı düşünün yani mantığa nasıl karşı koyduğunuzu! Onu alt ettiğinizi!

3. Amaç

Neden Telekineziyi öğrenmek istiyorsunuz? Şunu söylemeliyim ki amaçlarınız ve nedenleriniz pozitif olmalı. Eğer insanlara zarar vermek, bu yeteneğinizden para kazanmak veya arkadaşlarınızın dikkatini çekmek içinse; bunlardan hemen uzaklaşın! Bunu ucuz bir amaç için denemeyin! Zihin egzersizi ve gerçek sanılanlarla meydan okumak için öğrenin!

4. Rahatlama ve Ortam

Başlamadan önce arkanıza yaslanın ve günün stresinden zor da olsa uzaklaşmaya çalışın. Pozitif moda geçin ve ortamda sizin dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi kaldırın.
Telekineziye Ayrılan Zaman

Bildiğimiz gibi insanlar biraz sabırsız. Fakat sabır bu olayda her şey! Bu yeteneği kazanma zamanı tüm insanlarda değişir. Bir hafta bu olay için çok ama çok kısa bir süredir. Fakat yeteneğinizi kazandığınızda, bu beklemeye değdiğini göreceksiniz! LÜTFEN DENEMEYİ BIRAKMAYIN!

Günde en az bir kere 30 dakikanızı Telekinezi egzersizlerine ayırın! Eğer çok meşgulseniz 15 dakikayı sağlıklı bir şekilde lütfen ayırın!

Size bahsedeceğim metotlardan birine en az bir hafta yoğunlaşın. Eğer yaramadığını düşünüyorsanız metot değiştirin. Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor.[3]
İnanç ve Hayâl - Dinî - Mistik Hayat ve Telekinezi

İnanç ile gündelik, sıradan hayatta alışkın olmadığımız pek çok şeyin gerçekleşebileceği inancı aslında oldukça kadim zamanlara kadar gitmektedir. Kadim dünyada kişinin inanç ve hayal dünyası ile fiziksel gerçeklik dünyasının, varlığın -birbirleriyle organik ilişki içinde olan- çeşitli katmanları olduğu kabul edilmekteydi, oysa bu anlayış Avrupa'daki felsefi ve bilimsel değişimler neticesinde önce ruh dünyasının yadsınması daha sonra da zihin ile madde arasına derin bir uçurum koyulmasıyla neredeyse kaybolmaya yüz tuttu. Ancak farklı dinlerin peygamberleri, veli ve azizleri inancın muhteşem gücü hakkında sözler, deyişler sunmuşlar ve inananlar veya en azından dindar kimseler de bunun gerçekliğinden asla şüphe etmemişlerdi. Örneğin İsa peygamber denizdeki kasırgayı istekleriyle durduramamalarını havarilerin yetersiz inancına bağlamış ve onları azarlamıştı. İslam tasavvufunda Muhyiddin Arabi hayalin yaratıcı gücü olduğunu apaçık bir şekilde belirtmiştir. Arabi insan-ı kâmil ile ilgili izahlarında onun bütün ruhani enerjisini yoğunlaştırarak (ki buna himmet adını vermektedir) herhangi bir nesneye tesir edebileceğini hatta mevcut olmayan bir nesneyi dahi varlığa büründürebileceğini ifade eder. Arabi'nin varlık görüşünde Varlık alemi beş katmandan oluşmaktadır. Hisler Alemi, Misâl Alemi (hayalin denk düştüğü alem budur), Ruhlar Alemi, Müteal Akıllar Alemi, Zat Alemi. Her insan kendi hayal aleminde bir şeyi var kılabilir ancak İnsan-ı Kâmil veya Arif hayalinde var olan şeyi himmeti yani ruhani gücüyle zihninin dışına yansıtabilir. Ancak arifin gerçekte mevcut olmayan bir şeyi varlığa büründürmesi ile Tanrı'nın bir şeye mevcudiyet vermesi arasındaki derin fark arifin varlık verdiği şeyin onun himmeti sürecinde mevcudiyetini koruması ve sonra kaybolmasıdır. Ayrıca arif himmet kuvvetinin kendisinin kuvveti değil sadece Tanrı'nın kuvveti ve onun Kaviyy isminin tecellisi olduğunu bilir ve bu marifeti onu kendi isteğiyle himmet gücünü kullanmaktan sakındırır.

Tibet Budizm'inde lamaların eğitimlerinde de benzeri şekilde hayaldeki bir varlığa his dünyasında gerçeklik kazandırılmaya çalışılır. Tibet'in o dönemde yabancıların girmesinin yasak olduğu Lhasa'ya giren ilk Batılı olan ve lamalar arasında bir süre kalarak çalışmalarını gözlemleyen Alexandra David-Neel de eserinde öğrencilerin inzivaya kapanıp Yidam'ını (koruyucu yarı-tanrı) günde bir öğün yedikleri yemek ve uyku haricinde hayal etmeye devam etmesi ve belirli mistik deyişlerin tekrarlamasıyla fiziksel dünyada varlık kazandırması ve hatta onun ayaklarına temas etmesi istenir. Yaratılan ve tulpa denilen bu varlıkların eğer onları meydana getiren kişinin belirli bir zihinsel ve ruhsal aydınlanma derecesine ulaşmamış olması durumunda tehlikeli olacağı uyarısını yapan Neel'in kendisi de belirli ayin ve konsantrasyonları uygulayarak bir Tulpa gerçekleştirdiğini söyler.[2]

Batı'da Ünlü Telekinetikler

Metalleri hareket ettirdiği bilinen en ünlü ilk batılı telekinetik Polonya doğumlu Stanislawa Tomczyk'dır. Stanislawa hipnotik haldeyken bazı küçük objeleri havaya kaldırabiliyordu (levitasyon). Stanislawa, 1910'da Varşova'da Fizik laboratuarında bir grup bilim adamının gözetimi altında telekinetik yeteneklerini sergilemiştir.

Bir diğer ünlü telekinetik Rus Nina Kulagina'dır. Kulagina filme de alınan gösterilerinde metal çubuklar, kibrit çöplerini dokunmaksızın hareket ettirebilmekteydi.

1970'li yıllarda bu tip olayları yapabildiğini iddia eden bazı insanlar ortaya çıkmıştı. En ünlüleri arasında Uri Geller de bulunan bu kişiler televizyon şovlarında ve bilim adamlarının laboratuarlarında bu tip yeteneklerini sergilediler.

Bazı bilim adamları ve James Randi gibi ünlü ve profesyonel bazı illüzyonistler bu tip yeteneklerin gerçekte bir hile ve el çabukluğundan başka bir şey olmadığını öne sürmüşlerdir. Randi ayrıca pek çok hileli yolun olduğunu iddia ettiği kaşık bükme gösterilerinden bazılarını da gerçekleştirmiştir.

2001 yılının Nisan ayında Arizona Üniversitesi psikoloji profesörü Gary Schwartz'ın yönetimi altında 60 kadar öğrenci zihin güçlerini kullanarak çatal ve karışları bükmeleri istenmiş ve denemelerde çeşitli derecelerde başarı sağlanmıştır.[2]

Kaşık Bükme

Kaşık bükme paranormal yollarla ve fiziksel güç kullanmaksızın veya normal koşullarda gereken fiziksel gücü kullanmaksızın nesnelerde deformasyon oluşturmaya verilen genel addır.[2]
Sahne Gösterisinde Kaşık Bükme

İllüzyonistlerin kaşık bükme gösterileri diğer illüzyon gösterilerinde olduğu gibi seyircinin dikkatinin başka yöne çevrilmesi sırasında el çabukluğu ile kaşığa ya da metale yapılan fiziksel müdahale ile veya önceden hazırlanan çeşitli tekniklerle gerçekleştirilir. James Randi illüzyonistlerin kaşık bükme numaralarından örneğin kaşığın en zayıf yerinden daha önce kırılma noktasına yakın bir dereceye kadar bükülmesi gibi çeşitli hilelerini televizyonda kamuya açıklamıştır.

"İnsanüstülük taslıyanların İçyüzü" adlı eserinde psişik ve doğaüstü kabul edilen bazı fenomenlerin arkasında yattığını iddia ettiği hileleri ortaya koymaya çalışan Metin And'a göre Geller'in 50 çeşit kaşık bükme numarası veya tekniği bulunmaktadır.[2]

Kullanılan Teknik ve Metodlar

Sahne gösterileri ve illüzyonistlerin kullandığı göz boyama yöntemlerinin dışında da kaşık veya herhangi bir metal veya cismin parapsikologların Psi denilen zihinsel veya ruhsal güçle etkilenebileceği öne sürülmektedir. Özellikle ABD'de telekinetik gücün kullanılması üzerine bazı kişiler eğitim ve grup çalışmaları düzenlemekte ve katılımcıların bu güçleri kullanarak kaşık veya çatal bükebilmeleri öğretilmektedir.
Houck Metodu

Bir başka kaşık bükme 1981 yılından bu yana mühendis Jack Houck tarafından yine onun tarafından düzenlenen "PK Partileri"nde tanıtılmaktadır. Bu partilerde misafirlere bedenlerinden geçen bir enerji akışının kaşığın belirli bir noktasına yöneltildiği hayal edilerek kaşığa bükülme emri verilmesiyle gerçekleştirilir. Daha sonra misafirler dikkatlerini başka bir yöne yönlendirerek kaşık ya da metali unuturlar. Metal bir süre sonra şaşırtıcı bir şekilde ellerinin küçük bir hareketiyle kolayca bükülmeye başlar. Houck ve takipçileri bunun psikokinetik bir fenomen olduğuna inanmakta ancak bazı kişiler bunun sadece gündelik tecrübenin dışında ve fakat sıradan bir fenomen olarak görmektedirler.
Uri Geller topluluk içinde metal bükerken

Houck'un metodunun anlatıldığı bir web sayfasında grup halindeki uygulamaların tek başına yapılanlardan daha hızlı sonuç verici olduğu belirtilmektedir. Katılımcılar bir araya geldikten sonra bir süre yeme içme vs. şeylerle vakit geçirirler daha sonra ortaya konulan metal eşyalardan herkes kendisine iyi hissettiren birini seçip alır ve daire şeklinde oturur, ışıkların gücü azaltılır ve müzik varsa kapatılır. Katılımcılar gözlerini kapatır. Katılımcılara kaşık veya çatalı baş ve işaret parmakları arasında tutmaları gevşeyip zihinlerini temizlemeleri, yavaş ve derinden nefes alıp vermeleri ve kendilerini en rahat, huzurlu hissedecekleri bir yerde -plaj, orman, göl kenarı vs.- bulunduklarını hayal etmeleri söylenir. Tüm sıkıntı ve dertlerden uzaklaşırlar, uykulu değil ancak tamamen gevşemişlerdir, huzurludurlar. Daha sonra katılımcılardan başlarının birkaç adım ötesinde altın bir enerji topunu hayal etmeleri istenir. Ondan yayılan sıcaklık ve enerjiyi hissetmeleri istenir. Bu enerji topundan sıcak bir ışın çıkıp katılımcıların alnına ulaştığını ve onların da bu sınırsız enerjiyi emdikleri hayal edilir. Enerjinin sıcaklığı alından omuz ve kollara yayılır. Güçlü ve canlı fakat yine huzurlu ve gevşemiş olan katılımcının kolunda hissettiği enerji oradan bilek ve eline akar ve dirseği ile eli arasında bu akış devam eder. Enerjinin sıcaklığının baş ve işaret parmağına geldiği ve oradan istenilen yere gidebileceği hayal edilir. Katılımcının üçe kadar sayıp gözlerini açması ve enerjinin elinde tuttuğu çatal ya da kaşığa akması için ona üç kez "Bükül" diye bağırması istenir.

Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir. Hatta dikkatin belirli bir düzeyde dağıtılması için herhangi bir konuda (kaşık bükmek değil) ateşli bir tartışmaya bile girilebilir veya tanıdığınız biriyle metal bükmek dışında bir konuda da konuşabilirsiniz. Konu üzerinde daha yoğun düşündükçe işlerin daha da zorlaştığını göreceksinizdir. Bu yüzden dikkatinizin başka bir yöne kayması gereklidir, daha sonra metali alıp istediğiniz bir noktadan kolayca bükebildiğinizi göreceksiniz. Ancak metalin kolaylıkla bükülebilecek noktaya gelişi birkaç dakika alabildiği gibi saatler de sürebilmektedir. Aynı sayfada deneylerini paylaşan katılımcı 18 katılımcıdan sadece ikisinin bükmeyi başaramadığını belirtmekte ancak başarısızlık karşısında yılmayıp denemelere devam edilmesini önermektedir.

Dikkat: Yukarıdaki metotta kaşık elle bükülür; ancak zihinle öylesine eriyik bir kıvama gelir ki bu çok rahatça yapılır.
Rick Tobin ve Ellie Crystal'in Metodu

Ellerinizi yıkayın ve çatal veya benzeri bir metal nesneyi elinize alın. Rahatça oturun, gevşeyin, gözlerinizi kapayın zihninizi her türlü düşünce ve duygudan arındırın. Daha sonra parmak uçlarınızla nesnenin yüzeyini yavaşça ovalayın ve yüzeyin size ne hissettirdiği üzerine yoğunlaşın. Metaldeki moleküler enerji akışını hissetmeye çalışın ve nesnenin büküldüğünü hayal edin ve asla güç uygulamayın.
Hipnotik Telkin

Bu yöntemde kişi hipnotik trans haline sokulur ve gerekli telkinlerle psişik gücünü tam olarak kullanabileceği, kaşığın kendi isteğiyle büküleceği telkini verilir ve bu duruma tam bir inanç duyması sağlanır. Bu yöntemle de eğer kişiye yapılan telkin güçlüyse ve bilinçaltı kısıtlamaları tam olarak kaldırılabilmişse kaşık bükülecektir

 

 

 

Telekinezinin Püf Noktaları

Selam tüm telekineziyle ilgilenen arkadaşlar.Telekinezi yazılarımıza devam ediyoruz. Bu yeni yazımı yazmamın en büyük nedenlerinden biri telekinezinin yanlış anlaşılması ve MSN'den gelen soruların hep aynı olması. Şimdi sizi aydınlatmaya çalışalım.

Telekinezi ANLATILMAZ! Telekinezi ÖĞRETİLMEZ

Evet yukarıdaki cümleleri iyice belleğinize yerleştirin Çünkü; Telekineziyi Öğrenmek için 2 yol vardır. Telekineziyi size biri anlatamaz size sadece örnek yada teknik verebilir. Yani siz sadece alıştırmaları deneyerek kendi kendinize öğrenebilirsiniz. Alıştırmalara sitemizden göz atabilirsiniz.Yada telekinezi yapabilen biri size telepatiyle 1 saatte öğretir (ki bu yolla öğrenmeniz Türkiye'de %1 şansla olur..) Telekinezi yaparken;
Telekinezi yaparken bir şey düşünmezsiniz!
Telekinezi yaparken sadece hayal ve imajinasyon kullanırsınız.
Telekinezi yaparken Nefesiniz çok hızlıysa telekineziyi bırakmalısınız.
Telekinezi yaparken Oda ılık, Elleriniz sıcak olmalıdır.
Telekinezi yaparken çok başarısızsanız yerinizi değiştirmelisiniz.
Telekinezi yaparken telekineziyi önemsememelisiniz, basit bir şey gibi düşünüp onu rahatça yapabileceğinize inanmalısınız.
Telekinezi yaparken beyninizi sıkmayın, ıkınmayın, çok rahat olun ve sadece cisme yoğunlaşın.
Telekinezi yaparken üstüne birde acemiyseniz, arkadaşlarınızın yanında uğraşmayınız, yalnız yapınız.
Telekinezi yaparken ellerinizin karıncalandığını düşünün veya isteyiniz.
Telekinezi yaparken avucunuzdan bir enerji hortumu çıktığını hayal edin (abartmadan )

TELEKİNEZİ'YE AYRILAN ZAMAN

Bildiğimiz gibi insanlar biraz sabırsız. Fakat sabır bu olayda her şey! Bu yeteneği kazanma zamanı tüm insanlarda değişir. Bir hafta bu olay için çok ama çok kısa bir süredir. Fakat yeteneğinizi kazandığınızda, bu beklemeye değdiğini göreceksiniz! LÜTFEN DENEMEYİ BIRAKMAYIN!

Günde en az bir kere 30 dakikanızı Telekinezi egzersizlerine ayırın! Eğer çok meşgulseniz 15 dakikayı sağlıklı bir şekilde lütfen ayırın!

Size bahsedeceğim methodlardan birine en az bir hafta yoğunlaşın. Eğer yaramadığını düşünüyorsanız method değiştirin.

Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor

 

düşünce gücüyle ufo yönetmek kulağada inandırıcı gelmiyor.ama uzay araçsız düşünce gücüyle uzay yolculuğu yapılabilinir.contact filminde de buna benzer sahne vardı.hani ispat için filmimi gösteriyorsun derseniz tabi ki hayır.bence insanoğlu var olmayan hiçbirşeyi hayal edemez.hayal edilen herşey aslında zaten mümkün olan şeylerdir.

Degerli arkadaslar, kambersiz dugun olmazmıs :) Bu konuya ılıskın bırseyler yazmayı dusunmuyordum aslında. Ama fıkır degıstırdım. Kımsenın etkısı altında kalmadan kendı dusuncelerımı sızlerle paylasmak ısterım.

Yakalanan yaratıgın uzaylı oldugunu farz edelım. Bu noktada benım cıddı tereddutum var. Zeka sevıyesının yeterlı oldugunu farz edelım bu varlıgın. Cokda ılerı bır zekaya sahıp olmasın. Eh ıste dıyebılecegımız bır zeka sahıp boylesı bır yaratıgın cok basıt, ılkel bır sıstemle calısan fare kapanına yakalanmıs olmasını kımse bana ızah edemez. Hayal gucumu calıstırıp belkı sunun olacagını soylıyebılırım uzaylılar tarafından test amaclı dunyaya bırakılmıs kobay olabılırmı ? belkı. O zaman kapana kısılmasına bır acıklık getırılebılır. Bızde uzaya cesıtlı hayvanlar gonderdık. Ama kalkıpta aya veya Mars'a bu hayvanları bırakmadık. Neden ? Oleceklerde o yuzden :) Insanoglu olarak sunu yapabılırdık. Yasayabılecegımıze ınandıgımız x bır gezegene deney amaclı, test amaclı kobay gonderebılırdık. Neyse devam edıyorum. O varlık kapana kısılmıs, yakalanmıs. Neyle ? nasıl ? elıne aldında onu oldurmeye calıstın be adam dıye hem soylendım hem kızdım. Ben, kapana kısılmıs tanımadıgım bılmedıgım bır varlık gorsem ne onu suya atarım bogulsun dıye nede baska sekıllerde oldurmeye calısırım. Bana zarar vermeyecegıne ınanıyorsam tabıkı. Varlık zaten kapanda. Nıye suya atarsın ? neden oldurursun ? Uzaylı olsun olmasın bılıme nasıl boyle ıhanet edersın ? anlam veremıyorum. Yaratıgı gordun degılmı ? telefon acarsın yetkılıler gelır ıncelemeye alırlar.

Bızde maalesef bırazda su olusmus arkadaslar. Ilk defa gordugumuz, resımlerdekı veya videolardakı bellı belırsız objelere ya uzaylı ya ufo dıyoruz hemen. Tabıkı bız bu catı altında kısısel fıkırlerımızı beyan edıyoruz edecegızde, tartısacagızda. Kısısel gorusum sudur ki bır video dan resimden goruntuden kesın olarak su dur veya su degıldır dıyerek noktayı koymayı ben dogru bulmuyorum. Bılımı es gecemem. Su gerceklıgıde kabul edıyorum bılım bazı fenomenlere, bılınmeyenlere su raddede acıklama getıremeyebılır. Inanıyorumki ilerıde getirecektir. 

Simdi sizlerle bazı resimler paylasmak istiyorum.

http://img159.imageshack.us/img159/7947/picture21km1.jpg

Mars'ta buzulların arasında yasayan uzaylı dostlarımız. Baslık bu. Saka tabıkı. :) Merak etmeyin bunlar ne aydan nede mars'dan geldıler. Bunları uzaylı dostlarımızda bırakmadılar buraya. Bu canlılar aramızda hep vardı. Bunlar sıcaklıgın 1-2 derece oldugu, santimetrekare basına dusen basıncın 1 tonun uzerınde oldugu, yaklasık 11000 metre derinde yasayan dostlarımız. Derin dip balıkları, canlıları. Henuz daha tamamıyle kesfedılmıs degıller. Kımbılır daha ne ornekler var. Dusensenıze lutfen dunyanın 3 te ıkısı su. Daha kesfedılmeyı bekleyen o kadar sır varkı. Belkıde kapana yakalanan bu canlı daha once gormedıgımız bılmedıgımız dunyamızda yasayan bır ture aıt olabılırmı ? neden olmasın ? Gozumuzu yıldızlara dıkelım ama kendı gezegenımızın kıymetını bılıp gerek topraktakı gerekse sudakı sırlarını acıga cıkarmaya gayret gosterelım.

 

 

 

    

 

  

tesla kardeşim düşünce gücü ile hareket etmek,veya ettirmek sizce de imkansız değilmi.Olamayacağını pekala sizde biliyorsunuz.Bu uzayda bile geçersiz bir kural...

sn muzaffer bey düşünce gücünü ne anlamda kabul etmediğinizi merak ettim.neye cevap verdiğinizi bilmediğim için yorum yapmıyorum.ama düşünce gücünü redetmeniz beni şaşırttı!düşünmek herşeyin başlangıcıdır.ancak düşünürseniz birşeyleri ortaya çıkabilirsiniz ayrıca hayatımızı düşünce gücüyle yönlendirdiğimizde çok açık.

Sn muzaffer bey

 

düşünce gücü ile alakalı Rusya nın 2 dunya savaşı dönemlerinde bir takım beyinsel yetenklere ait insanları kullandığı biliniyor. Ancak bunların

ancak ne kadar başarılı oldukları konusunda ise somut bir delil açıklanmadı.

ancak başkalarını zihin kontrolü şeklinde yönlendirme yapılabildiği günümüzde bazı çevreler tarafında kabul görmektedir.

 

benim bu konu ile alakalı araştırmam deneyimlerle yaşayarak öğrenmek isteği olduğu için biraz uzun vadede olursa sonuçlanacak bir konu. o nedenle evet yapıyorum diyemem şu an için.

kesinlikle olmaz demekte yanlış bence çünkü geldiğimiz bilimsel gelişmeler belki 100 sene sonra elde edeceğimiz ve öğreneceğimiz bilimin ve teknolojinin   binde biri bile olmayabilr.

ozaman belki şu anda bize ütopya gibi gelen şeyler yaygın olarak kullanılacak duruma gelebilir.

çünkü beyin hala bir muamma  . bilyorsunuzki beynimizin  ( % 2  3  5 7  rivayetlere göre değişiyor bu .) çok az bir kısmını kullanıyor ve biliyoruz.

 

not : Alttaki yazıyı sonradan farkettim düşünce gücü ile ufo kullanma dan çıkmış konu. Ben bu konu ile şimdilik yorum yapmayacağım.

saygılar.

 

palindromik..Ben düşünce gücü ile ufoları hareket ettirmenin mümkün olmadığını söylerken, bunu geniş çaplı olarak vurgulamak istedim..Sizin anladığınız şekilde telekinezi ile küçük ev aletlerini hareket ettirmekten bahsetmiyorum..Yani düşünce gücü ile harekete dayalı büyük işlerin yapılamayacağını kasdediyorum..

Eğer düşünce gücü ile büyük orantıya sahip eşyalar araçlar hatta insanlar hareket ettirilip kontrol altında tutulabilseydi o zaman hayat ve hayat düzeni yani uyumluluk zaten olmazdı..Savaşa gitmeye ne gerek var otur bir yere düşman askerlerini düşüncenizi kullanarak yok edin gibi..Tabii onlarda kendi düşüncelerini kullanıp sizi yok etmezse...Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir..Fakat bu durum eşyanın ve fiziğin kurallarına göre geçersizdir..

Ancak küçük kişisel enerjinizi kullanarak bazı önemsiz şeyler yapabilirsiniz.Kaşık,kalem vs..oynatma bükme gibi..Bunun biraz daha gelişmiş ve genelde tehlike ile sonuçlanan adıda bildiğimiz gibi nazar dır..

Düşünce gücünü en çok amerikalıların güzel kullandığı duymuştum özellikler rusyayla soğuk savaş zamanında bunun bence telapati yoluyla olduğunu sanmıyorum ama telapatiyi güçlendirecek kişilere kimyasal ilaçlar verildiğini düşünüyorum bu kimyasallar gizli veya açıktan verilebilir diye düşünüyorum

Sayfalar