İÇERİK GÖNDERİM SORUNU GİDERİLMİŞTİR. SABRINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ!

Amerika Uzaylılarla Anlaşma Yaptı mı?

51. Bölge

 

Birkaç yıl önce UFO araştırmacısı William Moore “Dünya dışı Canlıların Biyolojik Varlıkları” adlı bir radyo programı yapıyordu. İkinci program sonunda eski bir görevli dokuz arkadaşı adına konuştu. Dünyadaki yabancı varlıklar ile ilgili dokümanları Moore’a vereceğini söylüyordu. Moore Jamie Sanders adlı bir Tv yapımcısından yardım istedi. Görüşmelerin kameraya kaydedilmesini istedi.

Gerçek adı MJ 12 olan grupla çalışmalara geçildi. Bu özel grup ABD içinde UFO faaliyetlerini araştırırken Dünyadaki yabancılarla ilgili ilişkileri yönlendirmekle görevliydi. Yani resmen insanlık ile (Dünya Dışı Yabancı Varlıklar) arasındaki politikayı belirliyorlardı. Çalışmalar yapılıyor Başkanın onayına sunuluyor ve politika uygulanıyordu.

Yani görev yapan tüm Amerikan Başkanlarının hepsinin bu konulardan haberi vardı. Falcon’a göre MJ 12 1950’lerde Başkan Truman’ın emriyle kuruldu. Bunun belgesini Falcon gösteriyordu. Bu belgeye göre 1947 de New Mexico Roswell’e düşen UFO ve içindeki Dünya dışı canlıların cesetleri hakkında bilgi veren MJ 12 belgeleri dokümanları bulunuyordu. Başkan Eisenhower’ında imzası bulunuyordu. (Yani Uzaylılarla görüşme yapan başkan. Bu konuyu daha detaylı olarak başka bölümde bulabilirsiniz).

Falcon bilgi vermeye devam ediyor: “MJ 12 1950’lerde hükümetin içinden seçilen bir grup insanla oluşturuldu. Görevleri UFO’ları araştırmaktı. UFO bilgilerini bilimsel olarak geliştirmek ve teknolojimize yardım sağlayacak şekilde analiz etmekti. MJ 12 üyeleri arasında ABD Başkanı Roswell’de bulunan cesetlere yapılan otopsilerin sonuçları ve evren ile ilgili bilgiler yer alıyordu. Ama bu kadar değildi. Devamı da vardı. 1988 yılında gelen ve yine ABD’nin konuğu olan ve dev bir gizlilik perdesi altında saklanan ikinci bir dünyadışı canlı grup anlatılıyordu.”

ÜÇ AYRI UZAYLI DAHA GELDİ

Falcon: “MJ 12’nin elinde başka bir kitap daha vardı. Bunun adı “Yellow Book” idi. Bu iki uzaylı tarafından yazılmış kitapta geldikleri gezegen kendi toplumları ve dünyada nasıl hayat sürdürdükleri anlatılıyordu.” Bu noktada Falcon’a önemli bir soru geliyor: “Geldikleri Yıldız Sistemi Neresi?”

 

 

 

Falcon ise onların “ZETA RUTİCULİ” Takımyıldızından geldiklerini söyledi. Bunu destekleyecek bir olay ise yıllar önce yaşanmıştı. Betty Hill adlı bir kadın uzaylılar tarafından kaçırılıp geri getirildiğini açıklamıştı. Betty’e yapılan hipnoz’a göre gelenlerin Zeta Ruticuli yıldız sisteminden geldiği ortaya çıkmıştı çünkü bayan betty bu sistemi 1961 yılında tarif ediyordu. Buradaki en ilginç olay ise bu kaçırılmadan yıllar sonra 1969 yılında ABD’li astronomların bu yıldız sistemini keşfetmeleriydi. Çünkü bu sistem ancak Güney Yardımküre üzerinde bulunan bir gözlemevinden yapılabilirdi.

UZAYLILARLA GİZLİ ANLAŞMALAR AÇIKLANIYOR

Aynı gruptan Condor adlı başka birisi ise Amerikan Hükümeti ile Uzaylılar arasında yapılan anlaşmalardan söz ediyor. ABD Hükümetinin yaptığı anlaşmaya göre onların varlığı hiçbir zaman açıklanmayacak UFO’ları hakkında bilgiler alındı. Bir diğer canlı ise 1982 yılından bu yana ABD Hükümetinin konuğu oldu.

400 YIL YAŞIYORLAR

Falcon bu uzaylıları şöyle anlatıyor bize: “Boyları 1 metre ile 1 metre 10 santim araında. Böcek gözüne benzer çok büyük gözleri var. Ayrıca birer iç göz kapakları bulunuyor. Yaşadıkları gezegende gündüzleri güneş ışığı bizimkinden iki veya üç kat fazla. Onlar da Dişi ve Erkek olarak iki cinsiyetteler. Burun yerinde iki küçük delik bulunuyor. Küçük bir ağza sahipler. Diş yok dişlerin yerinde çok sert kauçuk benzeri bir alan bulunuyor. İç organları çok basit kalbin ve ciğerlerin görevini tek bir organ yapıyor. Yine çok basit bir sindirim sistemleri var. Çok güçlü güneş ısısı nedeniyle sertleşmiş ama son derece elastiki bir deriye sahipler. Beyinleri ise bizimkinden çok daha karmaşık ve kıvrımlı görünüyor.

Bizim görme sistemimiz beyin arka kısmından yönetilirken onların ki beyinlerinin önündeki bir merkezden yönetiliyor. Duyma yetileri bizlerden çok ötede böbrek ve mesane sistemi tek bir organ halinde. Onlar da atıkları vücutlarından atıyorlar ama katı atıkları sıvıya dönüştüren ve bilim adamlarının bir türlü çözemedikleri ekstra bir organları daha var. Ellerinde baş parmak yok. Dört parmak var. Ayakları küçük ve parmak araları perdeli. Ömürleri bize göre 350-400 yıl. Çok zekiler IQ dereceleri 200’ün üstünde. Sosyal hayatları var. Onların da bir dinleri var. Evrensel bir dine sahipler. Evreni Tanrı olarak kabul ediyorlar. Sevdikleri müzik Tibet müziğine çok benziyor. Genelde sebzeler severek yiyorlar. Dünyada en çok dondurmayı sevmişler hem de Çilekli dondurma.”

Anlatılanlara inanmamak koskoca evrende yıldızlarda sadece bizim dünyamızda hayat var demek gibi komik bir düşüncedir. Bu durum koskoca buğday tarlasında sadece bir başak’ın var olduğunu iddia etmek gibi bir şeydir. Falcon’un açıklamalarına en büyük bu projede yer almış Fizikçi Bob Lazar’dan geliyor. Lazar: “Bu takımyıldızı sistemi sadece Güney Yarımküre’den gözlenebilir. Dünyaya uzaklığı ise 38 ışık yılıdır. Zeta 2 Reticuli yıldızının 4’ncü planetinden geliyorlar. Galaksiyi ve sistemi kendilerine göre sınıflandırmışlardır. Örneğin güneşe SOL bizim dünyamıza ise Güneşin 3’ncü gezegeni olarak SOL 3 diyorlar. Yaşadıkları gezegende bir gün dünya zamanıyla 90 saat sürüyor.” Böylece Falcon’un anlattıklarını Lazar doğrulamış oluyor.

Uzay çalışmaları Birleşmiş Milletler kararlarına göre tüm insanlık adına yapılmaktadır. Buna uymayan tek ülke ise ABD’dir. Tüm uzay çalışmalarından elde edilen tüm bilgiler kendilerinin daha da güçlenmesi için kullanılmaktadır. Yalnız 2004 ve 2005 içinde açıklanan yeni güneş sistemleri Çin’den veya Japonya’dan bilimsel veya keşif geliyor mu? Belki medyada kaçırdığım olabilir ama bunların çok az olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir konuda bilimsel çalıma yapıp onu insanlığın kullanabileceği bir buluş haline getirmek bilim adamlarının yıllarını alır. Harcanan paralar da bu işin çabasıdır.

 

Küçük bir örnek vereyim ABD’li astronotların uzayda yazı yazabilecekleri bir kalem için yapılan çalışmalar on yıl sürerken bu iş için büyük paralar harcandı. Bu arada uzaya astronot gönderme hazırlığı yapan Ruslar ise problemi kolayca çözdüler. Astronotlara bol bol kurşun kalemler verdiler. Rus kozmonotlar da bunları yerçekimi olmayan bir ortamda kullanarak işlerini gördüler.

Amerika son 50 yıldır Uzaylılardan aldığı bilgilerle gittikçe teknolojik olarak gelişmektedir. Bunun sonucunda 21’nci yüzyılda dünyayı egemenliği altına alması işten bile değildir. Dünyada bir değişim söz konusudur. Aslında onların en büyük niyeti Uzaya rahatça gidip gelebilecek gemilere sahip olmaktır. Mesela şurada IQ dereceleri 200 ve üstünde olan insanların bilgisini çözememek. Çözdükleri gün UFO’larla yolculuklara başlayacaklar. Bu arada Amerika’ya uzaydan veya yeraltından ciddi bir saldırı gelmezse...

Çünkü Amerika mesajını Hollywood sinemasıyla aktarır. Bu sinema uzaylılar konusunda iki şeyi irdeler; Birincisi Uzaylılar kısa boylu E.T filmindeki gibi yaratıklardır. Sanki insanın tıpa tıp benzeri olanlar yokmuş gibi. İkincisi Amerika’ya veya dünyaya Uzaylılar veya İç dünyalılar sürekli saldırır ve ABD dünyayı kurtarır. Kurtuluş Günü (Independence Day) ve Dünyalar Savaşı filmlerini hatırlayın. Sana ABD böyle bir saldırıyı bekliyormuş gibi geliyor insana. Böyle bir olay tarih boyunca olmamıştır. Ama dünya üzerinde binlerce yıl önce ilkel insanlar yaşarken günümüz teknolojisi ile karşılaştırılmalıdır. Nicolas Cage' in "Kehanet" filminde ise dünya dışı canlılar dünya yok olurken ırkımızın devam etmesi için bizleri özel olarak seçerek başka dünyalara götürmüşlerdir. Son olarak çekilen 2012 adlı film ise kafa karışıklığı yaratmak adına sinemada denenen bir oyundur. ABD dünyanın yok olacağı fikrini insanların bilincine yerleştirerek kaderci oyunlar oynamakta ve dünya dışı yaşamla tanışma teorilerini gölgelemeye çalışmaktadır.

Amerika tüm bu araştırmaları bilinçli bir şekilde sürdürmektedir. Amaç Uzaylıların bıraktıkları teknolojik cihazlar var mı yok mu? İslam Dünyası' nın bilimsel ve uzay çalışmalarına sırt çevirmeden bir an önce destek vermesi gerekiyor. Kur'an da zaten bu vardı ya da Tanrı bizleri yarattı biz artık kaderci mantıkla ahiret zamanını bekleyelim, demeden daha bilimsel yaklaşımlarla durumlara eğilmeliyiz. Şu an evreni keşfeden, uzay çağını başlatan batı yani hristiyan toplumu, bilimsel çalışmalarına dini karıştırmadan yol alıyor. Eğer böyle gidersek durumumuz çok vahim...

 

dip not: yazının bazı bölümleri çeşitli kaynaklardan ve kendi yorumlarımdan oluşturulmuştur... 

 

 

 

 

Ufoloji Forum: 

İnanılmaz! Okurken tam anlamıyla şok oldum. Bu bilgiyi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler. Özellikle de Lazar'ın bu ekibin içinde yer aldığının kanıtlanması müthiş bir olay. Ayrıca ABD başkanlarının UFO' ların varlığından haberdar olduklarını artık tüm dünya biliyor. Obama'nın yemin töreninde görülen UFO'lar da ABD' nin davetlisi olarak dünyaya geldiler, bundan kesinlikle eminim artık. Yorumlarınıza da katılmamak mümkün değil. Özellikle de son yorumunuz çok etkileyici...

Konu gerçekten çok güzel anlatılanlar üzerimde  etki yarattı ama sorgulanacak o kadar olaylar ve açıklanması gereken o kadar belgeler varki.Amerika bukadar önemli olan bu bilgileri saklı tutuyor madem neden o bilimsel araştırmalar içerisinde bulunan çalışanlarını neden gizleyemiyor veya saklayamıyor.Bu çalışanlar nekadar rahat konuşabiliyor ve gezebiliyorr bence orda çalışmanın ve o araştırmaların,bilgilerin mutlaka bir bedeli olmalıdır.Geçen gün izlediğim bir ufo belgeselinde 51.bölgede çalışmış olan bir mühendis hakkında bahsediliyor ve kendisi anlatıyordu.Mühendis 51.bölgede 9 ufo gemisi gördüğünü ve onların üzerinde çalışmalar yaptığını ve hatta onların deneme sürüşünü yaptıklarını görmüştür.fakat bunları anlatan bu mühendisin geçmişiyle ilgili bir bağlantı bulunamıyor.Ne okuduğu üniversitede ne yaşadığı bölgede yani bu adamın varlığı devlet tarafından yok edilmiş bir durumda.adam bu düzmecelerin içerisinde kalmış bir durumda sanki hiç orda çalışmamış gibi bir durum çıkıyor meydana ama adama sorsanız çalışdığı 51.bölgedeki mekanın her bir köşesini size tek tek anlatıyor.Şimdi bu arkadaşın gönderdiği bu yazıda ufolar hakkında bukadar kesin bilgiler veriliyor ama o yıllarda çalışanlar herhangi bir kısıtlamaya mahruz kalmıyor.Burada çok çelişki var gibi geliyor bana bir tarafta geçmişi silnen mühendis diğer tarafta o yıllarda çalışmış olan ve hatta ellerinde bulunan kitaplardan söz eden bilim adamları.Bence ABD'nin kutsal bir merkez kutsal bir devlet dünyayı sadece o kurtaracakmış gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyor.Bu uzaylılar neden türkçe bilmiyor neden Türkiye'ye gelip bizimle bağlantı kurmamışlar.ABD'nin teknoloji var diyemi gitmişler oraya, zaten ufolar var olan kendi teknolojileriyle geliştirirler gittikleri mekanı.Bence her açıklananı ve yazılanı dikkatli takip etmek gerekiyor.

Taymur ismiyle yazan arkadaşın tespitleri çok yerinde.tamamıyla katılıyorum.

Teşekkür ederim nurcan hanım.Aslında gerçekleri görebilmek ve farklı yazıları takip edip karşılaştırmak yeterli geliyor.Böyle büyük konularda ne kadar yetersiz kalsakta medya kullanılarak insanlara nasıl film izletildiği ortada.

Amerikan filmlerine bakıyorum da; bir göktaşı gelse hemen Amerikalılar bizi kurtarıyorlar,garip yaratıklar onlara saldıroyorlar bu işin hakkından yine onlar geliyor,çok gizli bir örgüt veya herhangi bir ülke dünyayı tehtit eden bir silah üretse yine kahramanımız onlar,ufolarla ahbaplık kuran onlar vs....bencede Amerika kendini dünyanın gözünde kahraman olarak göstermek derdinde.Ya benden olursunuz yada yokolursunuz projesi yürütüyorlar bana kalırsa.tamam teknolojileri birçok ülkeden çok daha ileride anladımda bu ufoların derdi Amerikan teknolojisimi yani?ne demeye onlarla bağlantı kuruyorlar?

 

herşey olabilir bu konuda.Teknoloji bakımında belki gerçekten bir iletişim ağına geçmiş olabilirler nedeni ise eğer ellerinde var ise ufo canlıları ve araçları bunlardan elde ettikleri yeterli materyallerle bağlantı kurabilmişlerdir.Efsaneye göre ufolar  Mayalarla iletişim halindeydiler....Sonuçta ufolar dünyadaki ülkeler arası dönen entiraklara bakmadan hareket edebilirler.Bütün bu olaylar ya senaryo ya da gerçek ben senaryo olmaması tarafıyım yoksa tüm hayallerim beklentilerim direk çöpe.

 Dünya dışı zeki canlılar bir çok ülke ile iletişim halindeler. Mesela Rusların yaptıkları ve bugün bile derin gizemler barındıran Baykonov uzay üssü neden Kazakistan'da ıssız bir araziye kuruldu biliyor musunuz? Rusya, kendi uzay üssünü neden Kazakistan topraklarına kurdu? Bununla ilgili okuduğum kitapta ve izlediğim belgeselde (ingilizce) dünyada yaşamın doğuşuna şahitlik eden ve geçirdiğimiz evrimi bire bir takip eden Pleiadesliler 1960'lı yıllarda Rusya topraklarında UFO kazası geçirdiler. Ruslar ele geçirdikleri Pleiadesli canlılarla uzay çalışmalarına başladı. Onlardan elde ettikleri güçle bir çok hamle gerçekleştirildi. Bu kazanın görüntüleri hem Ufoloji.net'te hem de bir çok tv kanalda yayınlandı. Rusya bu görüntüleri dünya ile paylaştı. Sorumuza geri dönelim. Kazakistan'daki o arazi Pleiades takım yıldızının en net izlendiği alandı. Bu ABD' nin araştırmaları ile de kanıtlandı. Bu yüzden üs tercihi olarak o arazi seçildi.

Dünya dışı zeki canlılar sadece ABD ile iletişim halindedir, yargınız yanlış bir değerlendirmedir. Şu an üzerinde çalıştığım yeni yazılarda yukarıda anlattığım Rusya olayını ve Brezilya ordusunun dünya kamuoyuna açtığı ufo belgelerini anlatacağım.

ben yeni kayıt oldum aslında ndn sadece en fazla kuzey amerika kıtasında ve amerika da görülüyor dersiniz hiç düşündünüzmü??ban bakılırsa uzaylılar kuzey amerikada bir yere düşne metor parçalrını arıyorlar dünyada doğal olarak bulunmayan çok yüksek enerjili bir madde ve amerikalılarda yardım ediyorlar ama sadece amerikaya düşşek hali yokya dimi dünyanın dört bir tarafına düşmüş bu bu maddde metorlar yardımı ile vemayalar şuan bizim şu teknoloji ile bildiklerimiz onlar o ilkel zamanlarda biliyorlarda yani yakında ipler kopacak neler olacak neler görüceksiniz.bide şunu eklemek istiyorum 400 yıllık bir geçmişi olan bir amerika 1 yılı geçik türkler den daha iyi teknolojiler üretebiliyor ve bunuda sadece 400 yıl içerisinde yapıyorlar bunuda düşünün isterseniz ufolar sayesinde olmuş olma olasılığı çok yüksek bence

  Herhangi bi yerden okunan şeyleri kendininmiş gibi söylemek , bence tartışma alanında kuraldışı bir davranıştır.O yüzden arkadaşlar ekşi sözlük ve ya bilimum başka internet sitelerinden yazıları okuyup lök diye buraya yorum diye koymak fuzulidir.Hiçbir gereği yok lütfen orjinal olalım...

LORD DİĞER YAZILARINIDA MERALA BEKLİYORUM. TEŞEKKÜRLER

Dünya dışı yaşamlar  olduğundan adım gibi eminim.

Fakat insanoğlunun kendine benzemeyen canlılara karşı takındığı  saldırgan tutum sebebiyle bu gün için

bu canlılarla kitlesel temas kurabilmesi çok zor.

Amerikanın filmlerde genelde kurtarıcı rolü üstlenmesi beni son derece rahatsız etmektedir.

Amerika dünyadaki tek gelişmiş ülke olduğunu zannetmekle çok yanılmaktadır.

Amerika sadece beyin göçü alan merkez oluşu sebebiyle gelişme kaydediyor.

Ama çok kısa zamanda Türkiye de Amerikadan daha cazip hale gelecektir.

Gelecek geçmişte olduğu gibi yine Türklerin olacaktır.

Lord bu arada eline sağlık.
Yeni yazılarını bekliyorum.

area 51 dreamland videosundaki uzaylı canlıların yüzlerinde hiçbir mimik hareketi göremedim.üzerlerine kostüm giydirilmiş insandan başka birşey değiller.ayrıca uzaylının yanında onunla konuşurken sigara içen bir görevli var.eski görüntü süsü verilmiş bir saçmalık. uzaylı bir canlı ile diyalog kurmaya çalışırken area 51 de nasıl olurda yanında sigara içilebilir.

lord çok gsll bilgi vermişsin bilgilerini bizle paylaşırsan sevinirim :))))) sonuçta bu siteye üzye olan insanlar bilgilenmek bildiklerini aktarmak anlatmak için burdalar o yüzdennn senin gibi ark ve bilgili ark mümkünse aktarsın :)))))

ABD'nin uzaylılarla ne gizli nede aleni herhangi bir anlaşma yaptığını veya yapabileceğini açıkçası düşünmüyorum. Şunun altını hemen çizelim ki dünya dışı yaşam gerek mikro gerek makro anlamda kesinlikle vardır. Bizim gibi biyolojik bedene sahip olanı da, bakteri suretinde olanı da mutlaka var. Fakat anlaşma dediğimiz iki tarafın mütabık kalacağı bir tür diyalog değil midir? Bunu devlet bazında düşünürsek muhakkak yazılı olması gerekir. Bu ABD nasıl oluyor da telepatik olarak anlaştığı söylenen akıllı formlarla anlaşma sağlıyor? ABD'nin telepatik olarak birileriyle anlaşması mantık çerçevesinde kesinlikle imkansızdır. Fantastik olarak düşünmeyelim lütfen arkadaşlar. Ancak teknoloji hırsızlığı yapıyor olabilir. Birbirlerine girift olmuş dünya dışı teknolojik devreleri, elementleri ayırmış ve tetkik etmiş olabilir. Hatta bizim UFO tabir ettiğimiz uçabilen fakat tanımlayamadığımız cihazların teknolojilerini dahi çalmış ve taklit etmiş veya keşfetmiş olabilir. Belki de ABD hava kuvvetlerinde çoktan yerini aldı bu UFO benzerleri..

   Anlaşma? ne için anlaşma? Galaktik yasalar mı? Tamam bir yasa olabilir belki bizim henüz anlayamadığımız. ABD insan haklarına, devletlere, değerlere bu kadar duyarsız ve sömürgeci tutumuyla mı anlaşma imzalayacak? Hemde tüm dünya insanlarını bağlayacak Galaktik bir anlaşma! Öyleyse bu uzaylılar sandığımız kadar akıllı değil.

   Diyelim ki öyle abarttığımız gibi Galaktik yasalar falan yok. Sadece teknolojik anlamda bir anlaşma bu. Öyleyse neden ABD? Halbuki ilk uzaya çıkanlar Ruslar değil miydi? tam anlaşacaklarken Sovyetler yıkıldı ve anlaşmalar suya düştü! tüh.. Yada şöyle düşünelim.. Sizin teknolojiniz çok ileri ve size göre çok ilkel bir toplulukla teknoloji vermek karşılığında bir anlaşma yapacaksınız. Karşılığında bu ilkel topluluktan ne alırdınız? Hayır işlemek istiyorsanız anlaşmaya gerek yoktur.

   Ayrıca anlaşmanın muhtevası nedir? İki tarafı bağlayan maddeleri nelerdir? kesinlikle hayal ürünü.. ABD'nin her alanda uyguladığı psikolojik sarhoşluk ve düşünsel gürültü yaratma.

   Dünya dışı yaşam kesinlikle vardır. Teknoloji bizim dünyamıza muhakkak verilmektedir. Öyle ki tek başına telefon yada modülasyon ve demodülasyonun icadı dahi orta çağda birbirlerini kesen, kilise baskısından herhangi bir alt yapı oluşturamamış toplumlar tarafından 100-200 yıl içerisinde bulunması bile bir entersan.. Bu teknoloji nereden geldi? Anlaşma (kaldı ki şahsımı bağlar ve sadece benim fikrimdir.) tamamen uydurmadır.

   Biraz uzun oldu fakat vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sıkı konu açan arkadaşa teşekkürler.

 hknevc adlı arkadaşın dedikleri daha mantıklı geldi bana

Anlaşma dediğimiz şey illa iki tarafın menfaatleri doğrultusunda birbirinden fayda alışverişi yapması değildir.Ben konuya şu açıdan yaklaşacağım : Abd nin bi şekilde eline geçen dünyadışı varlıklar(öyle olduğunu varsayıyorum) , teknolojilerini insanlığa katkı için vermeyi kabul edebilir ve varlıklarının kaos olacağından dolayı açıklanmamasını isteyebilir.Aynı şekilde Amerika da dünden razı olduğu için bu tür olayları saklamaya, her iki taraf da ortak bir düşüncede buluşabilir.Yani olaya bu yönden bakıldığında bu da bir tür anlaşmadır.Belki akla şöyle bi soru gelebilir: dünyadışı varlıkların ne menfaati olacak?  belki de onlar insanlara yardım etmek için buradadır o zaman belli bir mantık kurulabiliyor.Ama tabi bu olaylar çok gizli ve bulanık söylemlerden ibaret.Bu yüzden sadece varsayımlarla konuşabiliriz.

hknevc isimli arkadaş uzaylılarla Amerikanın bir anlaşma yapmadığından bahsetmiş. Ancak son ikiyüz yılda elde edilen ilerlemenin uzaylılar tarafından insanlara verilen bilgiler sayesinde olduğunu belirtmiş. Üzülerek onun bu düşüncesine katılmadığımı söylemek isterim.

Benim düşünceme göre uzaylılar Amerika ile bir anlaşma yapmadıkları gibi teknolojik ilerleme konusunda da biz insanlara yardımcı olmadılar. Son ikiyüz yılda ortaya konulan ilerlemeleri ani bir gelişme olarak görmek bence yanılgıdır. Ancak bu yanılgı bazı tarihsel gerçekleri bilmemekten kaynaklanıyor olabilir.

Daha önceki yazılarımda bilimsel ilerlemenin uzun bir zaman diliminde olduğunu belirtmiş hatta bu konuda bazı örnekler vermiştim. Ancak burada şunu belirtmek isterim. Bu durum Avrupa'da Gutenberg tarafından matbaanın icad edilmesinden sonra değişmiştir. Hemen belirtmeliyim ki matbaanın ilkel örnekleri Çinliler tarafından kullanılmıştır. Ancak yaygın ve kullanışlı hale gelmesi Avrupada olmuştur. Elbetteki ilk amaç daha fazla İncil basabilmekti. Gutenberg'in koyu bir hristiyan olduğunu belirtmek isterim.

İnsanlar Gutenberg'in icadı sayesinde sadece İncil'i değil bilimsel içerikli kitaplarını da basabileceklerini fark ettiklerinde dünya'nın kaderi değişmiş oldu. O zamana kadar on yıllar alan ve pahalıya mal olan kitap yazımı bir kaç ayda halledilebilir hale geldi. Ve ucuza mal olmaya başladı. Bu durumda tabii ki zaman içerisinde nitelikli bilimsel eserlerin artmasını ve belirli bir külliyatın oluşmasını sağladı. Öyle ki 19. yüzyıla gelindiğinde Avrupa'da bilimsel deneyler yapmak bir hobi hatta moda olmuştu.

Bu durum elbette düşünen insanları daha da kamçıladı. Bu külliyatın oluşmasında fetihten sonra İstanbuldan kaçan Bizaslı aydınlarında bir parça rolü vardır. Çünkü onlar sayesinde Eski Yunan'a ait metinler okunmuş ve o Helenistik çağdaki bilgiler tekrar gün yüzüne çıkartılmıştır. Burada hemen şunu vurgulamak isterim ki bu bilgiler zaten İslam alimleri tarfından çözümlenmiş ve hatta pratiğe dökülmüştü. İlk robot'un el cezeri tarafından üretildiğini okumuştum bir ara Bilim ve Teknik Dergisi'nde. Bizler bu gün iki bilinmeyenli denklemleri çözemezken Harezmi tarfından beş bilinmeyenli denklemler çözülebiliyordu. Avrupa'nın matbaayı bulması dengeleri tam anlamı ile değiştirdi. Bilgi o zamana göre görülmemiş bir hızla yayılmaya başladı. Bu yayılmadan kilise bile korkmuştu. Ancak baskılar sonuç vermedi. Artık hem İslam dünyasından öğrendiklerini hem de Helen uygarlığına ait bilgileri birleştirdiler ve kendilerini Hindistana ulaştıracak bir yol aramaya koyuldular. Colomb Amerikayı keşfettiğinde elbetteki Hindistanı bulduğunu zannediyordu. Ancak Yeni bir kıta keşfettiklerini ilk anlayan Amerigo Vespuçi olmuştur. O kıtaya onun adına Amerika denmiştir. 

İnsanoğlu 18. yüzyılda buhar gücünden yararlanabileceğini anladığında sanayi devrimide başlamış oldu. Bu öyle bir devrimdi ki insanlığın tüm çehresini değiştirdi. İnsanoğlunun tarımı öğrenmesi ve tarımın yaygınlaşması on bin yıl almıştı. Sanayi devriminin yayılması ise sadece ikiyüzyıl. Çünkü devletler dev fabrikalarını çalıştırmak için kömüre ihtiyaç duyuyorlardı. Ve o kömür Avrupa'da yoktu. Böylece sömürgecilik yarışı başladı. Özellikle petrol ile çalışan arabaların icadından sonra bu iş tamamen çığırından çıktı.

Burada özellikle şunu belirtmek istiyorum. Avrupa ortaçağı sanıldığı kadar karanlık değildir. Ayrıca İslam alemi'de bilimin bir çok alanında Avrupa'dan daha ileride idi. Yukarıda değindiğim gibi matbaanın icadı Avrupa için önemli bir değişiklik olmuştur.

Kısaca özetlersek bilimsel gelişmeler son ikiyüz yılın ürünü değildir. Binlerce yıllık bir mirasın özellikle Avrupalı bilim adamları tarafından yeniden yorumlanması ve bunların üzerine yeni bilgilerin eklenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu konuda özellikle 19. yüzyılda yetişen bilim insanlarının büyük emeği vardır. Bir Michael Faraday'ı, bir Thomas Edison'u (Edison'un ikiyüzden fazla icadı vardır) görmezlikten gelemeyiz. Nikola Tesla'nın önemi henüz anlaşılamamıştır.

Her önemli icadı uzaylılara bağlamak -lütfen beni bağışlayın- insan zekasını küçük görmek demektir.

Bu konuda son olarak şunu söylemek istiyorum: Amerikalıların elinde gerçekten bir ufo varsa bile o teknolojiyi çözmek için yine de belirli bir bilimsel kapasiteye sahip olmak gerekir.

Doğru bugüne kadar herhangi bir icadın uzaylıların yardımı ile gerçekleşti diye bir haber vaya bir bilgi görmedim.Yapılan buluşlar elbette insanoğluna ait, varolan buluşlar içinde öle yüksek bir teknolojiye gerek duyulmuyor.Ama şuan için yapılan ve icat edilen bilimsel çalışmalar akıl almaz bir şekilde ilerliyor ve gelişiyor.Şundan eminimki abd ve rusya gibi ülkeler ellerinde varolan ufo gemileriyle uzay üslerinde inanılmaz gelişmelere imza atmışlardır.İnsanoğlu geçmiştede yüksek bir teknolojiye sahipmiş diye geçen bir yazı okudum hatta dünya üzerinde yaşayan insanların yokolup tekrar dünyaya geldiğini ve yeniden sıfırdan bir yaşantı sürdğğünü okudum.Hatta bunun kanıtı olarak geçmişte yapılan savaşlarda kullanılan nükleer kaynaklar dünyanın sonunu getirmiştir ve tarihini bilmiyorum ama üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen nükleer kalıntılar bulunmuştur.Ayrıca geçmiş olan insanlığa ait bulunan bulgular şuan bile beni çok fazla etkiliyor eğer bir sıkıntı olmayacaksa forumda reklam gibi şu siteye bir göz atın eminim çoğunuz bunları görmüştür fakat bir yararı olabilir.

http://mum54.blogcu.com/bilimin-aciklayamadigi-36-kesif/5469583

zaten uzaylılardan bi bilgi aldıklarını veya onlarla anlaşma yaptıklarını söyleyecek değğğilller tabi yaptılarsa ama bence biraz da hayal gibi yhani :D uzaylılarla anlaşma fln insana çokta gerçekci gelmiyo 

   Değerli Ukikar'ın söylediği üzere bilim insanlarının yapmış oldukları buluşlar, özellikle matbaanın icadı ve yaygınlaşması, islam dünyasının batıdan önce bildiği ve çözümlediği matematiksel gerçeklikler ve cebir hesaplamaları yadsınamaz bir gerçeklik. öyleyse nedir benim söylemek istediğim şey? Şunu belirtmek isterim ki insanların birşey keşfedebilmeleri için bir hayal üretebilmeleri gerekmektedir. Yada kendilerine doğadan bir örnek almaları gerekmektedir. En basitinden durduk yere kimse görüntü ve ses naklinin (CRT televizyon) nasıl radyo dalgaları üzerinden gerçekleşeceğini düşünemez yada hayal edemezdi. Şimdi bunu da aştık. Tamamen uydu bağlantılı olarak digital hale getirilen görüntü ve ses verilerini işleyip dünyanın herhangi bir noktasında istediğimiz kişiye ulaştırabiliyoruz. Bu sistemi kuracak veya düşünecek teknolojinin kime nasıl ilham edildiğini hep merak etmişimdir.

   İnsanlık teknolojik anlamda daha emekleyemezken MS.1700'lü yılların başlangıcında ve sonlarına doğru adım atmaya, MS.1800-1900 yıllarda koşmaya başlamış, son olarak günümüzde ise tabiri caizse şaha kalkmıştır. 300 yıl öncesinden itibaren geriye doğru { ateşin icadına kadar :) } herhangi bir zamana giderseniz gidin mum ışığında oturan insanları görürsünüz. Bugün atomun quarklarını parçalamaya çalışan, CERN'de Tanrı'nın parçacığını arayan, Mars gezegenini fetheden, Ay'da su bulan bir insanlık. Benim söylemek istediğim bir hayal, bir ilhamdır. Bu ilhamın nereden geldiği işin ilginç tarafını oluşturmaktadır.Teknolojinin dünyamıza verilmesi hususunda söylemek istediğim de aslen budur. Yoksa direkt olarak dünya dışı yaratıkların gelip "alın bakalım bu radara yakalanmama aparatı, alın bu 3G'li telefon zerzevatı" gibi verilme bir teknoloji gerçekten komik olurdu.

   Başta değerli Ukikar olmak üzere diğer tüm konuyu yorumlayan ve enine boyuna tartışan, mantık yürütmemize olanak sağlayan, bildiklerimizi pekiştirmemize ve bilmediklerimizi öğrenmemize sebep olan arkadaşlarıma teşekkürlerimle.

 

İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)

Yeni doğmuş bir çocuk ortalama 6-9 ay sonra yavaş yavaş emekler,aşağı yukarı 10-12 ay sonra ayağa kalkar. koltuğa sandalyeye tutunarak ayakta kalmaya çalışır,sonra yine eşyalardan destek alarak adımlamaya başlar, bu adımlar hızlanır ve koşmaya başlar. mesele çocogun birkez ayağa kalkabilmesindedir. çocuk bunun kendisi için önemini birkez kavradımı arkasını çok çabuk getirecektir. insanlığın gelişimini de buna benzetebiliriz rahatlıkla.uzaylıların üstün varlık olma düşüncesine okadar takılıp kalmışızki kendimizi hafife alıyoruz.

İnsanlık için temel olan keşifler,icatlar yapıldıktan sonra arkasını getirmek çok daha kolay olmuştur. hiç bilinmeyeni bulmakla, keşfedilen icat edilen birşeyin üzerine birşeyler koyarak daha ileri şeyler bulmak farklıdır.varolan bir bilginin üzerine ekleme yapmak,değiştirmek,geliştirmek artık önünü alamayacağınız bir durumdur. iş ki o bilgi bilinmezlikten ortaya çıkarılabilsin.

yazdıklarınızın bilimsel hiç bir yanı yok. ufo'ların varlığını kabul etmeniz burada negatif bir ortam yaratamaycaksınız anlamına gelmez. abd ufo'larla anlaşma yapmış mı yapmamış mı? lord adlı üye -ki bana göre bu konuda uzman birisine benziyor- oturmuş, araştırmış ve mükemmel bir yazı kaleme almış. yok bu olamaz, yok bana göre gerçek değil, yok ben kabul etmiyorum. bir de yazılanları tartışsak diyorum. ortadaki iddialar gerçekten çok ciddi. ve güçlü kanıtları da var. lazar ile falcom'un anlattıkları yüzde yüz örtüşüyor. bu iki adam birbirlerini hiç görmeden nasıl olurda aynı şeyi anlatırlar? mantıklı yazar isek sevinirim. sana göresi bana göresi olmaz bu işin. eğer ortada realiteler varsa bunlar üzerinden tartışmak lazım. ayrıca bilim süreç içinde ilerler. doğrudur. ama ben sadece şu örneği vereceğim. microsoft'un ürettiği internet expolere, word, excel, power point ... ofis yazılarımının yazılım kodlarının olmadığını biliyor muydunuz? b.gates tesadüfen bulduğunu iddia ediyor, ama yazılım kodları istendiğinde de kodları bilmediğini açıkça söylüyor. kodları araştıran herkesin eli boş. kimse kaynağı anlayamıyor. ne demek istediğimi sanırım anladınız. yani bilim her şeyi anlatamıyor maalesef...

Alkapon rumuzuyla yazan arkadaşım Bil Gates'in Windows'a ait kodları bilmedğini ve tamamen tesadüf eseri geliştirdiğini yazmış. Hemen söylemek isterim ki o kodlar Amerikan Savunma Bakanlığının elindedir. Ve açıklanmaları Amerikan mahkemeleri tarafından yasaklanmıştır. Ancak çok ileri düzeyde Hackerlik yapanlar bu kodları çözebilmektedirler. Onların sonuda hapishane olmaktadır.

Sizi bir konuda uyarmak isterim. Google'da bir arama yapmak istediğiniz zaman yaptığınız giriş Amerikan Savunma Bakanlığına ait bilgisayarlar tarfından kontrol edilir. Sizin aradığınız şey onlar için tehlikeli değilse arama yapmanıza izin verilir. Değilse çalıştığınız bilgisayar takibe alınır. Bu cep telefonlarında bile uygulanan bir yöntemdir. Bu konuda tek söyleyeceğim şey: ''Büyük Kulak'' her şeyi duyar ve dinler.

biz de bing.com u kullanırız :))

bing.com microsoft'un değilmi?

 

Bende zaten açılan konulardan şikayetçi değilim. tartışma diyorsak, burada yaptığımız şeyde o. kimin nasıl yazmamı isteyip istemediğini belirlemek gibi bir yetkisi olduğunu sanmıyorum. sitede belli kurallar var ve bu kuralları ihlal eder bir durumda söz konusu olmadığı müddetçe sorun yok demektir.ayrıca burada herkes olayları aynı şekilde irdeleseydi, tek yönlü bakılsaydı burada fikir jimnastiği yapmanın bir espriside olmazdı. şu ana kadar yazdıklarımı dikkatle okuyanlar olayı tek yönlü değil bütün olasılıklarıyla gözden geçiren yazılar yazdığımı görür. işin bilimsellik kısmına gelince, ben bilim adamı değilim. kendi bilgilerim ekseninde yorumlar yapmam çok normal. bu yüzden yazdıklarıma cvp verirken şunu yapamazsın, bunu diyemezsin tarzında emrivaki tavırlara girmeyin benim gözümde hiçbir hükmü yok. yazdıklarımın aksi düşüncelerinizi belirtmek istiyorsanız buyrun yazın bende cvplayayayım. eğerki sakıncalı bir durum söz konusu olursa bu sitede yetkili olan kişiler var zaten.

Güzel ...

şahane.. bu bilgiler nereden biliniyor?... bu kişinin yazdıklarına şaşırmaya devam ediyorum..

hknevc'e...

Biraz tuaf kaçacak ama Gelecekten gelen ziyaretçiler ne kadar insanlığın ufkunda belirginliğe doğru gidiyorsa,İnsanlığın geçmişide bir o kadar inanılmaz derecede şişirme yapılmış Tarih olarak arkamızda kalıyor..Yani ben Taş devri,bronz vs gibi dilimlenmiş tarihlerin içinden damıtılmış bir uygarlık olarak bugünlere geldiğimize inanmıyorum artık..Tarihi yazanlarda hiçde inandırıcı gelmiyorlar bana..Osmanlı Tarihini bile gerçeği ile herkes okumuşmudur yoksa Saatli maarif kronolojik osmanlı takvimi mi ?Yanlış anlaşılmasın Okuldayken Bizim Tarih bize layiki ile aktarılmışmıdır diyorum sadece..Darwine bile kahkahayla gülmek gerekiyor.

Sayfalar